Aralık, 2012 için arşiv

Komşumun Oğluna Seks Öğretmenliği Yaptım!
Ben Nesrin. 36 yaşında oldukça güzel ve evli bir kadınım. Memelerim kalçalarım bir çok erkeği dönüp
baktıracak kadar güzeldir. Eşim 39 yaşında, iyi bir işi olan, oldukça yakışıklı, karizmatik bir erkek. Cinsel
yönden hiçbir sorunumuz yok, hemen her gece her türlü pozisyonda sevişiriz. Cinselliğimi doyasıya yaşatıyor
bana, o konuda eşime minnettarım.
Geçen gece yine sıkı bir geceydi, 3 kere göklere çıkardı beni. Ertesi sabah beni uyandırmadan gitmişti. Saat
10 gibi uyandım, yatakta çırılçıplaktım, daha memelerimden diş izleri geçmemişti. Harika bir geceydi
gerçekten, düşünüce içim ürperdi. Yatakta gerindim biraz, ellerim vücudumda dolaştı. Kalktım yataktan,
banyoya girdim, duşumu aldım. Yatak odasında aynanın karşısında vücudumu inceledim. Harika görünüyordu
vücudum. Ama ayva sarısı tüylerim azıcık uzamıştı, alınması gerekiyordu. Bu konuda eşim de, ben de çok
hassasız. Hiç tüy istemez vücudumda. Tekrar banyoya gittim, ağdamı hazırladım, vücüdumdaki tüylerin
temizliğini yaptım. Ağdam bitmişti. Pırıl pırıl olmuştum. Aklıma dün gece gelince yine ıslanmıştım. Aslında o
anda yine sevişmek istiyordum, hatta bir ara eşime telefon açıp gelmesini istemeyi bile düşündüm, ama işyeri
uzaktı, hevesimi akşama bıraktım. Ağda sonrası duşumu almadan önce bir sigara içmek istedim. Üzerime bir
şeyler giyip sigaramı yaktım, balkona çıktım. Temiz hava iyi gelmişti…
Sokağın köşesinden, 2 kat altımızda oturan ve Liseye giden komşumuzun oğlu Oğuz göründü. Beni balkonda
görünce, “Merhaba Nesrin teyze!” dedi. “Merhaba Oğuz!” dedim. Annesi de çalıştığı için öğleden sonra evde
yalnız olacaktı. Apartmana girdi. Biraz sonra kapım çalındı. Açtım gelen Oğuzdu. “Hayrola Oğuz?” dedim.
“Nesrin teyze biraz konuşabilirmiyiz?” dedi. Ben de, “Gel bakalım…” deyip içeri aldım. Üzerimde bir şort ve
dekolte kısmı oldukça açık bir tişört vardı, hemen hemen her yerim ortadaydı. “Yemek yedin mi?” dedim.
“Hayır.” dedi, “O halde birlikte yiyelim.” deyip yemek hazırlamaya başladım. Ben mutfakta yemek hazırlarken
Oğuzun gözlerinin üzerimde dolaştığını hissediyordum. Yemek yedik salona geçtik. “Evet anlat bakalım, ne
konuşmak istiyordun?” dedim. Yüzü kızarmıştı. “Nesrin teyze ama bu aramızda sır olarak kalacak, annemlere
söylemeyeceksin değil mi?” dedi. Güldüm, “Tamam senle sırrımız olsun!” dedim. Yanakları biraz daha
kızarmıştı. “Evet, anlat bakalım, sorun nedir? Yoksa derslerinde problem mi var?” dedim. “Yok, derslerim
çok iyi…” dedi. Daha çok merak etmiştim.
“Bir kız arkadaşım var.” dedi. “Ooo, bak sen, bizim Oğuz büyümüşte kız arkadaşı olmuş! Eee? Nasıl gidiyor?
Peki sorun ne?” dedim. Kızla buluşuyorlarmış, aynı sınıftalarmış. Kızı bir kere öpmüş, ama başka ne
yapacağını bilmiyormuş, ne yapması gerektiğini anlatırmıymışım. Demek kıza birşeler yapmak istiyordu.
Güldüm, “Ne yapmak istiyorsun peki?” dedim. Daha da kızardı ve “Sevişmek istiyorum, ama ne yapacağımı,
nasıl yapacağımı bilmiyorum!” dedi. “Peki kız arkadaşın ne diyor bu işe?” dedim, onun da istediğini söyledi.
“Peki hiç porno film izledin mi?” dedim, izlemediğini, birkaç kere porno resim gördüğünü söyledi. “O konuda
senin için ne yapabilirim, bilmiyorum ki?” dedim. “Ne yapmam gerektiğini bana anlatırmısın?” dedi. Güldüm,
resmen benden ona sikişmeyi öğretmemi istiyordu. Bir anda ıslandığımı hissettim. “Peki, gel benimle!” diyerek
onu yatak odasına götürdüm, yatağa yatmasını söyledim. DVD Playere bir pornofilm yerleştirdim, çalıştırdım.
“Bak bunu seyret, benim anlatmamdan daha iyidir!” dedim. Yatağa uzandı, başının altına bir yastık koydum.
Onu öylece bıraktım banyoya gittim, biraz önce yarım bıraktığım duşumu almaya.
Sıcak su bedenime değince yeniden amım alevlendi. Amımı avuçladım, ıslak ıslak yanıyordu. Amımla oynadım,
biraz parmakladım, nerdeyse boşalacaktım. Memelerim şişmiş, uçları çivi gibi sertti. Yarım saat kadar suyun
altında kaldım ve 2 kez boşaldım. Bornozumu giyip banyodan çıktım. Bakalım bizim haylaz ne yapıyor diye
yatak odasına girdim. Ben girince birden örtüyü üzerine çekti hemen. “Ne yapıyorsun Oğuz?” dedim. “Hiiiç…”
dedi. Kıpkırmızıydı. Filmdeki adam önündeki kızı domaltmış pompalıyordu. Yaklaştım örtüyü çektim ve şok
oldum. Bizim haylaz pantolonunu çıkarmış, dimdik siki elindeydi, tam 31 çekerken yakalamıştım. Aman tanrım
bu neydi böyle? Bu yaşta ne biçim bir yarak vardı, 18 cm den büyüktü, kalın, damarlı, muhteşem birşeydi.
Doğrusu içim gitmişti. Yatağın kenarına oturdum. Bornozum açılmış memelerim görünüyordu. Yaklaştım
yarağını elime aldım, harikaydı. Daha okşamadan kıpkırmızı oldu ve titremeye başladı, kasıldı. Boşalacaktı.
Koca yarağı göbeğine doğru yatırdım ve fışkırmaya başladı. Yüzüne kadar gidiyordu fışkırmaları, vücudunun
üst kısmıspermle kaplanmıştı. Sarsıla sarsıla boşaldıktan sonra titremesi geçmiş, sakinlemişti…
“Kalk hemen! Kalk doğru banyoya!” dedim. Utanmıştı, kalktı banyonun yolunu tuttu. Ben yatağa uzandım.
Daha yataktan eşimin sperm kokusu gitmemişti, şimdi gencecik bir sikin kokusu vardı yatakta. Ne yapacağımı
şaşırmıştım. Ne yapıyordum ben, hiç doğru değildi bu yaptığım. Ama bir erkeğin ilk siktiği kadın olmak
duygusuydu beni allak bullak eden. Düşünün, hangi erkek ilk siktiği kadını ömür boyu unutur? Ama
yapmamalıydım. Bornozumun önünü kapattım. Banyodan çıkınca giyinip gitmesini isteyecektim. Yatak odasına
geldiğinde vücudunda su damlaları pırıl pırıl parlıyordu. Ben daha birşey demeden, “Nesrin teyze, kadınların
orası çok küçük, o kacaman şeyler nasıl giriyor ki? Hem ben hemen boşaldım, filmdeki o adam kızı yarım saat
sikti ve boşalmadı, kesin bende bir sorun var, öyle değil mi?” dedi. Buyur burdan yak, ben çocuğu evden
göndermeyi düşünürken, sorduğu sorulara bak! “Yok, sende sorun yoktur, düzelir her şey, merak etme…”
dedim. “Peki, o daracık yere sokunca acımıyor mu?” dedi. Daracık derken acaba amdan mı bahsediyordu,
götten mi? “Nereye sokunca?” diye sordum…
Yaklaştı bornozumun önünü açtı, bacaklarımı araladı, amımı işaret ederek, “Buraya sokunca!” dedi. Kaymak
gibi amım önündeydi, şimdi yakından incelemek istiyordu sanırım. Gözlerime yalvaran gözlerle baktı ve
“Dokunabilirmiyim?” dedi. Islanmıştım, içerden sularım pınar gibi geliyordu. Cevabımı beklemeden amımı
avuçlayınca irkildim. Fakat terslemedim, bakalım ne yapacaktı. Amımı okşamaya başladığında çıldırtıyordu
beni. Amımın dudaklarını araladı, amım iyice açılmıştı, akan sıvıları gördü, parmağını ıslaklığıma değdirdi.
Parmağıyla amımın orasıyla burasıyla oynamaya başladı. Parmağı klitorisime değdikçe irkiliyordum ve
klitorisim şişiyordu. İlgisini çekti herhalde, klitorisimle oynamaya başladı. Çıldırıyordum sanki, kalçalarımı
kaldırıp yatağa vuruyordum…
Dayanamıyordum artık, saçlarından tuttuğum gibi başını amıma dayadım. Ne yapacağını şaşırdı. “Hadi em!”
dedim. Amımı emmeye başladığında kudurmuştum iyice. Amımı ağzına doldurup tamamını içine çekmeye
başladı. Offf be, harika yapıyordu. Kocam da harika emerdi, ama bu başkaydı. Amımı emerken de
memelerimi avuçlayıp sıkıyordu. Birden dilini amımın derinliklerine soktu, diliyle sikiyordu beni sanki. Yan
döndüm, kalın yarağını elime aldım, damarları şişmişti iyicene. Dilimisikinin başına değdirdimde kasıldı. “Rahat
bırak kendini, sen amımı emmeye dillemeye devam et!” dedim. Dili amıma daha hızlı girip çıkmaya başladı.
Sikinin başını dudaklarımın arasına aldım. Nefisti. Emmeye başladım. Nabız gibi atıyordu ağzımda. Tamamını
alamıyordum ağzıma, yarısına kadar ağzıma sokup çıkıyordum. Yarağının başı pırıl pırıl parlıyordu. Artık
çıldırmıştım, doğruldum, onu sırt üstü yatırdım, üzerine çıktım. Siki amıma değmişti artık, sikini amımın
dudakları arasında oynatıyordum. Sularım akıyordu. Bir yandan da nasıl girecek bu içime diye
düşünüyordum…
Eğildim biraz, memelerim ağzındaydı şimdi, hoyratça emiyordu. Bir anda bıraktım kendimi yarağın üzerine.
Amımı kılıç gibi yara yara girdi köküne kadar. Nefesim kesilmişti. Biraz durdum nefeslendim, içime alışmasını
sağladım. Sonra kalçalarımı kıvırmaya başladım. Yağ gibi girip çıkıyordu içime. Ben yukarı yükselirken o da
kalçalarını kaldırıyor, içimden çıkmak istemiyordu. Hızlanmıştım, gittikçe daha da hızlanıyordum. Memelerimi
dişlerken kasılmaya başladım. O da titriyordu… Birden içime fışkırtmaya başladığında çıldırmıştım. Ben de
geliyordum. Sarsıla sarsıla amımın derinlilerine fışkırtıyordu. Bitirmişti beni. Yığılıp kaldım üzerine. İkimiz de
nefes nefeseydik. Sarıldı bana, “Nesrin teyze, ben seni siktim mi şimdi?” dedi. Güldüm, “Evet siktin, hem de
çok güzelsiktin!” dedim ve dudaklarına bir öpücük kondurdum. “Hadi bakalım banyoya!” dedim.
Birlikte kaltık, onu banyoda bir güzel sabunladım. Sabunlarken siki yine kalkmıştı, ama yeterdi bu kadar.
Sadece yıkandık çıktık. “Hadi bakalım şimdi giyin ve doğru derslerinin başına! Bu günkü yaşadıklarımızı
kimseye söylemek yok, bu bizim sırrımız!” dedim. “Tamam!” dedi, giyindi, dudağıma bir öpücük kondurdu ve
“Nesrin teyze, birgün kızarkadaşımla birlikte sana gelebilirmiyiz?” diye sordu. “Düşünürüz! Sen şimdi doğru
evine!” dedim. Sevinçten ağzı kulaklarında çıkıp gitti.
Ben de çırılçıplak birşekilde yatağa uzandım. Kocam için kaymak gibi yaptığım tertemiz amım, tazecik bir
yarak tarafından sikilmişti. Saat 18’e geliyordu, gözlerimi kapayıp bu yaşadıklarımı düşünürken öylece
uyumuşum. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama, vücudumda gezinen nefesle uyandım. Eşimdi, beni öyle
görünce soyunmuş ve dudakları vücudumda gezintiye çıkmıştı bile. Döndüm sarıldım. Bir anda parmaklarını
amıma gömdü. Amım halen sırılsıklam ve fırın gibiydi. “Hayrola, bu gün birşey mi oldu?” dedi. Güldüm, “Yok,
biraz önce ağda yaparken seni düşündüm azdım!” dedim. “Gel o zaman!” dedi ve uçurmaya başladı beni…
[Nesrin]

Aldatan Kadınlar Anlatıyor

Semra’dan…
Aldatma konusu bana göre göreceli. Yaşadığımız ülkede herkesin birbirini acımasızca aldattığını, hayatlarını bir yalan üzerine kurduğunu, isteyerek ve bilerek de bu duruma katlandıklarını düşünüyorum. Aldatıldığınız ya da aldatmayı seçtiğiniz zaman en çok aldanan kendimiz olmaz mıyız? Ben bunu yıllardır sorgularım. O kadar ucuz kadın, o kadar kalitesiz erkek var ki ve hayat onlara göre o kadar kısa ki; bir an önce mutlulukları yaratmak, yatağa atmak, sonra boşalmak, ondan sonra da üzerine bir sigara yakmak mıdır aldatmak? Yoksa sadece ticari bir ilişkiden ibaret olan evliliklerde ya da birlikteliklerde başka bir tene dokunmadan, o insanın tüm kaynaklarını kendiniz için kullanmak mıdır? Sadakat nedir? Aldatmanın karşılığı mıdır gerçekten? Ben eşimi aldattım. Çünkü bir erkeğe artık seninle olan birlikteliğimin hiçbir heyecanı kalmadı diyemedim çok istememe rağmen. Eve gelip her günü bir önceki günün kopyası gibi bana yaşatan biriyle nasıl bir ömrü paylaşabilirdim ki. Beni aldattığını bildiğim halde nasıl ona masum eşi oynayabilirdim. Ona bunları çok söylemek isterdim ama o beni aptal sanmaya devam etsin istedim. Erkekler için kadınlar üçe ayrılıyor: çıtırlar, kıtırlar bir de katırlar.

Pınar’dan…
Eşlerini katır statüsüne koyan zavallı evli erkekler! Unutmayın evdeki eşiniz de sizi birçok erkekle aldatıyor olabilir. Kadınların zekaları, duyguları sizinkine nazaran çok daha hızlı ve pratiktir. Evet ben aldattım çünkü katırgillerden değilim ve aldattığımın ertesi günü mahkemeye gidip dava açtım. Sadece aldatılmayı sürekli yaşayan ve susan ben, özgüvenimi tazelemek, kendime olan saygıyı kaybetmemek ve bu evliliği noktalamak için aldattım kocamı. O gün için bana göre en doğru şeyi yaptım. Ona verdiğim bir söz vardı, hayatımın sonuna kadar hastalıkta, sağlıkta, yoklukta ve varlıkta ölüm bizi ayırıncaya kadar senden ayrılmam demiştim, ama ayrıldım. İşte böyle aldattım kocamı. Ondan gizli para biriktirip, kendi üzerime ev alıp, kendime güvence hazırlayıp, aldatılmaktan kurtulmak için bu yolla aldattım. Bana tam 5 yıla mal oldu. Şimdi bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum, 35 yaşındayım. Kendime saygım ve özgüvenim var. Ayaklarımın üzerinde durup, evli erkeklere çelme takıyorum, külahlarını alıp ters giydiriyorum. Şanslarını fazla zorlamıyorlar Allahtan. Bir şey daha, ben kuş değilim diyorum. Her kuşun eti yenmezden daha iyi en azından. İlk cümlede bunu anlayanlar daha zeki diye anlayabiliyorsunuz şimdiye kadar çıkmadı! Gördüğünüz gibi aldatılmak ve aldatmak bazen çok işe yarayabiliyor, yeter ki negatifleri pozitife çevirebilelim ve yeter ki hem cinslerimizi aldatılan pozisyonuna koymayalım, yani kendimize olan saygıyı elden bırakmayalım. Sevgiler…

Seda’dan…
Sevgilimle bir akşam evlerinde oturuyor ve sohbet ediyorduk. Daha sonra beklenen sonun olması için yatak odasına geçtik. Yatakta sadece ve sadece kendini düşünen biri olduğundan hiç zevk almamıştım, ama bir o kadar da istekliyim. Ertesi gün ben de ablamın bir arkadaşını çağırdım yanıma ve harika bir gün geçirdim. Ben sevgilimii bu kişiyle hep aldatıyorum, çünkü yatakta inanılmaz.

Derya’dan…
Ekim ayında tam 1 sene olacak eşimi aldatmaya başlayalı. Bu zaman süresince ayda en az bir iki kez onu aldattım. Ama bu konuda istikrarlıyım çünkü hep aynı kişi. Tek problem o kişinin arkadaşımız olması. Ama cinsel anlamda o kadar mükemmel anlaşıyoruz ki, gözümüz başka bir şey görmüyor. Üstelik eşim de acayip kıskanç. Ancak şunu çok iyi öğrendim ki isteyince her şey oluyor, eşinizle günde en az 15 kere telefonla konuşsanız bile isteyince ayarlayabiliyorsunuz.

Serap’tan…
Ben 10 yıllık evli, 35 yaşında bir kadınım. Eşimi yaklaşık iki yıldır aldatıyorum; üstelik onun da onayıyla. Bu aşamaya gelmek çok zor oldu, ancak artık o da alıştı. Üstelik benimle çok daha istekli sevişiyor. Bu şekilde hem seks hayatımız daha renkli, hem de birbirimize daha çok yakınlaştık. Bana adeta tapar gibi davranıyor ve sevgisini daha çok belli ediyor.

Aldatan Kadınlar Anlatıyor

Semra’dan…
Aldatma konusu bana göre göreceli. Yaşadığımız ülkede herkesin birbirini acımasızca aldattığını, hayatlarını bir yalan üzerine kurduğunu, isteyerek ve bilerek de bu duruma katlandıklarını düşünüyorum. Aldatıldığınız ya da aldatmayı seçtiğiniz zaman en çok aldanan kendimiz olmaz mıyız? Ben bunu yıllardır sorgularım. O kadar ucuz kadın, o kadar kalitesiz erkek var ki ve hayat onlara göre o kadar kısa ki; bir an önce mutlulukları yaratmak, yatağa atmak, sonra boşalmak, ondan sonra da üzerine bir sigara yakmak mıdır aldatmak? Yoksa sadece ticari bir ilişkiden ibaret olan evliliklerde ya da birlikteliklerde başka bir tene dokunmadan, o insanın tüm kaynaklarını kendiniz için kullanmak mıdır? Sadakat nedir? Aldatmanın karşılığı mıdır gerçekten? Ben eşimi aldattım. Çünkü bir erkeğe artık seninle olan birlikteliğimin hiçbir heyecanı kalmadı diyemedim çok istememe rağmen. Eve gelip her günü bir önceki günün kopyası gibi bana yaşatan biriyle nasıl bir ömrü paylaşabilirdim ki. Beni aldattığını bildiğim halde nasıl ona masum eşi oynayabilirdim. Ona bunları çok söylemek isterdim ama o beni aptal sanmaya devam etsin istedim. Erkekler için kadınlar üçe ayrılıyor: çıtırlar, kıtırlar bir de katırlar.

Pınar’dan…
Eşlerini katır statüsüne koyan zavallı evli erkekler! Unutmayın evdeki eşiniz de sizi birçok erkekle aldatıyor olabilir. Kadınların zekaları, duyguları sizinkine nazaran çok daha hızlı ve pratiktir. Evet ben aldattım çünkü katırgillerden değilim ve aldattığımın ertesi günü mahkemeye gidip dava açtım. Sadece aldatılmayı sürekli yaşayan ve susan ben, özgüvenimi tazelemek, kendime olan saygıyı kaybetmemek ve bu evliliği noktalamak için aldattım kocamı. O gün için bana göre en doğru şeyi yaptım. Ona verdiğim bir söz vardı, hayatımın sonuna kadar hastalıkta, sağlıkta, yoklukta ve varlıkta ölüm bizi ayırıncaya kadar senden ayrılmam demiştim, ama ayrıldım. İşte böyle aldattım kocamı. Ondan gizli para biriktirip, kendi üzerime ev alıp, kendime güvence hazırlayıp, aldatılmaktan kurtulmak için bu yolla aldattım. Bana tam 5 yıla mal oldu. Şimdi bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum, 35 yaşındayım. Kendime saygım ve özgüvenim var. Ayaklarımın üzerinde durup, evli erkeklere çelme takıyorum, külahlarını alıp ters giydiriyorum. Şanslarını fazla zorlamıyorlar Allahtan. Bir şey daha, ben kuş değilim diyorum. Her kuşun eti yenmezden daha iyi en azından. İlk cümlede bunu anlayanlar daha zeki diye anlayabiliyorsunuz şimdiye kadar çıkmadı! Gördüğünüz gibi aldatılmak ve aldatmak bazen çok işe yarayabiliyor, yeter ki negatifleri pozitife çevirebilelim ve yeter ki hem cinslerimizi aldatılan pozisyonuna koymayalım, yani kendimize olan saygıyı elden bırakmayalım. Sevgiler…

Seda’dan…
Sevgilimle bir akşam evlerinde oturuyor ve sohbet ediyorduk. Daha sonra beklenen sonun olması için yatak odasına geçtik. Yatakta sadece ve sadece kendini düşünen biri olduğundan hiç zevk almamıştım, ama bir o kadar da istekliyim. Ertesi gün ben de ablamın bir arkadaşını çağırdım yanıma ve harika bir gün geçirdim. Ben sevgilimii bu kişiyle hep aldatıyorum, çünkü yatakta inanılmaz.

Derya’dan…
Ekim ayında tam 1 sene olacak eşimi aldatmaya başlayalı. Bu zaman süresince ayda en az bir iki kez onu aldattım. Ama bu konuda istikrarlıyım çünkü hep aynı kişi. Tek problem o kişinin arkadaşımız olması. Ama cinsel anlamda o kadar mükemmel anlaşıyoruz ki, gözümüz başka bir şey görmüyor. Üstelik eşim de acayip kıskanç. Ancak şunu çok iyi öğrendim ki isteyince her şey oluyor, eşinizle günde en az 15 kere telefonla konuşsanız bile isteyince ayarlayabiliyorsunuz.

Serap’tan…
Ben 10 yıllık evli, 35 yaşında bir kadınım. Eşimi yaklaşık iki yıldır aldatıyorum; üstelik onun da onayıyla. Bu aşamaya gelmek çok zor oldu, ancak artık o da alıştı. Üstelik benimle çok daha istekli sevişiyor. Bu şekilde hem seks hayatımız daha renkli, hem de birbirimize daha çok yakınlaştık. Bana adeta tapar gibi davranıyor ve sevgisini daha çok belli ediyor.

KADINLAR NEDEN SERSERİ ERKEKLERDEN HOŞLANIR? VE NEDEN ALDATILIR?

Cevap: Testosteron yüzünden!

Testosteron: Erkeklik ve iktidar hormonu!

Efendim şimdi kısaca anlatayım; bu testosteron denen meret kadınlarda ve erkeklerde libidoyu (cinsel dürtü) belirliyor. Bu da aslında genlerimizin bir maşası. Yani kadın genleri, çocuğunu doğurabilecek, güçlü kuvvetli, kadınını ve yuvasını koruyabilecek erkekleri arayıp duruyor ve bu özellikleri barındıran testosteronu yüksek erkekleri beğeniyorlar.

Testostoronu yüksek erkekler ise aynı şekilde soylarının devamı için tüm güçlerini dünyayı döllemeye harcadıklarından bağımsız tipler oluyorlar..! Veee kadınlara “Ben niye bu adama çattım şimdi? O kadar efendi adam varken gittim bunu buldum” diye hayıflanıp durmak kalıyor.

Yani kızlar, efendi adamları sevmiyorsanız bu genlerinizin suçu! Genleriniz erkek gibi erkek (!) arıyor. Erkek gibi erkekler -yani testosteronu yüksek olanlar- ise bağlasan durmuyor.
Bu durumda sonuç: “Kadınlar aldatan erkek seviyor”!!! ( Bu, içimizdeki gizli maço sevdasını da açıklıyor sanırım.)

Bu testosteron yüzünden daima, Adnan Beyleri bir kenara bırakıp, Behlüllere koşacağız…

O halde sonsuza kadar ağlayıp duracağız, ama kendi düşen ağlamaz öyle değil mi?

Peki, bu testosteronu yüksek adamlar nasıl oluyor?

Yüksek testosteronlu erkeklerin ortak özellikleri fethetmek, sahiplenmek, yönetmek ve hükmetmek. Onlar, iktidar sahibi olma ve iktidarı ellerinde tutma eğilimindeler. Uzlaşmacı değiller. Değişimden yanalar, hareketliler. Bağımsızlar. Topluluklarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar. Neşeli olmaya açıklar. Onlar, kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Başkalarının verdiği rollerden hoşlanmıyorlar. Figüran olmak istemiyorlar. Vazgeçmiyorlar, pes etmiyorlar…

Yüksek testosteron seviyelerine sahip olan erkekler bağlanmakta zorlanırlar!

Çünkü testosteron, bağlanmaya teşvik eden vasopressin ve oksitosin adı verilen kimyasalların salgılanmasını baskılar.
İşte bir erkeğin yüksek dozda testosterona sahip olduğunu gösteren işaretler:

• Güçlü kaşlar
• Kemikli elmacık kemikleri
• İnce dudaklar
• Belirgin çene hatları
• Geniş omuzlar
• Kaslı vücut
• İşaret parmağından daha uzun yüzük parmağı
• Büyük cinsel organ

Yüzük parmağı uzun erkekler daha saldırgan oluyor! >>>>>>

Yüzük parmağı uzun erkek, otomobili daha tehlikeli sürüyor; daha saldırgan oluyor.

Yüzük parmağı uzunluğuyla ilgili yapılan yeni bir araştırma, bu parmağı uzun olan erkeklerin çok hızlı ve tehlikeli araç kullandıklarını ve yasak yerlere park ettiklerini ortaya koydu.
Yüzük parmağı işaret parmağından uzun olan erkeklerin tehlikeli araç kullandıkları ve daha saldırgan oldukları belirlendi.

Almanyanın Mainz Üniversitesi tarafından ortalama 78 yaşındaki 77 erkek sürücü üzerinde yapılan araştırmada, deneklerin sol ellerinde yüzük ile işaret parmaklarının uzunlukları arasındaki fark ölçüldü ve son 5 yıldaki trafik kayıtları incelendi. Deneklerin üçte birinin aşırı hız ve alkollü araç kullanmaktan ceza aldıklarını belirleyen araştırmacılar, tehlikeli araç kullanımının doğumdan itibaren programlanmış olabileceğini, çünkü parmak uzunluğunun ana rahminde erkeklik hormonu testosteron etkisinde kalmayla doğrudan bağlantılı olduğunu belirttiler.

Yüzük parmağının uzunluğuyla ilgili daha önce yapılan araştırmalar da, bu parmağın işaret parmağından uzun olmasının erkeklerde sağlıktan davranışa dek birçok etkisinin olabileceğini göstermişti.

Bilim insanları, ana rahminde yüksek düzeyde testosterona maruz kalmanın yaşamın safhalarında beynin çalışmasını bir şekilde etkileyebileceğini düşünüyor. Bu durumun kemiklerdeki testosteron reseptörlerini uyararak, yüzük parmağının büyümesini sağlayabileceği de tahmin ediliyor. Yüzük parmağı uzun erkeklerin daha saldırgan olabileceğini ortaya koyan son araştırma, Accident Analysis and Prevention Dergisinde yayımlandı.

iletişim altanbey34@hotmail.com