Posts Tagged ‘sex hikayesi’

34 yaşında dışarıda kapalı giyinen bir kadın nadiye yengem 170 boylarında sarışın yeşil gözlü tombulca bir bayan kalçaları

çok geniş memeleride oldukça büyük yolda yürürken kalçalarının geniş olmasından ellerini kalçalarının yapısından dolayı vucuduna fazla yaklaştıramıyor ve kenarlara biraz açarak yürüyor beli çok fazla kalın değil, yani kalçalarla göğüsler arasında harika bir beli var mükemmel dolgun dudakları

olan bir kadın karşında konuşurken sanki dudakları seni emiyormuş gibi hissetiriyor insana ben nadiye yenge ye aydın amca ile

evlendiği günden itibaren hep ilgi duydum aslında onun oturuşlarını yürüyüşlerini falan hep dikkatlice süzerdim evde ve aile arasında çok rahat

bir kadındı giydiği elbiseler bol olurdu çoğunlukla eğildiğinde falan göğüsleri görünürdü ben onun memelerine bayılırdım bize geldiğinde yada onlara gittiğimizde aşağı eğilsede memelerini görsem diye hep onu takip ederdim bu yıllarca hep böyle sürdü bir süre sonra fark ettim ki

nadiye yengem benimle aynı ortamlarda olduğu zaman hep frikikler veriyordu benim onu izlediğimin farkındaydı sanırım ve o bu durumdan hoşlanıyordu

çünkü gereksiz yere hareketler yapıyor ve bacaklarının göğüslerinin görünmesini sağlıyordu. bu durumu fark ettikten sonra ona kendimi sanki daha yakın ve ilgili hissetmeye başladım ara sıra bana el şakaları yapıyordu bir gün yine öyle boynumdan tutup beni kendine doğru çekti sanki güreşci gibi el ense yaptı ve zafer in ( benim adım ) benim gibi şişman bir karısı olsa ne yapar acaba dedi oradaki grupta annem ve annemin zeyzesi birde .

mahalleden bir kaç kadın i vardı bende ne olacak

bir erkek karısıyla ne yapıyorsa ben de onu yapardım dedim bunun üzerine oradan biriside seni biraz haşat ederdi galiba dedi

bende belli olmaz orası ben genç birisiyim orada durun bakalım dedim nadiye yengede oradan bana bakıp gülüyordu. Sonraki gün ekmek almak için az ötedeki markete gittim sabahtı, markete girdiğimde nadiye yengede ekmek alıyordu sonra birlikte çıktık marketten ve eve doğru

yürümeye başladık bana dünkü söylediklerim konusunda özür dilerim ulu orta pek uygun olmadı sanırım senin alay konusu olmana zemin hazırlayan laflar attım ortaya sanırım dedi, ben aslında o amaçla söylemediydim yani oraya varacağını düşünemedim durumun aman sorun etme ben

unuttum bile dedim hem ne olacakki bende cevabını verdim işte senin gibi bir karım olsa onu tatmin etmesini bilirim ben diyerek yürümeye devam ediyorduk sonra bak sen şuna bu laftan bana da pay çıkardın ama sende hani diyerek gülüyordu .

bende sen durup dururken attın ortaya bu lafı ve kendini dahil ettin dedim neyse artık bırakalım bunları diyerek evlerimize gittik. öğle saatleri idi nadiye yenge bize geldi annemin yanına mutfağa gitti onunla bir süre sohbet falan ettikten sonra

ben gidiyorum çok kötüyüm diyerek kapıya doğru yöneldi bende o .

sırada ayakkabılarımı boyuyordum kapının önünde bana doğru bakarak şu zaferin

ahı tuttu herhalde dedi kafamı yukarı kaldırıp hayırdır ne oldu dedim ne olacak boynumu belimi oynatamıyorum tutuldu dedi yok

canım sen ani ters bir hareket yapmışsındır adelelerde kasılma olmuştur benimle ilgili bir şey değil yani dedim eee ne olacak şimdi ya dedi ben yaptım madem sana masaj yaparım geçer diyerek takıldım ona o da yaaa yapsana ölüyorum ağrıdan biliyorsan

dedi ben aslında öylesine söylemiştim ama masaj konusunda oldukça yetenekliyim annemde çok iyi masaj yapıyor yapsın falan deyince tamam demekten başka yol kalmadı hadi gidelim bize dedi ve az ilerde onların eve gittik evde kimse yoktu eşi işteydi iki

kızı vardı onlarda okuldalardı eve gittik oturma odasında kanepenin üzerine uzan sen yüz üstü dedim ben boynuna omuzlarına masaj yapayım dedim tamam bir saniye dedi üzerinde tişört ü vardı onu çıkardı böyle oluyor herhalde değilmi dedi ben aslında evet

ama çıkarmasanda olurdu dedim hadi başla sen dedi bana üzerinde sütyeni vardı ben boynuna omuzlarına masaj yapmaya başladım oradan sırtına

doğru falan indiriyordum ellerimi istersen ellerine takılıyor sütyeni çöz arkadan dedi bende çözdüm ve sırtlarına kollarına boynuna her yerine masaj

yapmaya devam ediyordum çok güzel yapıyorsun sen harikasın dedi bana, ve yüzünü döndü yani sırt üstü uzandı ve birazda bu taraftan devam et dedi döndüğü zaman göğüsleri tamamen açıkta kaldı o kadar diri ve irilerdiki gözlerimi alamadım bir an uçları kocamandı ne o hiç kadın göğüsü görmedinmi daha önce dedi doğrusunu söylemek gerekirse bu kadar iri ve güzel olanı görmedim dedim o arada kendimi onlara dokunmaktan alamadım hiç sesini çıkarmadı sonra hadi devam et masaja dedi bende hem göğüslerini hem

omuzlarını okşamaya devam ettim gözlerini kapatmış öylece yatıyordu o arada erkekliğim o kadar kalktıki pantolonumun içine sığmıyordu artık sıkışmıştı bir kenarda ona çaktırmadan düzelteyim dedim bir elimle ben elimi onun .

üzerinden alınca hafifçe göz ucuyla baktı beni gördü o arada hafifçe gülümsedi bende ne gülüyorsun ben erkeğim ne olmasını bekliyordun bu manzara karşısında sen benim hayallerimdeki kadınsın deyiverdim bir anda bana gözlerini hafifçe açarak baktı ve demek ben senin hayallerindeki kadınım öylemi dedi ne düşünüyordun hayallerinde peki dedi bak bunları

dedim ve eğilip memelerinin uçlarını emdim sonra bana baksen şuna dedi ve başka neler peki al sana gerçeği dedi sanki rüyadaydım kulaklarıma inanamıyordum ellerimi eteğinin altına doğru soktum bacaklarının iç kısımlarını kilotuna kadar ellerimle bir aşağı bir yukarı okşuyordum diğer taraftan da memelerinin uçlarını emiyordum sonra onu ayağa kaldırdım ve .

eteğini , kilo dunuda çıkardım belinden tutup ellerimi arkasından poposunun

ve kalçalarının üzerinde dolaştırıyordum o kadar iri poposu vardıki elimle onları sıkıp hafifçe şamarlıyordum sonra aşağı doğru eğildim o ayakta

bende önünde iğilmiş amını okşamaya başladım bacaklarını araladım ve amını iyice ortaya çıkardım elimle bir taraftan onu tatmin ediyor dilimlede

emmeye devam ediyordum bir süre sonra kalçalarını ileri geri oynaymaya başladı eliylede kafamı amına bastırıyordu ben daha fazla dayanamıyorum dizlerim çözülüyor diyerek uzandı hadi erkeğim al beni dedi sonra seni çok istiyorum daha fazla dayanamıyorum azdım artık çıldırdım diyordu bu arada bende elbiselerimi çıkardım ve unun üzerine doğru uzandım beni öpüyor ve ısırıklar atıyordu arada bir sert ısırıklar oluyor ve

canımı hafif acıtıyordu fakat diğer taraftan da onun bu şehveti benide azdırıyordu boynumun altlarını öyle emiyorduki sanki vakum gibi çekiyordu

bende hafif balık etli bir vucuda sahibim bana harikasın diyerek göğüslerimi sıkıyordu artık bende çıldırmıştım adeta amına sokmaktan başka bir

şey düşünmüyordum bacağının arasını açıp amına sikimi soktum amı çok sulanmıştı kaygandı içi, bir anda sonuna kadar içine girdim

beni kalçalarımdan kollarıyla sıkıca tutup kendine doğru bastırıyordu bende o muhteşem kalçalarını ellerimle okşuyor onu kendime doğru çekip amına girip çıkıyordum sonra sikinin üzerine oturmak istiyorum dedi ben uzandım .

sonra o da ata biner gibi sikimin üzerine oturup kalkmaya başladı onun 85 kiloluk vucudunun ağırlığı ile sikim sonuna kadar içine giriyordu tamamen o beni, bende onu sonuna kadar birbirimizi

hissediyorduk amının derinliklerinde sikimin ucuna bir şey sanki dokunup dukunup çekilmeye başladı bir süre sonra kendini iyice kastı ve tamamen üzerime bastırdı ve orgazm olduğunu hissettim o sırada bende içine boşaldım…

merhaba ben aysel 34 yasindayim sizlerle yasadigim animi paylasacagim esimle birlikte bir ciflikte yasiyoruz ciflikte iki de coban var cifligin icinde 3 ev var birinde biz diger evde cobanlar oturuyor patron genellikle yurtdisinda olurdu bende rahat elbiselerimle ciflikte dolasiyorum koama yardimci oluyorum bir gun ahirlari dolasmaya gidiyordum cobanlan evlerinde konusmalarini duydum gizlice dinlemeye basladim beni konusuyorlardi devamli dikizliyorlarmis ben tuhaf olmustum ikiside bekardi beni bir heycan aldi beni sikeceklerini konusuyorlardi sonra onlara bol bol frikik vermeye basladim ok yaydan cikmisti artik bende onlari hayal etmeye basladim bir aksam onlarin dolastigini gordum evin onunden gecerken yatak odasinin perdesini actim ustumu actim kilot ve sutyenim vardi ben onlari gormemezlikten geliyordum onlara frikik veriyordum bastan cikariyordum kocamla cok iyi arkadaslardi kocam bazan cobanlari cay icmeye cagirirdi ben caylarini verirken hafif egilip goguslerimi sergiliyordum onlarin yaninda rahat oturuyordum ertesi sabah kocama telefon geldi babasi hastalanmis hastaneye yatirmislar kocam hemen ankaraya gitti 4 gun orda kalacakti giderken cobanlara beni emanet etti bende heyacan dorutaydi cobanlarin biri osman digeriselim idi aksam oldu yemek hazirladim onlari davet ettim yemekden sonra caylarimizi icmeye basladik sessice oturuyorlardi ben hemen sohbete basladim neden konup sohbet etmiyorsunuz dedim yavas yavas konusmaya basladalar rahat olmalarin soyledim ben onlara neden evlenmediniz dedimbu arada ben iyice acilp sacilmistim osman senin gibi guzel ve seksi kadin bulamadik dediler bende bulursunuz insaallah dedim selim bana film ilemek istediklerini soylediler bende peki seyredelim dedim selim dvd yi koydu bir baktim porno film ben artik iyice gevsedim birden bana sarilmaya basladilar beni soyup opmeye basladilarselim dudaklarima yumuldu osman amimi yaliyordu ben iyice kudurmustum artik hemen selimin sikini emmeye basladim iyice cosmustuk artik benidomaltip osman amima sokmmaya basladi selimin sikini memelerimin arasina surtuyordum sonra selim arkama gecti osmanin sikini agzima alip emmeye basladimselimin siki osmanin sikinden buyuktu selim siktikce bagiriyordum iyice zevke gelmistim dunyalar benimdi sanki selim amimi sikerken gotumu parmakliyordu ne olur beni sabaha kadar sikin diye bagiriyordum sonra osmanin kucagina oturdum sikini amima soktum ziplatmaya basladi selimin parmaklari gotumun deligideydi beni iyice azdiriyoru selim sikini yavas yavas sokmaya basladi ben ciglik atiyordum canim yaniyordu gotumden hic sikismemistim kocam beni hep amimdan sikerdi gotumden sikilmek cok hosuma gitmeye basladi osman da kalkti o dagotumden sikmeye basladi vur osmanim vur diye bagirmaya basladim sonra ikiside gotumun icine bosaldilar ben onlara biraz dinlenin biraz sonra devam ederiz dedim bir saat sonra tekrar sevismeye basladik egilip ikisininde sikini emmeye basladim artik bu gece onlrin kolesiydim osman memelerimi mincikliyordu selim amimi ve gotumu barmaklamaya basladi beni yataga uzattilar beni tekrar sikmeye basladilar bu sefer selimin ustune oturdum sikini amima kokune kadarsotu ben derin bir ooohh cektim sikinin ustunde zipliyordum selimde oohh demeye basladi bu arada osmanda sikini yavas yavas gotume sokmaya basladi ben tekrar ucmaya basladim beni oyle bir sikiyorlardi amimdan gotumden sular gelmeye basladi benosmanla selime beni kocamdan daha iyi siktiklerini soyledim onlada bana sen ne zaman istersen biz seni doya doya sikeriz dediler beni sikmmeye hizla devam ediyorlardi amimi gotumu dagittilar ben artik kendimde degildim snra ikiside agzima bosaldilar bu unutulmaz gece sona ermisti sonra ucumuz banyoya girdik ikisi beni yikadilar keselediler bende onlari yikayip keseledim sabah olmustu bana gece icin tesekkur ettiler bende onlara beni cok mutlu ettiklerini soyledim bir kac gun sonra kocam gelmisti osman ve selim hogeldin demeye geldiler koccm onlara isler nasil gitti diye sordu onlarda iyi abi dediler aksam oldu kocam benimle sikismek istedi bende hemen syundum sikine sarildimskismeye basladik benim aklim hep osman ve selimdeydi sonra kocama beni gotumden sik dedim oda hemengotumu sikmeye basladi bana hayirdir askim bu gun gotunden sikismeyi istedin diye sordu bende porno filmlerden etkiledigimi soyledim daha sonralari firsatini buldukca osman ve selimle sikisiyorduk.. Begenen arkadaşlar düşüncelierini yorum yazabilirlermi acebaa

32 yaşındayım, adım Nahit. Yıllarca bir fabrikanın müdürlüğünü yaptıktan sonra, 7 yıldır tecil ettirdiğim askerliğimi yapmak için müracatta bulundum. Fabrikada tüm personel tarafından sevilen, sayılan, aynı zamanda çok otoriter biriydim. Fabrikanın yemekhaneden sorumlu aşçısı, Erkan isminde genç biriydi ve iki ay önce 17 yaşında bir kızla evlenmişti. Düğününe beni de davet etmiş, ben şehir dışında olduğum için düğünlerine gidememiş ve evlendiği kızı görememiştim, fakat çokta merak ediyordum. Bu arada erkan benden çok korkar, aynı zamanda çokta saygı gösterir, her zaman günlük menü dışında bana özel yemekler yapar, bazen de, “Müdürüm bir gün seninle kafaları çekelim, mezeler benden!” derdi. Ama bir türlü işlerimizin yoğunluğu nedeniyle fırsat bulamamıştık. Neyse günüm geldi işimden ayrıldım ve askere gittim. Askerden geldikten sonra oturduğum apartmanın altında boş olan bir dükkanı kiraladım ve inşaat malzemeleri üzerine bir işyeri açtım. Aradan 6 ay kadar geçmişti, bir gün fabrikaya eski patronumu ziyaret için gittim. Fabrikada benim dönemimden çalışan hiç kimse kalmamış, bütün personel yenilenmiş, patron işleri baya bir küçültmüştü. Çalışanlara yemekhane sorumlusu Erkanı sordum, onun da işten ayrıldığını ve yemeklerin tabildottan geldiğini söylediler. 15 gün kadar sonra bir gün sabah dükkanın önüne bir sandalye atıp güneşlenirken, motorlu birisi önümden geçti ve Erkana çok benziyordu. Ama güneş gözlüğü taktığı için tam emin olamadım. Aynı kişi akşam üzeri tam ters istikamete doğru geçince, ben sabahları ve akşamları yola bakmaya başladım ve her gün geçiyordu. Bir kaç gün sonra akşam geçerken ben bunu durdurdum, evet Erkandı. Beni görünce baya bir şaşırdı, “Oooo müdürüm!” deyip elime sarıldı. Dükkana davet ettim. Hoş beşten sonra, “Bir kaç gündür görüyorum ama emin olamadım, her gün bu caddeden nereye gidiyorsun?” diye sordum. Yeni taşınmışlar, evi caddenin sonundaki varoş mahallesinde imiş ve başka bir fabrikada aşçı olarak çalışıyormuş… Baya bir hasret giderdikten sonra, motoruna bindi, giderken de, “Müdürüm, ailecek te görüşelim, buralarda hiç çevremiz yok, herkes kendi halinde, bari sizinle gidip gelelim, hanımın ve çocuğun çok canı sıkılıyor!” dedi. Okeyleştik ve “İstediğiniz zaman buyurun gelin!” dedim. Akşam durumdan eşime de bahsettim. Bu arada ben 8 yıllık evliyim ve 4 yaşında bir çocuğum var. Erkanın da hemen bir çocuğu olmuş ve bir buçuk yaşına girmiş. Eşim, “Olabilir, eğer hanımı kafadengi birisi ise, benim de canım sıkılıyor aslında, benim içinde iyi olur.” dedi. Erkan bir kaç gün sonra dükkanın önünden motorla geçtiğinde bu sefer arkasında başörtülü, pardesülü kapalı bir bir bayan ve kucağında bir çocuk vardı. Ofisimde olduğum için onlar beni görmedi, ama ben çok şaşırmıştım, karısının kapalı biri olabileceğini hiç düşünmemiştim ve ilk defa görüyordum, fakat çok hızlı geçtikleri için doğru dürüst görememiştim. Cumartesi akşam üzeri Erkan dükkana uğradı ve “Müdürüm, müsaitseniz Pazar günü size gelmek istiyoruz?” dedi. Karıma telefon açıp müsait olup olmadığımızı sorduğumda, karım da, “Müsaitiz müsaitiz, buyursunlar gelsinler, hatta biraz erken gelsinler kahvaltıyı da birlikte yapalım!” dedi. Pazar günleri işyerini açmıyordum, Pazar sabah erkenden kalkıp unlu mamül fırınına giderek Simit, Poaça ve Börek aldım ve beklemeye başladık. Saat 10:00 gibi geldiler, kapıda karşıladık. İçeri geçtiler, “Hoşgeldin!” diyerek eşine elimi uzattım ve tokalaştık. Ama ne tokalaşma! Elleri ateş gibi yanıyordu! Samimi bir şekilde, “Ben Hayriye!” dedi. “Ben de Nahit!” dedim ve ekledim, “Bu arada siz hasta olacaksınız galiba, ateşiniz var!” dedim. Hayriye hafif gülümseyerek, “Yok, benim doğal halim bu!” dedi. Erkan da, “Müdürüm ben kışın soba kullanmıyorum, Hayriyenin teni çok sıcaktır!” dedi, gülüştük. Hayriye minyon tipli, hafif çukur gözlü, beyaz tenli, yüzü ve vücut yapısı süper güzel bir kadındı. Ona bakmaktan kendimi alamıyor, fakat göz göze gelmeye de korkuyordum. Kahvaltı masasına geçtik. Hayriye çocuğu uyutmak için yan odaya geçti. Bu arada biz masaya oturunca, ona benim karşımdaki sandalye kaldı. 5-10 dakika sonra geldi ve karşıma oturdu. Derin bir kahvaltı sohbeti, yaz olduğu için balkon kapısı açık, güzel bir ortam, kakara kikiri 2 saat kadar masada kaldık. Hayriye kapalı olmasına rağmen çok hoş sohbet, biraz utangaç ama konuşkan birisiydi. Kahvaltıdan sonra biz balkonda koyu sohbete dalmışken, hanımlar bulaşık falan derken öğlen oldu ve hanımlar yanımıza gelerek pikniğe gitme teklifinde bulundular. Hazırlıklar yapıldı pikniğe gittik. Vaktimiz çok güzel ve eğlenceli geçiyor, bu arada samimiyetimiz artıyordu. Piknikte çay içerken Hayriye bana “Nahit abi, Erkan 3 yıldır seni öyle anlatıyordu ki, merakımdan çatlamıştım!” dedi. Erkan da lafa girdi, “Ee o benim biricik müdürüm, bana çok babalık yaptı, ondan gördüğüm iyiliği babamdan görmedim ben, gerçi fabrikada yardım etmediği tek işçi yoktu, o fabrikadaki bütün işçilerin babasıydı!” dedi. Hayriye de, “Abi ne zaman bir durum olsa Erkan, şimdi Nahit müdürüm olacaktı ben bu hale düşmezdim diyor, seni anlata anlata bitiremiyor!” dedi. Bu arada eşim bir bana, bir Hayriyeye bakıyor, bir şeyler çözmeye çalışıyordu. Ben ise kötü duygulara girmemek için kendimi zorluyor, fakat Hayriyeden de gözümü alamıyordum. 19 – 20 yaşında, süper güzel bir hatun karşımda ve göz göze gelmemek için resmen kendimle savaşıyorum. Akşam üzeri piknikten döndük, akşam yemeği falan derken saat 22:30 oldu. Herkes pikniğin de etkisiyle baya yorulmuştu. Bunlar, “Artık kalkalım…” dediler. Sabah gelirken minibüsle geldikleri için yine minibüsle gitmeleri gerekiyordu ben, “Olmaz, minibüsle göndermem, sizi ben bırakırım!” dedim. “Ya zahmet etme.” falan dediler. Ben de, “Hem evi de öğrenmiş olurum.” deyince itiraz etmediler. Eşime, “İstersen sen de gel.” dedim. Eşim, “Ben yorgunum, sen bırak gel.” dedi. Neyse ben bunları evlerine bıraktım. Arabadan inerlerken çocuk Erkanın kucağında idi. Vedalaşırken yine tokalaştık, ama Hayriyenin elleri yine ateş topu gibi yanıyor ve içimi fena yapıyordu. Elimi bırakmadan, “Nahit abi her şey için çok teşekkürler, çok güzel bir gündü, en kısa zamanda biz de sizi bekliyoruz!” dedi. Bu arada gözlerimin içine bakıyordu, durduğum yerde yarağım kazık gibi olmuş, yüzüm kızarmıştı. “Abi sen bana diyorsun ama sen hasta olacaksın, yüzün kıpkırmızı ve terliyorsun!” dedi. Ben de güneş çarpmış olabileceğini söyledim. Vedalaştık ve ben eve döndüm. Eşim geceliğini giymiş yatmış, yatakta beni bekliyordu. Soyundum ve yatağa girdim. Biraz sohbet ettik, onları nasıl bulduğunu sordum. Çok beğendiğini, iyi insanlar olduğunu ve görüşebileceğimizi söyledikten sonra bana manalı manalı bakarak, “Umarım bu düşüncelerim yüzünden beni pişman etmezsin!” dedi. (Eşim çok kıskanç bir yapıya sahiptir). “Ne demek istiyorsun?” dedim. “Kız çok güzel ve sana da çok hayran kaldı!” dedi. “Ne alaka? Kocası anlatmış, o da merak etmiş, ne var bunda?” dedim. “Daha çok toy, sen yine de dikkat et!” dedi. “Abartıyorsun! Duymadın mı, bana Abi diyor, ayrıca kapalı birisi!” dedim. “Orası öyle, ama ne bileyim, o kadar güzel ki kıskanmamak elde değil!” dedi. Ben de, “Sen ondan güzelsin karıcığım!” diyerek dudaklarından öptüm ve amını avuçladım ve okşamaya başladım. Sonra karımın külodunu çıkardım, amını yalayıp, az önceki elin sıcaklığının ve konuşmalarında etkisinde kalarak kazık gibi olmuş yarağımı karımın amına geçirdim. Karım, “Offfffff, işte bu huyuna bayılıyorum senin, ne zaman aklımdan geçse yarağını amımda buluyorum!” diyor ve dudaklarını ısırıyordu… Ben ise Hayriyeyi siktiğimi hayal ediyor, karıma köklüyordum. Karım zevke gelmiş çılgınlar gibi inliyor, “Ben bu yarağı kimseyle paylaşamam! Bu yarak bana ait! Sakın o karıyı sikeyim deme!” diyor, kendi kuşkularını dillendiriyordu. “Karıcığım merak etme, Hayriye karşımda soyunup bacaklarını ayırsa bile dönüp bakmam!” diyerek karımın amına pompalıyordum. Karım, “Ben seni bilmezmiyim? On senedir yediğim bu yarağı tanımazmıyım? Öyle bir fırsatı kaçırırmısın sen, bulduğun ilk fırsatta koyarsın kızın amına!” diyor, beni daha da azdırıyordu. 20 dakikadır karımı sikiyordum ve artık son noktaya yaklaşmıştım, hızla pompalıyor, “Merak etme aşkım, siksem bile bana senin kadar zevk veremez!” diyerek karımı rahatlatmaya çalışıyordum. Karım ise ikinci defa boşalıyor olmanın zevkiyle “Sik kocacığım sik, bu yarağa helal olsun, bu yarak ne Hayriyeler hak ediyor! Offfff çıldırıyorum, pompala kocacığım, kökle amıma!” derken, korunmadığı için, yarağımı son bir hamleyle karımın amından çektim ve göbeğine boşaldım. Nefes nefese kalmış bir vaziyette üzerinde 2-3 dakika hareketsiz kaldım, sonra yanına uzandım. Karım dudağıma bir öpücük kondurarak, “Az önce söylediklerimi sakın ciddiye alıp ta kıza birşey yapayım deme haa! Sana belli olmaz, izin verdiğimi falan düşünürsün!” diyerek gülümsedi. Aradan 3-4 gün geçmişti ama Hayriye bir türlü aklımdan çıkmıyor, resmen bütün gün düşüncemi işgal ediyordu. Ellerinin sıcaklığı aklıma geldikçe yarağım kalkıyor, elleri böyleyse acaba amı nasıldır bunun diye düşünmeden edemiyor, bir yandanda arkadaşımın karısı hakkında böyle düşünceler taşıdığım için kendime kızıyor, müthiş bir suçluluk duygusu yaşıyordum. Tam bir ikilem içindeydim. Bir akşam vakti tam dükkanı kapatmayı düşünüyordum ki, Hayriye caddenin karşı kaldırımından kucağında çocuk ile yavaş yavaş yürüyerek evlerinin ters istikametine doğru gidiyor ve sık sık arkasına dönüp bakıyordu. Hemen koşarak yanına gittim ve arkasından, “Hayriye?” dedim. Galiba sesimi tanıyamadığı için birden irkildi, beni görünce de biraz rahatladı. “Bu saatte böyle yaya nereye gidiyorsun? Hayır mı?” dedim. “Abi sorma ya, Erkan gece vardiyasında çalışıyor, işe gitti, ben de annemlere gidiyorum. Minibüsü beklemeyeyim, yavaş yavaş yürüyeyim dedim, ama hep dolu geçiyorlar, almadılar, buraya kadar geldim.” dedi. Ben de, “Yorulmuşsun, gel biraz dinlen, böyle olur mu, o kadar yol kucağında çocukla yürünür mü, gel hadi!” diyerek çocuğu kucağından alarak, biraz da emrivaki bir tavırla işyerime götürdüm… Hayriye yorulmuş, kan ter içinde kalmıştı. Soğuk bir kola ikram ettim. “Abi ben almasaydım, geç oluyor, şimdi minibüsler nöbete düşerse çok geç kalırım!” dedi. Ben de, “Merak etme, seni bu saate minibüsle gödermem, ben bırakırım, rahat ol, al şunu iç, serinle biraz!” dedim. “Nahit abi zahmet etme, ben minibüsle giderim!” dedi. Ben kaşlarımı çatarak “Seni bu saatte böyle göndermem, sonra Erkan duyarsa bana kırılmaz mı?” dedim. Hayriye de çaresiz, “Peki abi!” dedi ve kolayı aldı. Çocuk uyuyordu, koltuğa yatırmıştım. Sohbete başladık, tam karşımda oturuyor ve havadan sudan konuşuyorduk. Ben ise yine gözümü dikmiş öyle derinlere dalmıştım. Bir kaç defa göz göze geldik. Ben hep gözümü kaçırıyordum ve sonuncuda kaçıramadım, bir an sessizlik oldu, 10-15 saniye gözgöze bakıştık. Bu defa o gözünü kaçırdı, ben hemen toparlanmaya çalıştım, ama bu arada masa altında benim yarak yine kazık gibi olmuştu. “Abi ne zaman kapatıyorsun?” dedi. Bende “5-10 dakikaya kadar kapatırım, gideriz!” dedim. Bu arada yukarıyı evi aradım ve bir işim olduğunu, bir yere kadar gidip geleceğimi ve merak etmemelerini söyledim. Masanın altından yarağımı düzelttim, eğer anlarsa rezil olacağımı düşündüm ve sakinleşmek için bir kaç dakika dikkatimi dağıttım, masadaki evrakları dosyaları falan toparladım. Sakinleşince de, “Hadi kalkalım!” deyip çocuğu kucakladım ve arabaya kadar ben götürdüm. Arabaya varınca çocuğu almasını, kapıları açacağımı söyledim. Çocuğu alırken ben biraz çekingen davrandım, ama o çok rahattı ve yanaştı, çocuğu sıkı tutabilmek için sarılarak alırken, benim kolumun birisi çocukla onun arasında kaldı ve pardüsünün üzerinden taş gibi göğüslerini ilk defa hissederken neredeyse kalp krizi geçirecektim. Kapıları açtım, arkaya binmek istedi. “Aşk olsun, bu da ne demek oluyor? Hakaret sayarım bunu!” deyince, “Ay abi özür dilerim, böyle düşüneceğini bilemedim!” dedi ve ön tarafa geçti. Neyse yola çıktık, bu arada hava iyice kararmıştı. Ben acele etmiyor, yolu uzattıkça uzatmaya çalışıyorum. Gideceğimiz yer normal trafikte yarım saatlik yoldu, ama akşam trafiği de işin içine girince baya bir uzadı. Trafik durunca, ben kucağındaki çocuğun yanağını okşamak bahanesiyle ona yanaşıyor, zaman zaman kazara olmuş gibi göğüslerine elimi sürtüyordum… Çaktırmadan kalkmış yarağımı düzelttim ve konu açılsın diye, “Demek Erkan benden çok behsetti ha, öyle mi?” diye sordum. “Sorma Nahit abi, seni yere göğe sığdıramıyor, ben de merakımdan çatlıyordum.” dedi. “Eee merakın geçti mi? Nasıl, merak ettiğin kadar varmıymışım bari?” dediğimde, bir iki saniye sustu ve “Evet, çok iyi bir insansınız!” dedi. “Teşekkür ederim, sizde iyisiniz, Erkanı severim, çok saygılı çok efendi bir çocuk. Onla evli olğun için çok şanslısın! Eminim iyi bir kocadır!” diye zarf attım. Hayriye yine bir iki saniye sustuktan sonra, “Eh işte, öyledir…” dedi. “Ne demek şimdi bu? Nasıl eh işte? Evliliğinizde sorun mu yaşıyorsunuz?” diye sordum. “Abi evlilik olur da sorun olmaz mı?” dedi. “Hayırdır, büyük bir sorun mu? Bak üzüldüm şimdi, oysa ben sizi çok mutlu görmüştüm.” dedim. “Yok, tabi ki mutluyuz, ama bizim de kendimize göre sorunlarımız var tabi, biraz özel sorunlar Nahit abi.” dedi. “Bana güvenebilirsin, eğer paylaşmak istersen seni dinlerim ve elimden geldiğince de çözümü konusunda yardımcı olurum, ayrıca bende sır olarak kalır, bu konuda bana güvenebilirsin!” dedim. “Nahit abi sana güvenmesem bu kadarını da söylemezdim zaten, ama güvensem de daha fazlasını anlatmam doğru olmaz.” dedi. “Peki sen bilirsin!” deyip, torpidodan bir kartvizitimi çıkardım ve uzattım, “Eğer çok daralır da konuşmaya ihtiyaç duyarsan çağrı bırak, ben seni ararım!” dedim. Kartı aldı, “Tamam abi, ararım!” dedi. Bu arada yüzü değişmiş, hüzün, utanma, çekinme ve korku karışımı tuhaf bir ifade almış, gözlerini karşıya dikmiş anlamsızca yola bakıyordu. Bir kart daha çıkardım ve bir kalemle birlikte uzattım, “Buna da sizin numarayı yaz, bende de sizin numaranız bulunsun.” dedim. Numarasını yazdı ve uzattı. Baktım ev numarasını yazmış sadece, “Cep numaranı da yazsaydın.” dedim. “Ben cep telefonu kullanmıyorum, hep evde olduğum için ihtiyacım olmuyor.” dedi. “Peki tamam!” dedim. Bu arada gideceğimiz yere varmıştık. Hayriyeye arabadan inmeden ona, “Sen kötü görünüyorsun, büyük bir sorununuz var galiba?” diye sordum. “Yok bir şey abi, sonra anlatırım!” dedi. “Tamam o zaman, yarın mutlaka telefonunu bekliyorum, anlatacaksın bana!” dedim. “Tamam! Erkan öğleden sonra saat 2:30 gibi evden çıkıyor, ozaman ararım.” dedi. “Tamam o zaman saat 2:30 dan sonra telefonunu bekliyorum, mutlaka ara bak! Bu arada sen geri nasıl döneceksin, saatte epeyce oldu?” diye sordum. “Ben bu gece burada kalacağım abi, kardeşimin düğün hazırlıkları var, yarın alışverişe çıkacağız, alışverişten sonra oradan direkt minibüsle dönerim eve. Abi çok teşekkür ederim, sana zahmet oldu bu geç saatte.” dedi. “Ne zahmeti canım, ne olacak ki, ne zaman arabalık bir durum olursa, gece gündüz farketmez, aramazsan gücenirim!” dedim ve tokalaşmak için elimi uzattım. Çocuğun başını dizine koydu ve tokalaştık. Eli elimde, “Yok bu sıcaklık normal bir şey değil!” diyerek gülümsedim. “Abi benim elim hep böyledir, pek tokalaşmam ama kimle tokalaşsam çocukluğumdan beri hep bunu söylüyorlar, demek ki sıcak kanlı birisiyim!” diyerek o da gülümsedi ve arabadan indi. Hemen geri döndüm, ama içim içime sığmıyordu, eve nasıl vardım bilmiyorum. Gözümün önünden gitmiyordu, ertesi gün öğlene kadar bana bir yıl kadar uzun geldi. Saat 14:30 gibi çıktım dışarıya ve Erkanın geçmesini bekliyorum, ama geçmedi. Saat 15:30 oldu, ne Erkan geçti ne Hayriyeden telefon geldi, kafayı yiyordum. Masama geçip koltuğuma oturup gözlerimi saate diktim, kulağım telefonda. Saat 16:15 oldu hala telefon yok. Ne olursa olsun ben arayacaktım, eğer Erkan açarsa (Haftasonu müsaitseniz, ya siz gelin, yada biz gelelim) deyip bir şekilde olayı kapatacaktım. Kaldırdım telefonu, çevirdim numarayı, daha ilk çalışının ilk saniyesinde telefon açıldı… “Alo.” dedim. Hayriyeden titrek ve kısık bir sesle cevap geldi, “Alo?” dedi. “Ben Nahit, Erkan evde mi?” diye sordum. “Yok Nahit abi, 14:30’da gitti o.” dedi. “Buradan geçmedi, kapıda bekledim ama göremedim?” dedim. “Abi motorla gitmedi, servisle gitti, normalde servis alıyor onu, ara sıra motorla gidiyor.” dedi. “Anladım. Hani arayacaktın, neden aramadın?” diye sordum. “Aramadım işte…” dedi. “Neden? Hani konuşacaktık?” diye sordum. Kısa bir sessizlik oldu, “Boşver Nahit abi, konuşmayalım!” dedi. “Hmmm. Pardon, sanırım aramakla ben yanlış yaptım. Ben konuşacağımızı, bana sıkıntılarını anlatacağını düşünmüştüm.” dedim. Yine kısa bir sessizlikten sonra, “Abi hangi sıfatla dinleyeceksin benim sorunlarımı, yani sana neden anlatayım, seninle neden konuşayım bunları?” dedi. “Dost olduğumuzu düşünüyordum ben.” dedim. “Tamam abi dostuz, ama aile dostuyuz, sorunlarımızla seni meşgul etmek istemem.” dedi. “Sen bilirsin, ama akşam da dediğim gibi, eğer anlatmak, boşalmak istersen dinlerim ve anlattıklarını da bir sır olarak saklarım (burada boşalmak kelimesini özellikle kullanmıştım), her şeyi içine atmak sağlığına zarar verebilir, insanda bazen dışa vurma ihtiyacı doğar.” dedim. “Ya elbette konuşmaya ihtiyacım var, elbette birilerine anlatsam rahatlarım, ama bu neden siz olasınız? İşte benim kafamı karıştıran bu, yoksa birileriyle sıkıntımı paylaşmayı bende isterim.” dedi. “Sen bilirsin, kime güveniyorsan onunla paylaşırsın, güvendiğin birisi varsa ona anlat, ama içinde tutma. Akşam bir ara çok kötü oldun, o halin aklımda kaldı, üzüldüğüm için aradım, onun için anlatmanı istedim, bana güvenebileceğini düşündüm.” dedim. “Güveniyorum…” dedi. “Güveniyorsan anlatırsın.” dedim. “Şimdi değil, ama belki daha sonra anlatırım.” dedi. “Peki ne zaman istersen anlatabilirsin, bilesin ki ben dinlemeye hazırım!” dedim. “Tamam abi bunu bilmek içimi rahatlattı.” dedi. “Seni tutmayayım, eğer işin varsa kapatabiliriz.” dedim. “Yoo işim yok, çocuk uyuyor zaten.” dedi. “İyi, benim de canım sıkılıyordu, sakıncası yoksa öylesine sohbet edelim.” dedim. “Sakıncası yok…” dedi. “Alışverişi yaptınız mı?” diye sordum. “Evet yaptık, çok güzel şeyler aldık.” dedi. “Senin güzel şeylere ihtiyacın yok ki.” dedim. “Bana değil, kardeşime aldık… (Biraz sessizlik oldu) Hem benim neden güzel şeylere ihtiyacım olmasın ki?” diye sordu. Sustum, terledim ve titremeye başladım. Titrek bir sesle, “Sen zaten çok güzelsin, extra güzel bir şeye ihtiyacın yok!” dedim. Yine kısa bir sessizlik ten sonra, “Ciddi ben güzelmiyim?” diye sordu. “Hemde çok!” dedim. “İltifatın için teşekkür ederim, bunu duymak çok güzel!” dedi. Hayriyenin bu sözleri bana cesaret vermişti, artık balık oltaya geliyordu, “İltifat değil, gerçekten çok güzelsin, hatta hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın!” dedim. “Yok artık, o kadar da abartmayın lütfen!” dedi. “Abartmıyorum!” dedim. “Nerem güzel ki?” diye sordu. “Yüzünden başka nereni gördüm ki?” deyince gülüştük… “Beni güzel bulmana sevindim Nahit abi!” dedi. “Sorununuz bu mu yoksa, Erkan seni güzel bulmuyor mu?” diye sordum. “Yok, o da güzel olduğumu söyler ara sıra.” dedi. “Hmmm, tutturamadım!” dedim. “Abi sonunda konuşturacaksın beni, bizim sorunumuz sağlık sorunu!” dedi. “Nasıl yani, sağlık derken? Yoksa hastamısın? Demiştim sana bu sıcaklık normal değil diye.” dedim. “Yok abi, sorun Erkanda, bende değil!” dedi. “Öylemiiii? Peki nesi var? Hemen tedavi ettirelim, ağır bir hastalığı falan mı var? Doktora gittiniz mi?” diye sordum. “Hayır gitmedik! Zaten sorun da bu! Doktora gitmemesi!” dedi. “Nasıl yani? Niye gitmiyor ki?” dedim. “Gitmiyor işte!” dedi. “Ben götürürüm onu, sen hastalığını söyle bana!” dedim. “Gitmez abi! Utanıyor!” dedi. “Yahu sağlığın utanması mı olur, bu nasıl bir zihniyet, doktora gidilmez mi, nesi var bunun? Verem mi? Kanser mi?” diye sordum. “Yok abi, öyle bir şey değil, erkekliği ile ilgili…” dedi. İşte tuzağıma düşmüştü. Biraz sessizlik oldu. “Hmmm, sanırım anlıyorum, ama sağlık sağlıktır, ben öyle düşünürüm, eğer tedavisi olan bir rahatsızlıksa gitmeli doktora!” dedim. “Abi özür dilerim, ama bir şey soracağım, tamam ben sana güveniyorum, ama aynı zamanda da senden utanıyorum, biraz açık konuşsam ayıp olur mu?” dedi. “Ne ayıbı yaa! Sen ne saçmalıyorsun, ayıp falan olmaz, istediğin gibi konuş! Anlat şimdi, nedir sorun?” dedim. “Abi Erkanın erken boşalma sorunu var!” dedi. “Öylemi? Hmmm, anladıımm, peki ne kadar erken?” diye sordum. “Çok erken! Dakika bile sürmeden! Bir defasında içine bile giremeden 3 kere boşaldı, dördüncüde de içine girer girmez boşaldı ve o günde çocuk kaldı. Aslında gerdeği de o gün yapmış olduk, yani düğünden 2 ay sonra! Ara sıra söylüyorum doktora gidelim diye, doktora gideceğimize beni öldür diyor.” dedi. “Hmmm, durum baya vahimmiş, senin adına nekadar üzüldüğümü bilemezsin!” dedim. “Nahit abi bana bunları anlattırıyorsun da, peki yengemle sizin sevişmeniz nekadar sürüyor? Ne sıklıkta yapıyorsunuz?” diye sorduğunda bir üst Level’e geçtiğimizin göstergesiydi bu soru. Zafer kazanma yolunda ilerliyordum. Konuşmanın bundan sonrasını iyi yönlendirebilirsem, Hayriyeyi kesin sikebilecektim. “Yengenle hemen hemen hergün sevişiriz ve 20-25 dakikadan tut da 1 saati geçer bazen!” dedim. Hayriyenin şaşkınlığını telefondan bile hissedebiliyordum, “Yok yaa? Okadar sürüyor mu abi? Okadar süre yengemle ne yapıyorsunuz?” diye sordu. “Vaktimiz kısıtlıysa hemen yengene girerim ve 20-25 dakika yaparım yengeni, fakat vaktimiz bol olduğunda, yarım saate yakın birbirimize Oral yaparız, 69 yaparız, Rus işi, Fransız işi yaparız, Amerikan işi yaparız, değişik Fantaziler yaparız, Dirty Talking yaparız, birbirimizi birer ikişer kez Orgazm ettikten sonra Finali Doggy veya Jokeyle yaparız!” dedim. (Bilerek bu kelimeleri seçmiştim!). Hayriye, “Oral? 69? Dörti Tolkink? Jokey? Dogi? Rus işi…? Abi anlatacaksan Türkçe anlat da anlayayım!” dedi. “Oooo, pardon canım! Haklısın! Örneklelerle anlatsam daha iyi olur aslında, fakat biraz açık saçık olur, sakıncası var mı?” dedim. “Yoo, sakıncası yok, istediğin gibi anlat abi!” dedi. “Bak şimdi, sevişmeden önce, yani sikişmeden önce, ön sevişme denilen birşey var, 69 bunlara en güzel örnek. 69’u sana şöyle açıklayım: Mesela ben yatakta sırtüstü yatıyorum, sen de benim üzerime ters yatıyorsun, ben seninkini yalarken, sen de benimkini yalıyorsun. Bunları yaparken de Dirty Talking yapıyoruz, mesela, Yarrağımı iyi yala Orosopu! Taşaklarımı em amına koduğumun Kaltağı! Birazdan senin bu daracık amcığını sikip parçalayacam! Domaltıp, osurta osurta sikecem seni Fahişe! Yarak hastası azgın Orospu seni! diyorum. Sen de, Sik parçala amcığımı koca yaraklı sikicim, erkeğim, kökle amıma, geçir yarrağını! falan diyorsun!” dedim… Hayriye belliki bu kadar da açık beklemiyordu, sesi kesilmiş, telefonda hızlı hızlı nefes alışını duyabiliyordum. Muhtemelen eli amına gitmişti. Gerçi benim de elim sikimdeydi. Birkaç saniye suskunluktan sonra Hayriye heycanla ve titrek bir sesle, “Eee, sonra…?” diye sorunca, bir üst Level’e daha geçmiş olduk ve anlatmaya devam ettim. Artık resmen telefonda sekse dökmüştüm işi, “Bak mesela, amın kıllı mı?” diye sordum. Hayriye burnundan soluyarak, heyecanla, “Yok değil, devam et lütfen!” dedi. “Ohhh, yani amın kaymak gibi, kaymak gibi amlara bayılırım! Amının dudaklarını ağzıma alıp sündürüyorum, emiyorum, amcığına dilini sokuyorum, götünün deliğini parmaklıyorum! Sen de yarağımı hızlı hızlı emiyor, aynı zamanda amını yüzüme bastıra bastıra sürtüyorsun. İkimiz de birbirimizin ağzına boşalıyoruz, ben senin amının sularını yalarken, sen de benim döllerimi yalayıp yutuyorsun!” deyince, Hayriye köpek gibi soluyarak, telefonda inlemeye başladı. Çok geçmeden, Hayriyeden “Ağıhhhh Ihhhhh…” diye bir inleme çıktı ve hiç birşey söylemeden telefonu kapatıverdi. Kesin Orgazm olmuştu ve utancından kapatmıştı telefonu. Bu arada ben de küloduma boşalmıştım! Ertesi gün yine aynı vakitte aradım. Hemen açtı yine telefonu, “Alo?” dedi. “Alo benim, Nahit! Dün hata ettim galiba, özür dilemek ve vedalaşmak için arıyorum, söz birdaha aramayacam! Kendine iyi bak, bye!” dedim. Hayriye hemen, “Dur kapatma!” dedi. “Efendim canım?” dedim. “Eğer dünkü bir hataysa, bu sadece senin hatan değil, bunu ben de istedim! Bana kızma, dün çok tuhaf oldum, ondan kapattım telefonu! İlk defa kendimi gerçek bir kadın gibi hissettim, ne olur konuş benimle. Beni birdaha aramazsan, ot gibi yaşamaya mahkum olurum, hayatımda hiç heyecan kalmaz!” dedi. Hayriye tam istediğim kıvama gelmişti, biraz daha üstüne gitmeye karar verdim ve “Bak canım, bu yaptığımızın yanlış olduğunu ve de sonunun nereye varacağını sen de biliyorsun, en iyisi burda bitirelim bu işi!” dedim. Hayriye ağlamaklı bir ses tonuyla, “Bunu bana yapma! Eğer yalvarmamı istiyorsan yalvarırım! Ne yapmamı istersen yaparım, nasıl olmamı istiyorsan öyle olurum! Altına yatmaya bile hazırım! Orospun olurum! Kaltağın olurum! Yarağını yalarım, döllerini yutarım! Erkeğim benim, sikicim benim! Domalt sik beni! Geçir yarağını amıma! Götümü sik, parçala!” deyince, dünkü kaldığımız yerden telefon seksine devam ettik… Yaklaşık bir hafta boyunca hergün telefonda seks yaptıktan sonra, arkadaşımın o kapalı ve utangaç karısı Hayriye, artık tam bir Orospu gibi olmuştu ve artık gerçekten sikilmek istiyordu. Ben de dayanamıyordum artık ve nezamandır yüzünü görmemiştim, “Yarın sabah işyerime uğrasana aşkım, seni çok özledim!” dedim. “Kocam evde, çıkamam!” dedi. “Karımdan yemek tarifi almaya gideceğini söylersin, 5 dakika görsem yeter!” dedim. “Tamam bakarız!” dedi. Ertesi sabah saat 08:45 gibi işyerime geldiğinde içim içime sığmıyor, çıldırıyorum. Hemen kapıyı kilitledim, pancurları indirdim ve yanına geçtim. Aman tanrım o ne güzellik! Hafif bir makyaj yapmış, başında desenli saten bir başörtüsü vardı. Pardesüsünü çıkardığında, üzerinde beyaz sıfır yaka bir badi, altında topuklarına kadar inen, tüm hatlarını belli eden, kırmızı dar bir etek. Direk yanına vardım, ellerimi uzattım, ellerimden tuttu. Koltukta oturuyordu, kendime doğru çekerek kaldırdım ve direk dudaklarına yapıştım… Çılgınlar gibi öpüşüyoruz. “Aşkım gel arka odaya geçelim!” dedim, elinden tuttum, arkadaki küçük odada Çekyat vardı, hemen oraya girdik. “Dur yapma, yakalanırsak rezil oluruz!” dedi. “Aşkım ben o riski alacak kadar istiyorum seni! Ya sen?” dediğimde, eteğini kaldırdı külodunu sıyırdı, Çekyata yattı ve “Ben de kocamı ve çocuğumu evde bırakıp sabahın köründe karından yemek tarifi almak gibi sudan bahaneyle buraya gelecek kadar istiyorum! Hadi sik beni!” dedi. Hemen amına yumuldum, bir iki dil darbesi atmak için, fakat sanki hiç am yok, orada incecik bir çizgi varmış gibi duruyordu amcığı. Hayatımda siktiğim karının haddi hesabı yoktur, ama böylesini hiç görmemiştim, 3-4 cm uzunluğunda ince bir çizgi! Aşkım bu ne böyle?” dedim. “Ne var, ne oldu?” dedi. “Aşkım bence Erkanda sorun yok, bu amcığa giremeden boşalmak hastalık değil, kimse dayanamaz buna!” dedim… Hayriye saçlarımdan tutup beni kendine doğru çekti, “Çok konuşma şimdi karın falan gelir, hadi aç şu amcığımı!” dedi. Benim yarak zaten akşamdan beri kazık vaziyette, o amcığı da görünce damarlar patlayacak hale geldi. Hemen kafasını bolca tükürükledim ve Hayriyenin amına aşağı yukarı sürtmeye başladım. Yarağımın kafasını amının dudaklarında hissedince, Hayriyenin gözleri kaydı, “Aşkım, ilk erkeğim sen olacaksın, çok özledim bu anı, hadi sevgilim, geçir artık bana!” dedi. “Aşkım sen doğum yapmadın mı? Bu amcık sanki hiç açılmamış gibi!” dedim. “Sezeryanla doğurdum! Zaten Erkan içine girdi bir defa bile git gel yapmadan patladı, amımın gördüğü yarak bu kadar! Şimdi sen patlat, hadi göster marifetini, Zifaf yaptır bana, acıt canımı!” diyerek habire üstüne çekiyordu. “Hazırmısın aşkım?” dedim. “Hazırım erkeğim! Hemde nasıl hazırım! Anladın mı şimdi elimdeki ateşin sebebini?” dedi. Yüklendim! Sanki yarağımla çarşaf yırtıyorum, o kadar dar amcık! Zar zor yarısına kadar soktum, Hayriye kolunu ısırıyor, gözleri sım sıkı kapalı, sanki nefes almıyordu. Biraz bekledim, kollarını açtım, parmaklarımı parmaklarına geçirdim, “Gözlerini aç sevgilim!” dedim, açtı. Göz gözeyiz, nefeslerimiz birbirine karışıyor, “Hadi kökle erkeğim!” diye inliyor. Bir daha yüklendim ve artık dibindeydim. Gözü gözümde, dişlerini sıkıyor ve öyle bir bakışı vardı ki, gözlerinden birer damla yaş başörtüsüne doğru süzüldü. Sikimi yavaşça geri çektim, tekrar yüklendim. Birdaha, bir daha derken titremeye başladı. O tapılası güzellik altımdaydı ve ben onu sikiyordum, hemde göz göze, inanamıyordum. Saatlerce öyle kalabilirdim, fakat acele etmeliydim, vaktimiz çok dardı, başladım pompalamaya ve gözlerinin içine bakarak, “Aşkımsın! Sevgilimsin! Kadınımsın! Orospumsun! Fahişemsin!” diyordum… Hayriye de, “Erkeğimsin! Sikicimsin! Vurucumsun! Hadi sik beni! Hadi kökle! Vur dibime! Ohhhh yedir yarrağını bana, hadi sik Erkanın karısını, hadi vur koçum, vur erkeğim, çatır çatır sik, doyur amımı! Ohhhh, ilk erkeğimsin! Kökle Orospuna! Kökle Fahişene! Hadi hadi sik beni! Sik arkadaşının karısını! Senin Orospunum hadi!” diyordu. Bir süre pompaladım ve Hayriye sara hastası gibi titreyerek Orgazm oldu ve “Ben bittim, hadi sen de boşal erkeğim!” dedi. “Korunuyormusun?” dedim. “Hayır, fakat patla amıma, fışkırt, dibimi dölle erkeğim!” deyince ben de öyle bir patladım ki, 15 yıldır böyle boşalmamıştım. 3-4 dk. içinden çıkmadan üzerinde yattım dudak dudağa. Sonra hemen kalktık toparlandık. Pancurları ve kapıyı açtım hem caddeye bakıyoruz hem konuşuyoruz. “Harikaydın aşkım, bana kadınlığımı tattırdın!” dedi. “Sen de öyle aşkım, o nasıl amcık öyle, neredeyse hiç olmayacakmış, resmen yarağımı acıttın!” dedim. “Bendeki amcık amcık da, siken yarak olmayınca amcık ne yapsın? Aşkım ben gideyim artık, kimseyi şüphelendirmeyelim!” dedi. “Tamam aşkım, yalnız bu sikişi ben saymıyorum! Bu akşam geleceğim, seni evinde doya doya sikeceğim, olur mu canım?” diye sordum. “Aşkım çok korkuyorum gören olur diye!” dedi. “Yok ben kimseye görünmeden gelirim aşkım. Saat tam 20:30 da sendeyim, tamam mı Hayriye?” dedim, “Tamam Nahit!” dedi, gitti. Heyecanla akşamı beklemeye başladım. Akşam saat 20:30 da evinin önünden geçerken sokak kapısının açık olduğunu gördüm ve hemen içeri daldım. Kapıdan içeri girer girmez kapı arkamdan kapandı. Baktım kapıya sırtını dayamıs öyle bekliyordu. Evin ışıkları tamamen sönüktü, ancak sokak lambasının ışıkları pencereden sızıyor ve evin içini loş bir aydınlık kaplamıştı. Hemen kucağıma aldım ve odaya götürdüm hiç konuşmuyorduk. Öpmeye başladım. Yavaşça çömeldi ve gözlerimin içine bakarak fermuarımı açtı, yarağımı ağzına alarak öyle bir emmeye başladı ki, daha bir dakika olmamıştı, benim yarak beton gibi olmuştu bile. Bende onu yalamak istiyordum, yarağımı iki eliyle kavradı, “Hayır ben bunu istiyorum hemen, sen sonra yalarsın, vaktimiz çok nasıl olsa!” dedi. Hemen birbirimizi soyduk, yere uzandı, “Hadi koçum! Hadi benim hovardam! Göster şu erkekliğini! Yarağa doyur şu amcığımı!” dedi. Hiç beklemedim, hemen bacaklarının arasında yerimi aldım, yarağımı amının dudaklarında aşağı yukarı gezindirmeye başladım. Hayriye çıldırmıştı, kıvaranıyor, “Geçir kökle artık, ne olur dayanamıyorum, sok koca yaraklım, sok orospun olayım, sok artık!” diye yalvarıyordu. Öyle bir kökledim ki yarağımı, sanki kızgın bir taşın deliğine sokmuşum gibi acı duydum. Onun ise çığlıkları evin içini doldurdu. Gözleri hafif kaydı, bayılacak sandım. Derin derin nefes alıyordu. Ben yarağımı amından yavaşça geri çekip, çok sert bir şekilde tekrar yüklendim. Kısık bir sesle inliyor, boynumu ve kulaklarımı yalıyor, küçük ısırıklar konduruyordu. Ben hızlanmıştım, kısık kısık nefes alıyordu, “Vur erkeğim, dibime vur! Vur koçum! Sik, becer beni! Sen benim ilk erkeğimsin, yırt şu amımın yarak görmeyen yerlerini, yırt aşkım, kocacığım, koca yaraklı hovardam, sik parçala amımı koca yaraklım, sikemeyenin amını böyle sikerler, off dayanamıyorum, içimi yakıyorsun, pompala canım, hadiiiiii geçirrrrr aslanım!” dedikçe hayvanlaşmıştım… Hayriye amının kaslarını sıkarak adeta yarağımı bırakmamacasına eziyordu. Amcığı gevşeyeceğine sanki dahada sıkılıyor, daralıyordu. Susmak bilmiyor, haykırıyordu, “Açım koca yaraklım, açım yarağa, açım sikilmeye! Of ne güzel sikiyorsun! Seni ilk gördüğümde amımdan akan suyu görseydin oracıkta Erkanın yanında tecavüz ederdin bana, Erkana da başımı tuttururdun!” dedi. “Tutarmıydı?” diye sordum. “Böyle siktiğini görse eminim beni kendisi siktirir sana, zaten tapıyor sana!” dedi. Bunları duyunca anladım ki, o hanım hanımcık, çıtı pıtı, kapalı kadının fantazi dünyası sınırsızmış, sikişirken konuşmak ve özellikle kocasını aşağılamaktan müthiş zevk alıyordu. Hemen ben de buna yardım etmeye başladım, “Senin o boynuzlu kocanın amına koyayım ben! Karısını siktiğimin pezevengi!” dedim. “Oooohhh, eveeet, sik Erkanın karısını! Pezevenk kocamın sikemediği amına koyyy errkeğimmm. Sik, boynuzlat arkadaşını, Erkana boynuz taktır bana, sikicim sen ol, boynuzlu pezevengim o olsun, yırt amımı, yırt götümü, sana kendimi o pezevengin kucağında siktirmezsem bu yarrak bana haram olsun sikicim!” diye haykırıyordu. “Sen tam bir Orospuymuşsun, amına koyduğumun Kahpesi, amının ateşi vücuduna, eline vurmuş, anlasaydım ilk fırsatta zorla sikerdim seni, adi Fahişe!” dedim. “Evet tecavüz etmeliydin bana, zorla, bağırta bağırta, ağlata ağlata sikmeliydin, o gün arabanla dağa kaldırmalıydın beni!” dedi. “Sende bu Orospuluk varken seni daha öyle sikerim ki, o pezevenk kocanın boynuzları caddelere sığmaz, merak etme!” dedim. “Ooohhh sik erkeğim Erkanın karısının tazecik amcığını! Daha bu orospu kocasının taptığı bu arkadaşına neler verecek!” dedi. “Neler vereceksin?” dedim. “Amcığımı verecem!” dedi. “Onu zaten verdin amcık karı, dalga mı geçiyorsun, amına koyduğumun Orospusu seni!” dedim. “Götümü de verecem, bakire el değmemiş götümün de sahibi sen olacaksın erkeğim!” dedi. “İşte bu güzel!” dedim. “Götümü de siktirecem sana, fakat önce şu doymamış amcığımı doyurmalısın, sik Nahitim! Sik erkeğim, hovardam benim! Oohhh! Kocam olacak o pezevengin boynuzları uzasın, arkadaşının altında amımı siktiriyorum, ohhhh! Hadi vur! Sakın durma! Oooof, aaaah dayanamıyorum, bana birşeyler oluyor, içim gidiyor, sakın durma, kökle birtanem, kökle! Ahhhh…” dedi ve titremeye başladı. Boşalmak üzereydi, zevk alması için yarağımı geri çektim, başının yarısına kadar çıkardım ve tekrar kökledim ve öyle bir bastırdım ki, dibinde bekledim ve boşaldığını hissettim. Ben ise hızımı daha alamamıştım, kendimi sıkıyor boşalmamak için direniyordum… Yaklaşık 45 dakika sonra Hayriye dördüncü kez boşalırken, ben de patlamak üzereydim ve makina gibi hızlandım, “Geliyorum Orospu, nerene boşalayım?” dedim. Hemen bacaklarını sımsıkı belime, kollarını da boynuma doladı, gözlerimin içine bakıyor, sıktığı dişlerinin arasından, “İçime boşal koçum, içime boşal aslanım! Her yerim senin, istediğin yerime boşalabilirsin, ama önce şu Orospunun döle susamış taze amını döllerinle bir sula, arkadaşının sikemediği karısını dölle, bu am senin döllerine kurban olsun, hadi sikicim, hadi fışkırt amıma, fışkırt döllerini!” dedi. “Ya hamile kalırsan?” deyince, “Offff, hadiii, fışkıırrrrt aşkımm, bırak kendini, hadiii ak içimeee, ak amımaa, ohhh hadi sikicim, yolla döllerini hadiii, kalırsam sana hamile kalayım, senin çocuğunu doğurayım, hadiiii!” diye bağırdı. Öyle tahrik olmuştum ki, artık bu sözler üzerine o anda patladım! Ama ne patlayış, amının içi, en ücra köşesine kadar dolmuştu. Adeta kısa bir baygınlık geçirdi… O gece Hayriyeyi defalarca siktim (Götten de siktim!) ve ilişkimiz 3 yıldır sürüyor. Her fırsatta amdan, götten, ağzından, neresi denk gelirse orasından çılgınca siktim. Şimdi benden hamile kalınca kocasına her şeyi anlatmış, kocası önce kızmış, ama sonra çaresiz olduğu için kabullenmiş…

Merhabalar ben Tuğçe, 29 yaşındayım ve 4 yıllık evliyim. Eşimle severek evlendim, ama eşimin ailesi ile yaşıyor
olmamız beni birçok özgürlüğümden alıkoydu. Eşimle seks hayatımızın da çokta iyi geçtiği söylenemez. Gözüm çok
dışarıda olmasa da, yakışıklı karizmatik erkekler hep ilgimi çekmiştir. Özel bir şirketin muhasebesinde çalışıyorum.
Berk de muhasebede çalışan, ama işini çok iyi bilen ve bana çoğu konuda yardımcı olan birisi. Berk 24 yaşında,
benim boylarımda, fiziği düzgün, yakışıklı bir genç. Bekar ve yalnız yaşıyor. Berk’le çok iyi anlaşırız. Bazen
kalçalarımı izlediğini, dekoltelerimi gözlediğini farkediyorum, ama bundan hiçte rahatsızlık duymuyorum. Aksine
hoşuma gidiyor diyebilirim.
İşyerinde bulduğum huzuru evde bulamıyorum. Evde kaynanasıyla anlaşamayan gelinlerden biriyim. Haliyle durum bu
olunca kocamla da evde sürekli tartışıyoruz. Birgün işten çıkmış eve gelmiştim, kocamla güzel bir gece geçiririm
hayali kurarken yine herzamanki tartışmalarımız başladı. Kocamın çıkıp gitmesiyle moralim bozulmuş, yatakta
yatıyordum. Telefonumu kurcalarken Berk’in numarası gözüme çarptı. Mesaj attım ona, kocamla tartıştığımızı
anlattım. O da bana teselli veriyor, kendisinin de evde yalnızlıktan sıkıldığını, film izlediğini söylüyordu. Berk, gayet
fiziği düzgün, yakışıklı, hoş bir gençti. Yalnız olmasına anlam veremiyordum. Neden yalnız olduğunu sorduğumda,
kendisinden yaşça büyük, evli, yada eşinden ayrılmış kadınlara ilgi duyduğunu söyledi.
Nedendir bilmem ama, o mesajdan sonra üstüme bir rahatlık gelmişti, artık daha özgürce yazarak devam ettiriyordum
mesajlarımı, “Peki bana da ilgi duyuyormusun canım?” diye mesaj attım. O da, “İlgimi çekiyorsun tabii… Hele giydiğin
o dar eteklerle tam bir afet oluyorsun!” gibi şeyler yazıyordu. (Ben, kocam kızsa da işyerinde dizime kadar gelen
etekler giyen, dar giyinmeyi seven biriydim). Berk’in bana ilgi duyduğunu bilmek hoşuma gitmiş, dişiliğim tutmuştu.
Elim amıma gitti, okşamaya başladım, zaten bacak aram da alev gibiydi. Amımı okşarken Berk’le seviştiğimi hayal
ediyordum. O bunu bilmiyordu tabii. Masturbasyon yaparak güzel bir orgazm yaşadıktan sonra mesajlaşmayı
bitirdim.
Ertesi sabah işyerine yine dar bir etekle gittim. Ona, “Nasıl olmuşum?” diye sorduğumda, “Herzamanki gibi afetsin!
Ama unutma, ben bekar bir erkeğim!” dedi. Ben de gülerek, “Ama sen evli seversin!” dedim. Bu konuşmalar,
birbirimize flört edercesine takılmalar böyle bir süre devam etti. Günler geçtikçe, evdeki huzursuzluk, tartışmalarda
kocamın annesinin tarafını tutması vs. beniBerk’e ittiresmen. İşyerinde Berk’le sürekli muhabbet, sohbet, gülüşmeler,
iş dışında da mesajlaşmalar falan derken, farkında olmada çok yakın olmuştuk birbirimize.
Pazar uyandığımda kocam yoktu yatakta, arkadaşlarıyla Balık tutmaya gitmiş olmalıydı. Bunu sık sık yapardı, sonra
da tuttukları balıkları gece geç vakte kadar arkadaşlarıyla Rakı ile zıkkımlanır, eve sarhoş gelirdi. Şu halime bakın
yaa, Pazar günüm bile iğrençti. Oysa ki annesi de kızına gitmişti, kocamla seks dolu güzel bir Pazar geçirebilirdik. 2-3
aya yakın seks yapmıyorduk, yanıyordum resmen, elim durmadan bacak arama gidiyordu. Telefonuma uzanıp Berk’e
mesaj attım, Pazar gününü evde yalnız yatarak geçirdiğimi yazıp, biraz mesajlaştık. Berk de, “İstersen bugün seni
alayım, gezelim biraz!” dedi. Fakat ben kabul etmedim. Buna biraz bozulmuştu. Gönlünü almak için, “Bugün olmaz,
ama istersen başka bir gün gezeriz!” dedim, ama yine de soğuk davranmaya devam etti. Bu nedenle fazla
mesajlaşmadık.
Yataktan kalktım, kahvaltıdan sonra evi temizledim ve internetin başına geçtim. Erkeklerle okey oynayıp, sohbet
ediyordum, ama onların sohbetleri Berk’inki kadar güzel değildi. Berk’e mesaj atıp, MSN’e gelmesini söyledim.
MSN’e girdi ve ona Webcam açtım. O da Webcamını açtı. Halen bana surat asıyordu. Onun bu haline üzülmüştüm.
Üstümde tayt ve kısa kollu bir badi vardı. Webcamın karşısında ayağa kalkıp, “Taytım nasıl, yakışmış mı canım?
dedim. Gülerek, “Çok fenasın, belden aşağı çalışıyorsun!” dedi. Arkamı döndüm Webcama, hafif eğilip, “Fakat sen
bana dar yakıştırıyorsun!” dedim. “Evet öyle, dar giymek çok yakışıyor sana! Müthiş görünüyorsun!” dedi. O sıra
ağzımdan, “İstersen bir gün sana böyle gelirim!” lafı çıktı…
Ben ağzımdan çıkana şaşırırken, o da heyecanlı bir şekilde, “Anlamadım, bana mı geleceksin?” dedi. Gülerek,
“Neden olmasın, belki gelirim!” dedim, sonra da daha ileri gidip, “Peki ben taytla gelirsem, sen ne giyeceksin?”
dedim. Ayağa kalkıp, “Böyle beklerim!” dedi. Altında boxeri vardı ve boxerin önü kabarıktı, yarağı kalkmıştı. “Yuhhh
yani, o ne hal öyle!” dedim. Boxerin içinde de olsa, yarağının oldukça büyük olduğu belli oluyordu. Heyecanla önüne
baktığımı görünce, “İstersen boxeri indireyim!” dedi. Biraz utanmıştım, “Tövbe, tövbe!” dedim. Öyle dememle
çekinmiş olmalı ki, “Şaka, şaka!” diyerek oturdu. Aslında tekrar ayağa kalkmasını ve göstermesini isterdim, ama
diyemedim bunu ona. Zaten hemen konuyu değiştirdi, işle ilgili şeylerden konuştuk, sonra MSN’den çıktık. Ama
aklım halen yarağında kalmıştı, oldukça büyük olmalıydı.
Gece saat 22:00 olmuş ve halen kocam gelmemişti, arayıp kaçta geleceğini sordum. “Sen yat uyu, geç geleceğim!”
dedi. Belli ki arkadaşlarıyla zıkkımlanıyordu yine. Geceliğimi giydim, yatıp uyumaya karar verdim. Ama
uyuyamıyordum, elim bacak aramda, amımı okşayıp duruyordum. Canım nasıl da yarak istiyordu. Dayanamayıp
Berk’e mesaj attım, bugün Webcamda önünün neden o halde olduğunu sordum. Hemen mesaj geldi, “Seni öyle taytlı
görünce etkilendim, beni azdırdın!” diye. Konu resmen sekse dönmüştü. Ona, “Peki, şu an mini geceliğimle yatıyorum
desem?” dedim. “Yine o hali alır!” dedi. “Offff!” yazıp gönderdim. “Ne oldu? Niye Offff çektin?” dedi. Hiçbir şey
yazmadım, ama canım deli gibisikilmek istiyordu.
Berk’ten, “Ne oldu? Niye cevap vermiyorsun?” diye mesaj gelince, dayanamayıp, “MSN’e gel!” diye mesaj attım ve
gecelikle Webcamın karşısına geçtim. Üzerimdeki gecelik, göğüs dekolteli, içimde sutyen olmayan, siyah bir gecelikti.
Webcamını açtığında Berk’in üst kısmında hiç bir şey yoktu. “Gördün mü geceliğimi?” deyip ayağa kalktım. Geceliğin
boyunu göremiyordu, hafif geriye gittim. Boyu dizimin bayağı üstündeydi. “Offf, muhteşemsin!” dedi. Arkamı da
dönüp yatağa doğru eğildim. Berk de, “Şu anda o yatakta olmak isterdim!” dedi. O lafından sonra ben dahada
cesaretlenip, “Keşke burda olsaydın… Boxerin içindeki ne durumda?” dedim. Ayağa kalktı o da. Yarağı boxerin
içine sığmıyordu resmen. “Mmmhhhh, harika görünüyor!” dedim. “Senin eserin!” deyip boxerin üstünden tuttu
yarağını. Ben çıldırmıştım resmen, “Şimdi orda olsaydım, ağzımla rahatlatırdım seni!” diye karşılık verdim.
Berk, “Şimdi webcamda rahatlatsana!” dediğinde, “Olmaz, kocam heran gelebilir! Ama yarın öğle molasında senin
bekar evini temizliğe gelmek istiyorum!” dedim gülerek, fazla konuşmadan MSN’i kapattım. Amımı okşayarak yattım,
uyudum. Kcamın nezaman geleceğini bile bilmiyordum. Hoş bilsem ne olcaktı ki? Gene arkasını dönüp yatacaktı.
Sabah erkenden kalktığımda kocam halen uyuyordu, işe benden sonra gidiyordu. Herzamanki gibi kocamın
kahvaltısını hazırlayıp, duşumu aldım, parfümümü sıktım. Bugün özellikle seksi olmalıydım, içime tanga külot, dantelli
bir sutyen, üstüne de dar diz üstü elbisemi giydim. Uzun bacaklarıma da ince siyah çoraplarımı giydim. Tam bir afet
olmuştum. Topuklu ayakkabılarımı giyip çıktım evden. İşyerinde Berk beni öyle görünce, “Offf, harikasın!” dedi.
Biran önce öğlen yemek molasının olmasını deli gibi istiyordum.
Öğlen vakti olduğunda Berk’le birlikte çıktık. Alt otoparka inerken asansöre bindik. Asansörde elini kalçama atıp
sıktırdı. İlk defa kocamı aldatacağımdan biraz çekiniyordum, ama arabaya binmemle çekingenliğimi attım. Etek
kalçama kadar sıyrılmış, ama umrumda değildi. Berkse harika olduğumu, onu kudurttuğumu söyleyip duruyordu.
Elimi önüne atıp pantolunun üstünden yarağını avuçluyordum. Eve gelmemizle içeri girmemiz bir oldu. 1 saatlik yemek
molamız vardı ve ben en az 2 posta yemeliydim. Kapıdan girer girmez kemerini çözüp pantolununu yere düşürdüm.
Kazık gibi olan yarağını boxerdan çıkarmamla delirmiştim, yarağı adeta ‘Ye beni!’ diyordu. Temiz, büyük başlı ve
uzun bir yarağı vardı.
Hemen önüne çömelip ağzıma aldım. Kendimi kıtlıktan çıkmış gibi hissediyordum. ‘Cork Curk!’ sesleri eşliğinde
yarağını emiyordum. Berk kendinden geçmiş inlerken, bense durmadan devam ediyor, hepsini ağzıma almaya
çalışıyor, bir yandan da taşaklarını avuçluyordum. Daha fazla sabredemiyordum, o yarak biran önce yanan amıma
girmeliydi. Kalkıp salonda gördüğüm masaya gidip domaldım, eteği belime topladım, çorabımı indirip tangayı kenara
çektim. Berk azgınlığıma şaşırmış olmalı ki, “Offff! Sen nasıl bir kadınsın!” diye mırıldanıyordu
Arkama çöküp, amıma yumuldu ve yalamaya başladı. Amım zaten sırılsıklamdı, ama yalaması harika gelmişti. İlk
orgazmımı bu şekilde olurken, “Yarağını sok amıma!” diye inliyordum. Arkamda doğrulup, yarağını yavaşça amıma
köklediğinde, derin bir ‘Ohhhhh!’ çekip belimi iyice kırıp masaya ellerimle tutundum. “Hadi erkeğim sik beni, uçur
beni!” diye bağırıyordum. Berk giderek hızlanarak pompalıyordu amıma, öyle demem daha da kudurtmuştu onu,
dahada hızlandı. O hızlandıkça, ben, “Hadi genç sikicim, yarağına doyur bu evli kadını!” diyordum. Berk de,
“Doyuracağım orospum! Ohhh, nekadar dar amcığın var!” diye inleyerek, bitmez tükenmez bir enerjiyle sikiyordu
beni…
Daha sonra amımdan çıkıp, “Kucağıma otur aşkım!” diyerek sandalyeye oturdu. Masadan doğruldum ve kucağına
yerleşip, yarağını amıma alarak oturdum ve başladım sekmeye, ata biner gibi sekiyordum bağırarak. Göğüslerimi de
serbest bırakmıştım, onlar da dalgalanıyordu benim sekmemle. Berk de göğüslerimi yakalayıp emerken, ben sarsıla
sarsıla orgazm olup boşalmıştım. Boşalma sırasıBerk’deydi, daha hızlı oturup kalktım. En sonunda, “Geliyorum!” diye
inlediğinde, üstünden inip, ağzımla boşaltıp yuttum döllerini.
Berk saçlarımı okşayarak, “Sen harika bir kadınsın, mahvettin beni orospum!” diyordu. Ama ben daha doymamıştım,
bir kere daha sikilmek istiyordum. Yarağı sönmeden biraz daha emdim. Beni yatağa götürdü, altına alıp amıma
geçirmesiyle bacaklarımı beline doladım. Hızla sokuyordu, her sokuşunda resmen amıma saplıyordu kazık gibi
yarağını. İkimiz de zevkten uçuyorduk. Bu sefer ilkinden daha uzun sürdü sikişmemiz. Boşalacağı zaman yine ağzıma
aldım, eme eme boşalttım.
Mesaiye yetişmemiz gerekiyordu, toparlanıp kalktık. Öğlen yemeği molasında yemek yiyememiştik, ama beni
dölleriyle beslemişti. Bu sadece tadımlıktı, ilerleyen günlerde daha uzun süre yatakta kaldık ve zevkin doruklarına
çıktık. Şimdilerde bir fantazim var, ayarlayabilirsek işyerinde beni sikmesini çok istiyorum. Bu arada kocamın halen
umrunda değilim, ama benim de umurumda değil doğrusu :)
Kalkan siklerinizi öpüyorum! Byee!

Merhaba, ben Türkan, 38 yaşındayım ve gerçekten son derece güzel bir kadınım. Evliyim ve Lise son sınıfa
giden, 18 yaşında bir kızım var. Kocam eskiden terziydi, sonra terzilikte iş kalmayınca çeşitli işlerde çalışmaya
başladı. Kocamın dayısının damadı Sefer abi kocama Adana’da bir iş buldu ve götürdü işe yerleştirdi. Kızım
Selma’nın okulu olduğu için biz Mersin’de kalmıştık. Kocam bizi Sefer abi’ye emanet etmişti. Sefer abi
oldukça da zengin biri. Bütün ihtiyaçlarımızla o ilgileniyordu.
Bir gün, kızım Selma’nın okulda olduğu bir vakit, Sefer abi eve geldi ve bir ihtiyacımız olup olmadığını sordu.
Ben de kendisini içeriye davet ettim, biraz paraya ihtiyacımız olduğunu söyleyip, kendisinden 20 YTL istedim.
O ise çıkardı 100 YTL verdi ve “Hepsi kalsın. İstediğin gibi harca.” dedi. Parayı aldım, teşekkür ettim. Birer
fincan kahve içmek için kendisini salona buyur ettim. Sefer abi bir sigara yaktı, ben de kahve yapmak için
mutfağa gittim. Kahveleri yapıp getirdim ve ikram edip karşısındaki divana oturdum. Karşılıklı kahveleri
içerken, Sefer abisürekli bacaklarıma bakıyordu. Bu da beni heyecanlandırıyordu ve ben de onun yarağından
gözlerimi alamıyordum…
Kahvelerimizi içtikten sonra, beni yanına, oturduğu üçlü koltuğa çağırdı. Gittim yanına oturdum. Sağ elini
boynuma koydu ve beni okşamaya başladı. Bir yandan da çok güzel olduğumu söylüyordu. Bu sırada
pantolonunun önüne baktığımda yarağının dikildiğini gördüm. Beni kendine doğru iyice çekti ve boynumdan
öpmeye başladı, sol elimi de tutup yarağının üstüne koydu ve sıkmamı istedi. Ben de öyle yaptım. Sefer abi de
sol elini eteğimin altına sokarak, külotumun kenarından amcığımı okşuyordu.
Boynumu öpüp yalarken, kulağıma fısıldayarak, “Türkan, seni uzun zamandan beridir arzuluyorum. Seni
hemen şimdi sikmek istiyorum!” deyince, “Ben de seni istiyorum Sefer abi.” dedim ve fermuarını indirip
kemerinini çözdüm ve pantolonunu aşağı indirdim. Ardından külotunu da sıyırdım. Yarağı ortaya çıkmıştı.
Fakat hem oldukça uzun hem de bileğim kadar kalındı. Sanki insan yarağı değil, bir at yarağıydı mübarek.
Resmen korktum ve “Sefer abi, ben bunu alamam!” dedim. Bunun üzerine Sefer abi, “Bak bunu benim karı da
alıyor, Meyrem de alıyor. Sen de alırsın. Sen yeter dediğinde ben daha ileri gitmem.” dedi.
Meyrem kim diye soracak olursanız, Meyrem, Sefer abi’nin kayın biraderinin karısı. Zaten bana Meyrem
anlatmıştı, Sefer abi’nin kendisinisiktiğini…
Bu arada tamamen soyunduk ve birbirimizi öpüp yalamaya başladık. Sonra Sefer abi amcığımı iyice yaladı,
sulandırdı. Ben de Sefer abi’nin yarağını ağzıma almak istedim ama sığmıyordu. Sadece dilimle yalıyordum.
Sefer abi, iyice sulanmış olan amcığımı bir de tükürükle ıslattıktan sonra yarağını sokmaya çalıştı, fakat
girmiyordu. Tekrar amcığımın iki dudağını eliyle yanlara açarak, yarağının kafasını yavaş yavaş sokmaya
başladı. İleri geri yaparak ve her defasında biraz daha ilerleyerek, alıştıra alıştıra sonunda hepsini köklemeye
başladı. Sanki içime bir soba odunu girmişti. Amcığıma girip çıkmasısürdükçe ben de iyice alıştım ve zevkten
deliye döndüm.
Her kökleyişinde sanki midem ağzıma geliyordu. Fakat içimden çıkmasını da istemiyordum. Amcığım,
kocamınkinin iki katı büyüklüğündeki Sefer abi’nin yarağını iyice sarmıştı. Ben boşalıyordum ama Sefer abi
boşalmıyordu. Artık kaç kez orgazm olduğumu bilmiyorum. Fakat o aynı sertlikte sikmeye devam ediyordu.
Resmen zevkten çıldırıyordum. Meğer Sefer abi çok geç boşalırmış. Oysa kocam, daha o küçücük sikini
içime sokar sokmaz bir iki ileri geri yaparken, ben daha zevk almaya bile başlamadan boşalırdı. Sefer abinin
de öyle boşalacağınısanmıştım.
Sefer abi’ye “Birazdan kızım okuldan gelir. Lütfen artık boşal, bugünlük yeter. Bunun yarını da var.” dedim.
Sefer abi “Tamam güzelim…” deyip, iyice hızlanmaya başladı. Ben tekrar boşalırken, (bir saatten fazla sürmüş
olan sikişten sonra) nihayet Sefer abi de boşaldı ve içimi doldurdu. Yarağını içimden çıkardığı halde aynı
irilikteydi. Yarağını içime ilk sokarken çok zorlanmama rağmen sonradan gerçekten çok zevk aldım.
Aslında Sefer abi’nin gitmesini hiç istemiyordum. O geceyi Sefer abi ile geçirmek istiyordum. Ona “Akşam
yemekten sonra tekrar gel. Kızım uyuduktan sonra sabaha kadar birlikte olabiliriz.” dedim. Sefer abi de
“Benim karıyı atlatabilirsem gelirim.” dedi ve giyinip gitti. Evde karısına “Bir arkadaş hastalanmış ben
hastaneye gidiyorum, yanında refakatçı olarak kalacağım bu gece.” demiş. Akşam saat 19:45 gibi tekrar geldi.
Sefer abi biraz kızım Selma’nın dersleriyle ilgilendi. Kendisi öğretmen olduğu için, onun ödevlerini yapmasına
yardım etti. Ben de Sefer abinin tam yanına oturdum, kızım masanın karşı tarafında olduğu için
göremeyeceğinden emin olduğum için, masanın altından sol elimle fermuarını açtım, elimi pantolonunun içine
soktum ve o kocaman yarağı dakikalarca avuçladım ve sevdim. Sefer abi bozuntuya vermiyordu ama korkunç
zevk alıyordu…
Nihayet Selma’nın ödevleri bitti ve kendi odasına yatmaya gitti. Biz 25-30 dakika kadar Selma’nın uyumasını
bekledikten ve uyuduğundan iyice emin olduktan sonra, sessizce öpüşmeye ve sevişmeye başladık. Sefer abi
bana “Türkan, gerçekten çok güzelsin. Sana doyamıyorum.” dedi. Ben de “Sen de çok iyisin ve sağlamsın.
Karın da, Meyrem de çok şanslılarmış.” dedim. Soyunduktan sonra Sefer abi yeniden amcığımı okşamaya ve
parmaklamaya başladı. Sonra Sefer abi yere yattı, ben de üstüne çıktım benim başım onun yarağından tarafta,
amcığım da onun başından taraftaydı. O amcığımı yalarken ben de yarağını ağzıma almaya çalışıyordum.
Yarak biraz yumuşasa ağzıma alabileceğim ama ne gezer. Aynı kalınlıkta, aynı uzunlukta ve sertlikteydi.
Yaladım yaladım ve anca üçte birini ağzıma alabildim…
Amcığım da iyice sulanmıştı. Beni yere yatırdı, yeniden tükürükledi ve o kocaman yarağı amcığıma sokmaya
başladı. Fakat bu sefer gündüzki kadar zorlanmadan içime aldım. Yeniden sikişmeye başladık. Bir süre sonra
ben orgazm oldum ve Sefer abi’ye “Senin boşalman neden o kadar geç oluyor?” diye sorduğumda, bana “Ben
1-2 saatten önce boşalmam. Bu benim elimde değil. Ben de boşalmak istiyorum ama olmuyor. Bu durum,
Karımın da Meyrem’in de çok hoşuna gidiyor. Senin hoşuna gitmiyor mu?” dedi. Ben de “Aslında hoşuma
gittiğini ama beni çok yorduğunu.” söyledim… Bunun üzerine dinlene dinlene sikişmemize devam ettik. Ben üç
dört kez boşaldıktan sonra Sefer abi de nihayet boşalmaya başladı ve içimi doldurdu…
Amcığımdan akan sıvılar göt deliğimi ıslatmıştı. Sefer abisağ elinin parmağı ile bir yandan da ıslanmış olan göt
deliğimi parmaklamaya başlamıştı. Sefer abi’ye “Senin niyetini anladım, ama katiyen olmaz. Götüme
sokturmam. Yırtılır, sakatlık olur, hastanelik olurum, millete de rezil oluruz. Amcığıma bile zor giriyor!” dedim.
Bana “Canım, güzelim, bir kez deneyelim. Kremle, tükürükle, yumuşatırım, parmaklayarak alıştırırım, sonra
deneriz. Girmezse sokmam.” dedi…
Doğrusunu isterseniz kendim istemediğim halde Sefer abiyi de kırmak istemiyordum. Çok ısrar edince razı
oldum, “Tamam, ama lütfen, beni seviyorsan sakatlık yapma. Dene, girmezse tekrar amcığımı sik.” dedim. O
da “Tamam güzelim, seni üzmek istemem. Girmezse illa da sokayım demem. Bir kere deneyelim.” dedi. Gittim
krem getirdim, önce göt deliğimi kremledi ve sonra parmağını sokmaya başladı. Biraz tek parmakla
oynadıktan sonra iki parmağını, daha sonra da üç parmağını sokup çıkararak göt deliğimi bayağı alıştırdı. Bu
arada ben de içimden ‘yarağının sertliği biraz geçsin’ diye yalıyordum. Fakat hayret edilecek bir şey, yarağı
sertliğinden hiç bir şey kaybetmiyordu.
Sonunda beni dizlerimin üstünde domalttı. Arkama geçti ve iyice alışmış olan göt deliğime yarağını dayayıp
hafifçe bastırmaya başladı. Kafasının girdiğini hissetttim, öylece biraz beklemesini söyledim. Sefer abi
gerçekten çok anlayışlı ve merhametli bir insan olduğu için bir süre öylece bekledi. Sefer abi’ye “Şimdi yavaş
yavaş, ben dur diyene kadar sok.” dedim. O da ufak ufak git gellerle, yarağını yavaş yavaş götüme sokmaya
başladı…
Daha önceleri, kocam da birçok kere beni götten sikmek istemişti. Kocamın siki Sefer abi’nin yarağının
yarısından bile kısa ve ince olmasına rağmen, kocama götümü siktirmemiştim. Şimdi neredeyse at yarağı kadar
bir yarağı, götüme yarıya kadar sokturuyordum. Çünkü Sefer abiyi kıramazdım. Çünkü ona ihtiyacımız vardı,
onun korumasına ihtiyacımız vardı. Kocama iş bulmuştu, bizim her ihtiyacımızı o karşılıyordu. Kızımın okul
masraflarını da o karşılıyordu. Bu nedenle kendimi Sefer abinin her istediğini yapmak zorunda hissediyordum.
Gerçi o, bu durumu fırsat sayan biri değildi. Ve ona siktirmeyi ben de çok istiyordum, kocamdan daha iyi
sikiyordu beni.
Sefer abi götümü sikmeye devam ediyordu (bir yandan da eliyle amcığımla oynayınca, ben yeniden boşaldım).
Artık o kocaman yarağın yarıdan fazlasının götümün içinde olduğunu hissediyordum. Ama zorlanmaya
başladım ve Sefer abi’ye “Sakın daha fazla sokma, bu kadar iyi.” dedim. O da “Tamam güzelim. Sen ne
kadarını istersen o kadarını sokarım. Hiç korkma.” dedi ve iyice alışmış olan götümü bir saatten fazla bir süre
sikti. Ve nihayet boşalıp, göt deliğimi dölleriyle doldurduktan sonra yarağını çıkardı.
Beraber banyo yaptık. Ardından çay demledim, içtik. Bir süre dinlendik, birbirimize sarılıp oturduk, elleştik ve
sonra yeniden sikişmeye başladık. O gece sabaha kadar, hem amcığım hem de göt deliğim Sefer abi’nin
yarağından nasibini aldı.
Sefer abi’ye ve müthiş yarağına doyamıyorum. Sefer abi her hafta, mutlaka en az bir kez geliyor ve her
seferinde deliler gibi sikişiyoruz. Daha sonraki haftalarda neler oldu neler, onu da bir başka müsait zamanda
anlatırım…