Ekim, 2013 için arşiv

Merhaba seks severler, ismim Sibel. 25 yaşında, 1.60 boyunda, 47 kg ağırlığında, sarışın, beyaz tenli bir
bayanım ve sekiz senelik te evliyim. Eşim marangoz, atölyemiz var onu işletiyor. Önceleri eşim İstanbulda
çalıştığı dönemlerde, eve gelmemesi nedeniyle tartışırdık. Evliliğimizin ilk yılları olması ve çok sikişme isteğime
karşın eşimin yorgunluk bahanesiyle 2-3 haftada bir iki kez sikmesi beni başka yönlere kaydırıyordu. Fırsatını
bulduğum zaman dışarı çıkar ve laf atanların tahriklerini dinler, hoşuma giden ve beğendiğim erkeklerin sikişme
tekliflerini kabul ederek, hem sikişir, hem para kazanırdım. Bu artık alışkanlık olmuş ve kocamın ruhu
duymadan resmen orospu olmuştum. Kocamın işleri iyi gitmeyip borcu çoğalınca, İstanbuldan kaçarak
Orduya yerleştik. Ben kocamdan gizli sikişerek bayağı hatırı sayılır para biriktirmiş ve altın almıştım. Kocam
benden evlendiğimiz zaman saklaması için verdiği altınları dükkan almak için istedi. Ben de sikişerek aldığım
altınları da verince şok olmuştu, “Bu kadar varmıydı yahu?” dedi. Ben de, “Birazını da karılarla altın günlerinde
biriktirdim.” diyerek eşime verdim. Salak şey, adam bir teşekkür eder, odun adam, odun olmasa
marangozlukta ne işi olabilirdi ki?
Orduda kiracı olarak oturduğumuz apartmanda Ayhan isimli bir memur oturuyordu. Bankada karı koca
çalışıyorlardı, ikisi de uzun boylu, Ayhan buğday tenli, 1.80 boylarında, atletik yapılı birisi, karısı ise yine aynı
uzunlukta, 55-60 kg civarında, esmer tenli ve çok sexy bir kadındı. Bazı geceler sikişlerinin sesini dinleyerek
uyurdum. Bir süre sonra Ayhan bankadaki işinden çıkarılmış, işe gitmiyor evde kalıyor, sadece karısı işe
gidiyordu. Karısı işe gidince Ayhanın yanına çoğu zaman değişik tipli kadınlar geliyor, birkaç saat kaldıktan
sonra gidiyorlardı. Haftada değişik üç dört kadının gelip gittiği oluyordu. Benim üst katımda oturmaları
nedeniyle de, gelen kadınların inlemelerinden evde sikiştiklerini anlıyordum.
Yine bir gün Mercedes Jeepli bir kadın gelmişti. Ben de işimi bırakarak yatak odama geçerek onların sikişme
seslerini, kadının inleme ve ohlamalarını dinleyerek amımı elliyor, o sırık gibi boyu olan yakışıklı adamın altında
sikilenin ben olduğumu hayal ederek boşalıyordum. Tahminen yarım saat kadar sikiştikten sonra ses kesildi ve
az sonra da üst katın kapısının açıldığını duydum. Hemen merdiven boşluğuna çıkıp yukarı baktığımda, kadın
Ayhana “Herzamanki gibi harikaydın canım!” diyerek para veriyordu. Demek ki Ayhan Jigololuk yapıyordu.
Gelen karıların çoğu 35 ve 45 yaş aralağında kadınlardı. O kadın beni görünce hemen lafı değiştirdi ve “Ayhan
bey size güveniyoruz, bu sefer sıçrama yapacak tahvilleri bulup, haber verin, daha da fazla miktar getiririm!”
diyerek ordan ayrıldı. Artık Ayhanın para karşılığında karıları siktiğinden hiç şüphem yoktu.
Birkaç gün sonra yine zengin bir kadın daha gelmişti, hemen yine dinlemeye geçtim, yine sikişme sesleri
geliyordu. 45-46 yaşlarındaki kadın ordan ayrılıp merdivenleri inerken tam benim kapımın önünde fenalaştı ve
düşerek bayıldı. Ben hemen kadını kaldırdım ve evime aldım. Kendisine gelinceye kadar kolanya vererek
yardım ettim. Kadın kendine geldiğinde, kendisini tanımadığımı, Ayhanın eşinin evde olmadığını, niçin geldiğini
sordum. Kadın önce söylemek istemedi, fakat ben neiçin geldiğini bildiğimi, anlatmazsa Ayhanın eşine falan
söylemekle ısrar edince, üst komşumun (yani Ayhanın) ünlü bir Jigolo olduğunu, Ayhana 1.500 TL karşılığında
kendini siktirdiğini söyledi. Ben de, “Ne? Para karşılığında sikişmeye mi geliyorsunuz?” deyince, “Ne olur
kimseye söylemeyin, tanınmış bir ailedenim, rezil olurum!” diyerek çantasından demet halindeki parayı bana
vererek, “Sen birşey görmedin, duymadın! Tamam mı?” diye tembihledi ve gitti. Parayı saydığımda 800 TL
civarında bir para vardı, yine para ayağıma gelmişti. Bu sefer sikilerek değil de, siktirenleri takip ederek
kazanacaktım.
Kendilerini siktirmeye gelen kadınların inleme sesinden Ayhanın iyi bir sikici olduğunu tahmin ediyor, her
seferinde onlar yukarıda sikişirlerken ben de amıma patlıcan ve salatalık sokarak tatmin oluyordum. Artık
hangi günler Ayhana kadın geldiğini biliyordum. Haftasonu ile Çarşamba günü gelen yoktu ve diğer günler
mutlaka bir veya iki kadın gelir, kendisini siktirir giderdi. Bazılarının kapıdan çıkışını bekliyor, elimi (Bahşiş
gibisinden) uzatarak, 100-200 TL gibi para alıyordum. Geçim kaynağımı yine bulmuştum. Ama artık Ayhana
ben de kendimi siktirmek istiyordum, çünkü kocam ayda, iki ayda bir aklına gelirse sikiyor, benimse
yaraksızlıktan amım kazınıyordu. Günlerden bir Çarşamba günü, Ayhanın hanımı saat 09:00 gibi işe gitmek için
evden ayrıldıktan sonra, evde Kek ve benzeri bir şeyler yapmıştım, en güzel kokularımı süründüm, amımı bir
güzel temizledim kaymak gibi yaptım, üzerime bol pileli kısa bir etek, ince dantelli külodumu giyerek, sütyen
takmadan beyaz askılı bir Bady giyerek, saat 10 gibi üst kata çıkarak, Ayhanın ziline bastım…
Ayhan kapıyı açtığında, “Buyurun?” dedi. “Ben altınızdaki bayanım, adım Sibel! dedim. “Altımdaki bayan mı?
Anlamadım?” deyince, “Kusura bakmayın alt katınızda oturan bayan demek istedim. Eşiniz evde mi, Kek
falan hazırlamıştım, size ikram olarak getirmiştim.” dedim. Ayhan da, “Haa, pardon, altınızdakiyim deyince ben
başka türlü anladım!” dedi ve beni nazik bir şekilde içeri davet etti. İçeri girdim. Ayhanın üzerinde bir altet ve
kısa bir şort vardı. Beni görünce şortunun içinde sikinin hareketlendiğini gördüm. Hemen salona geçerek
oturdum, bacak bacak üstüne atarak, yarıya kadar olan eteğim kaba etime kadar sıyrılmış şekilde
oturmuştum. Elimdeki Kek tabağını verdim. Teşekkür etti ve “Soğuk bir şey alırmısınız?” dedi. Ben de, “Yok
almayım, sağolun.” dedim. Ayhan da karşıma geçip oturdu. Ben de bacağımı indirip, resmen amımı
gösterircesine ayaklarımı açtım ve amımı sergilemeye başladım…
Sohbete başladık, çocuklarının olup olmadığını, onlarla tanışmak istediğimi falan söyleyerek lafı uzatıyordum.
Benim bacak açık seks davetimi görünce, Ayhan oturduğum koltuğun baş kısmına gelerek oturdu ve “Niçin
geldiğinizi tam olarak söylermisiniz? Böyle oranızı buranızı açmakla ne demek istiyorsunuz?” dedi. Ben de,
“Açık konuşayım, evinize gelen kadınların niçin geldiğini biliyorum, bunu etrafta anlatmamak için kendimi zor
tutuyorum!” dedim. “Anlatsan ne fark eder, ben ev sahibiyim sen kiracısın, sen gidersin, seni oturduğun
daireden attırırım! Kısa kes de ne istediğini söyle! Para mı istiyorsun?” diyerek TV yanında bulunan
cüzdanından 100 TL çıraktıp yüzüme attı. Ben hemen, “Yok! Para falan istemiyorum! Kocam beni ellemiyor,
o kadınların yerinde olmak isterim, ancak benim verecek param yok!” dedim…
“Demek öyle! Sen onların yanında tazecik ve çıtırsın, zayıf ve alımlısın, senin gibi bir kadını kocası nasıl
sikmez?” deyince, “Teşekkür ederim, iltifata gerek yok, beni parasız sikecekmisin?” dedim ve eteğimi iyice
araladım. Eteğimi eliyle sıyırıp bir eliyle beni ayağa kaldırdı, etrafımda çevirmeye başladı, “Daracık kalçalar, iri
taze memeler! Tam benim tipimsin, iyi sikilirsin, istiyormusun?” dedi. Başımı sallayarak “Evet, istiyorum!”
dedim. “Bak ama ben kocana benzemem, muameleme dayanabilecekmisin? Benim elimden ne karılar geçiyor,
görmüşsün!” dedi. Ben de, “Evet gördüm, amı götü sarkmış ve yaşı başı geçmiş karılar!” dedim. “Orası öyle,
ama o karıların hepsi seks delisi, tam uzmanlar yani. Senin deneyimin var mı?” dedi. “İstanbulda değişik
ilişkilerim oldu, muamele yapmayı öğrendim!” dedim. Bunun üzerine, “Öyle amını götünü açmayla, baştan
çıkarmaya çalışmakla bu iş olmaz! Bakalım nasıl yapıyorsun, başla bakalım!” dedi ve ayağa kalktı…
Ben de kalktım ve kendisine yaklaşarak boynuna sarılmak istedim, ancak boyu benden uzun olması nedeniyle
göğsüne kadar geliyordum. Hemen göğsündeki kıllarını ellemeye başyalarak şortunun içine elimi soktum.
Şortunun içinde sert bir kaya parçası duruyordu sanki. Hemen şortunu indirdim ve küloduna sığmayan sikini
görünce iyice azarak daha da iştahlandım, “Hepsini sokacaksın bana değil mi?” dedim. “Ne demek! İstersen
köküne kadar sokarım, yeter ki aklın kessin!” dedi. Yarağını çıkarmak için külodunu indirir indirmez şlap diye
yarağı yüzüme vurmuştu. İlk kez böyle kalın ve uzun bir yarrak görüyordum. İstanbulda bir kaç kez Amerikalı
Zencilere am vermiştim, ama sikleri bu kadar kalın ve uzun değildi. Demek ki Türklerin de sikleri uzun ve kalın
olabiliyormuş. Hatta kocamınki Ayhanın yarağı yanında yarısı kadar gelmezdi. Ürkerek yarağını elime aldım,
ateş gibi yarağı, damarları patlayacak gibi elimin içindeydi…
Biraz aşağı yukarı sıvazladım. Yarağın yumruğum kadar olan başı şeftali gibi açılmıştı. Elimle tuttuğumda ise
baş kısmı elimin tamamını kaplıyordu. Siyahımsı yarrağının baş kısmından elimin tamamının kapladığı alan bem
beyazdı. Biraz incelemeye başlayınca, “Neye bakıyorsun?” dedi. “Büyüklüğüne bakıyorum!” diyerek, elimi
dirseğime kadar yarağına dayadım, bilek ile dirseğimin arası kadar vardı, tahminen 20-22 cm kadar bir şeydi.
Hemen ağzıma alarak emmeye başladım, fakat başı ağzıma sığmıyordu. Ayhanı yere yatırdım ve yarağının
başını gövdesini yalamaya ve emmeye başladım. Bana, “Sen bunu ağzına alamıyorsun ki, amına nasıl
alacaksın? Amını sikerken bağırma, tamam mı?” dedi. Ben de, “Merak etme bağırmam, daha önce paralı
yaptığım sikişlerim oldu!” dedim. “Yani orospuydun öyle mi?” dedi. “O zaman sen de Orospusun!” dedim.
“Yok, ben isteyeni sikiyorum, para vereni sikiyorum!” dedi. “Ben de isteyene ve para verene am veriyordum,
aramızda fark yok!” dedim ve gülüşerek sikini emmeye devam ettim…
Ben sikini yalarken o da benim amımı ve memelerimi elleyip yoğuruyordu. Birden doğruldu ve “Sen bu işi
yapamıyorsun!” diyerek beni yere yatırdı, iri elleriyle amımı iyice bastırıp yoğurudu. Parmaklarını amımın içine
soktu baktı ve “Kıvamına gelmişsin Zilli!” diyerek, aynı zamanda da baş parmağını götümün içine sokmuştu.
İlk kez birisi götüme parmak sokuyordu, hem de başparmağını, çok hoşuma gitti, değişik bir duyguydu.
Amımı yoğurduktan sonra yukarı doğru çıkarak memelerimi emmeye başladı. İlk kez tecrübeli birisi tarafından
adam gibi emiliyordum. O kadar güzel emiyordu ki, hemen Orgazm olarak boşaldım. Eliyle yoklayarak
amımdan akan sıvılarımı görünce, “Erken koyverdin, biraz dayan!” dedi. Peçeteyle amımın sularını iyice
sildikten sonra, iki bacağımı yanlara ayırdı, amımın dudaklarını ayırıp içerisini parmaklıyor, ama tam
sokmuyordu. Tam amımın üst kısmıyla ve bızırımla oynamaya ve emmeye başladı. İlk kez böyle bir şey
başıma geliyordu. ilk kez birisi, bilye büyüklüğüne ulaşmış bızırımı emiyordu…
Sonra dilini amımın derinliklerine sokmaya başladığında, bir kez daha boşalarak orgazm oldum. Bu seferki
çok uzun sürdü, resmen sarsılarak boşaldım. Amımdan akan suları bile yalıyor yutuyordu. Amımın sularını
yalayıp kuruladıktan sonra sonra yarağını amıma dayadı. Ancak ben, “Getir birazcık yalayayım, ondan sonra
sok!” dedim. Bana, “Olmaz, bunun zevki böyle çıkacak!” dedi ve birden eliyle amımı ayırdı, sikinin başını
amımın ağzına temas ettirdi. Yarağının damar hareketleri beni geri itiyordu sanki. Elimle amımın dudaklarını
açarak, “Sen sikini yerleştir, ben amımı açarım!” dedim, amımı ellerimle iyice açtım. Yavaş yavaş yarağının
başını amıma ittirmeye başladı. Fakat o kocaman yarrağın başı bile amımın içine girmiyordu. Ellerimi çektirip,
kendisi iyice amımı açarak başının bir kısmını biraz soktu ve bastırdı. Bastırınca amımın ağız kısmı yanıyor,
yarağı amımın ağız kısmında toplanıyordu…
Beni kanepe üzerine uzatarak, aldığı döşeği belimin altına koydu ve tekrar yüklenmeye başladı. Bu sefer o
kocaman yarrak amıma yara yara giriyor, girdikçe de amımın yan duvarları yırtılıyordu. O koca yarrağın
damarları ise amımın dudaklarını geriye bastırıyordu. Sonunda kafası amıma girince biraz rahatladım. Amımın
sıvılarının yardımıyla bir kaç git gel yaptıktan sonra yarıya kadarını amıma soktu ve hızlı hızlı girip çıkmaya
başladı. Çıktıktan sonra tekrar sokuyor, her soktuğunda daha derinlere iniyor, indikçe de nefes alamıyor
bağırmak istiyordum, ancak gururuma yediremediğim için bağıramıyordum. Ayağımı beline dolayarak iyice
üzerime abanarak sikinin tamamını amımın içine yerleştirdiğini, taşakları götüme değince anladım. Amım yırtıldı
sandım. Birden hızlı hızlı girip çıkmaya başladı. Tamamen çıkartıp tekrar sokuyordu. O kadar derine iniyordu
ki, artık döl yatağımın içerisine girdiğini anlıyordum. Doğum yaparken bile bu kadar zorlanmamıştım, sanki
yarrak doğuruyordum…
O müthiş acıya rağmen gözlerimi kapatarak, büyük yarakla sikilmenin tadını çıkarıyordum. O kadar sert
giriyordu ki, çok geçmeden bir kez daha boşaldım. Boşalınca amımdaki hareketleri hızlandı. Artık canımın
acıması geçmiş, uyuşma başlamıştı. Yarak amıma kalın saç fırçasının girdiği gibi gidip geliyordu. İstanbulda bir
keresinde aynı anda üç kişi tarafından, biri çıkıp diğeri sokarak sikilmiştim, ancak bu kadar zevk almamıştım.
İyice hızlanmaya başladığında benim başım dönmeye başladı, bayılıyordum. Ayhan hızlandıkça hızlandı,
vurdukça amımın derinliklerine iniyor, amımda yarrağını değmediği ulaşmadığı nokta bırakmıyor, hızla girip
çıkıyor, belimi ve kalçalarımı çekerek bastırıyordu. “Ne yapıyorsun?” dediğimi hatırlıyorum. “Boşalıyorum!”
diyerek tamamen bana abanıp sarıldı ve pestilimi çıkarırcasına sımsıkı bastırdı. Ardından içime şiddetli yanık
hissi verek boşalmaya başladı…
Üzerimden kalkmasını isteyerek, “Çık lütfen korunmuyorum!” dememe rağmen döllerinin tamamını son
damlasına kadar amıma boşalttı. Sonra belimi eliyle tutarak dizlerinin üzerine kalktı ve amıma o şekilde bir kaç
kez girdikten sonra o şekilde bir kaç dakika bekledi. Sonra beni kendisine çekerek sarıldı. Ayhanın
kucağında, yarrağı amımda 2-3 dakika kadar kaldıktan sonra, kendimi zorla geri çekerek yarrağını amımdan
çıkarmaya başladım. Ben uzaklaştıkça yarağı amımdan sanki ölü bir yılan gibi yavaş yavaş çıkıyordu. En son
tamamen sönmüş yarağının kafası şlap diye çıktı ve amımdan ikimize ait sıvılar akmaya ve halıya damlamaya
başladı. Sonra kendisi sırt üstü yere uzandı ve bana, “Şimdi hemen yala ve tekrar başlayalım!” dedi. Ben,
bittiğimi ve birdaha istemediğimi söyleyince, “Ben şimdi sana istememeyi gösteririm orospu!” diyerek bir tokat
attı ve saçımdan tutarak ağzımı yarağının üzerine getirip, “Yala amına koduğumun orospusu!” dedi ve yarağını
zorla ağzıma sokarak emdirmeye başladı…
Yarağı ağzımda tekrar canlanmaya başladı ve birkaç dakika içinde eskisi gibi olmuştu. Beni kucağına alarak
yarağını eliyle tutup amımı yarağının üzerine getirdi ve amımı açarak yarağına çekti. Ben istemedikçe amımın
dudaklarından çekerek amımı yarağının üzerine bastırarak sokmaya başladı. Kupkuru olan yarrak kupkuru
olan amımı dağıtırak giriyordu. Amıma sanki kaktüs giriyor gibiydi, acıya dayanamdım can havliyle bağırmaya
başladım. Ağzımı tutarak kapattı ve birden tamamen aşağı bastırıp yarağının tamamını amıma kökledi ve
elleriyle belimden tutarak beni indirip kaldırmaya başladı. Artık yalvarıyordum çıkması için, “Yeterrrr, sikilmek
istemiyorum!” diyerek ağlamaya başladım. Ben ağlamaya başlayınca, “Sus amına koduğumun Zillisi!” diyerek
tokadı yapıştırıyor, üzerime abanarak daha sert sikiyordu. Başım dönmeye başladı, kendimi hissetmemeye
başladım. Ne kadar sikildiğimi bilmiyorum, amım bile uyuşmuştu…
Aşırı merakım yüzünden başıma neler geldiğini düşünrek, bir an önce boşalması için kendim ritim tutarak sikişe
ayak uydurmak istiyordum, ancak her gün sikişen adama nasıl ayak uydurabilirdim ki? İnsanın başına ne
gelirse ya meraktan yada yarraktan gelirmiş sözünün ne kadar doğru olduğunu kavradım. Artık sadece bulanık
görüntü olarak amıma hızlı hızlı gidip geldiğini görüyordum. Sonrasını hatırlamıyorum, bayılmışım! Bir müddet
sonra yüzüme yediğim tokatlarla kendime geldiğimde, yediğim tokatlarla yüzüm ve yanaklarım da acıyordu.
“Ne oldu?” dedim, “Ne olcak bayıldın!” dedi. Ayağa kalkmak istedim ancak kendi gücümle kalkamadım.
Kolumdan tutup beni doğrulttuğunda yine amımdan döllerin aktığını gördüm. Yine içime boşalmış ve amımı
dölleriyle doldurmuştu. Yine onun yardımıyla ayağa kalkınca kalçalarım ve amımın her yanı ağrıyordu.
Acaba? diye düşünerek elimle götümü kontrol ettiğimde bana, “Korkma amından yarrak yemesini bilmeyeni
götünden sikmem! Hani sen orospuluk yaptıydın? Orospu hiç sikilirken bayılır mı? Başıma mı kalacaksın? Bir
daha sikilmek için gelme, bu sana ders olsun!” dedi. Ayakta zor duruyordum bırakın adım atmayı. Elbiselerimi
de o giydirdi. Sonra cüzdanından karışık paralar çıkartıp Bodymin yakasından göğüslerimin arasına soktu.
Dudaklarımdan öptü ve “Bir daha acemice davranma!” dedi. “Tamam!” dedim. Kapıya giderken sendeledim
düştüm, beni kucaklayıp kaldırdı. Bir türlü kendime gelemiyordum, haşat etmişti beni. Beni sandalyeye
oturtup, gülerek, “Bir sikilmeyle ne hale geldin kız acemi orospu!” dedi. Ben de, “Ne olur beni sikişmeye
alıştırsana, seninle hep böyle sikişmek isterim!” dedim. “Tamam alıştırırım, ama bir şartla!” dedi. “Nedir?”
dedim. “Seni hem kendim sikerim, hem başkalarına siktiririm! Erkek başına 500 Liranı alırım!” dedi. “Eee,
ben ne alacağım?” dedim. “1.000 de sana kalacak!” dedi…
Erkek başına alacağım parayı duyunca, uyuşmuş amıma can gelir gibi oldu ve duvardan tutunarak evime indim
ve akşama kadar yattım. Aksilik bu ya, ayda yılda bir siken kocam da o gece am istedi. Hasta olduğumu
söyleyerek kocama vermedim tabi. İki gün yattım, üçüncü gün anca kendime gelebildim. Fakat bir hafta
boyunca her gün amımı kremledim. Ayhan hergün bana uğrayıp nasıl olduğuma bakıyordu, telefonumu aldı,
bazen de telefonla durumumu soruyordu. Amımın acısı tamamen geçtikten sonra Ayhana telefon açtım, “Ben
hazırım! Ne zaman istersen gelebilirim!” dedim. “Tamam, hemen şimdi gel ohalde!” dedi. Yukarı çıktığımda
içerde 30’lu yaşlarda bir kadın müşterisi vardı, kendini siktirmeye gelmişti. (Uyanık Ayhan, kadına senin için
bugün fantazi olsun diye extradan bir kadın ayarladım, üçlü yapacağız demiş ve bunun için de extradan 1.000
TL almış). Hemen beni de soyundurup kadının koynuna soktu. Bana kadının amını götünü yalatıp (beni
Lezbiyen de yaptıktan sonra), kadınla birlikte beni de sikti. İkimizi yanyana domaltıp, bir kadının amına
sokuyordu, bir benim amıma geçiriyordu. Kadını gönderdikten sonra, bana, “Hadi banyoya gir çabucak
duşunu al çık, birazdan senin için 50 yaşlarında birisini çağırdım, adam paralı, onun için demin seni tam
sikmedim, geçenki gibi olmayasın diye amını alıştırdım sadece!” dedi.
Artık sekiz aydır hem Ayhana am veriyorum, hem getirdiği adamlara am dağıtıyorum, resmen profesyonel
orospu oldum ve kocamın dükkanını iki kez satın alacak duruma geldim. Odun kocacığım ise halen iki üç
haftada bir, onu da ben istemeden sikmiyor. Odun da olsa yine kocamdır diye dayanamıyorum arada bir am
verip yaşatıyorum Gavat kocamı. Ayhan sayesinde sikiştiğim erkeklerin sayısını bile unuttum, ama Ayhan gibi
yarraklısını ve sikenini hala bulamadım! Ayhanda hem parayı buldum, hem istediğim gibi yarrak yiyorum. Size
sorarım, bir kadın başka ne ister ki?

(Sibel 25 Y., Ordu / Türkiye)

Slm arkadaşlar. Bende bu sitedeki birçok kadın gibi kocasını aldatanlardan biri oldum. Adım Müge, 30
yaşında, bir çocuk annesi, balık etli, seksi çok seven biriyim. Anlatacağım konu 4 ay önce başımdan geçti.
Şimdiki kocamla evlenmeden önce aşık olduğum, ama hiç açılmadığım Murat diye biri vardı. Murat yakışıklı
sayılmazdı, ama konuşmaları ve bana olan ilgisi beni kendine aşık ettirmişti. Aslında O’da bana aşıktı, ama hiç
bir zaman ne o, ne de ben, bir türlü birbirimize açılamadık. Bir gün Muratın düğün davetiyesini aldığımda çok
kötü olmuştum, ama yapabilecek hiç bir şey yoktu, görücü usulüyle ailesinin uygun gördüğü bir kızla evlendi.
Bende tamemen umudu kestim ondan ve bir daha hiç görüşmedim. Sonra şimdiki kocamla tanıştım ve kısa bir
süre sonra bende evlendim.
Kocam ve ben bir birimizi sevmemize rağmen, bazı sorunlar yaşıyorduk. Kocam çok iyi, sevgi dolu bir insan,
ama sinirlendiği zaman iyiliğinden sevgisinden zerre kalmaz, çok ciddi şiddet uygulamaları olur. Buna rağmen
asla kocamdan ayrılmak gibi bir düşüncem olmadı. Bir çocuğumuz olduktan sonra kocamın bana olan ilgisinin
azaldığını hissediyordum. Hem çocuğun sorumlulukları, hemde kocamın ilgisizliği beni bunalıma sürüklüyordu.
Bir gün telefonum çaldı, arayan kişi platonik aşkım Murattı, çok sevinmiştim. Evlendiğinden beri hiç
görüşmemiştim kendisiyle. Telefonda konuştuk dertleştik biraz. Ve o günden sonra hergün telefonda
konuşmaya başladık. Daha sonra MSN adresimi verdim ve daha da sık konuşmaya başladık, ama hiçbir
zaman birbirimize olan duygularımızı açıklamadık. Sadece birbirimize iltifatlar ediyorduk MSNden veya
telefondan.
Kocam nasıl olduysa benden şüphelenip MSNimi kayıt altına almış. Düşünüyorum da, iyi ki birbirimize
aşkımızı ilan etmemiştik, birbirimize sadece ‘Canım’ diye hitap ediyorduk. Kocam akşam gelip MSNimi açıp
bakmış, yanıma gelip “Bugün kimseyle görüştün mü?” dedi, bende “Hayır.” dedim. Elinde bir kağıt vardı,
iletileri yazıcıya dökmüş, bana bir tokat yapıştırdı, “Peki bu ne?” dedi. Aldım okudum, dona kaldım, ne
diyeceğimi şaşırdım. “Kim bu?” dedi. Bende “Eski bir arkadaşım, çoktan görüşmemiştim, aramızda bir şey
yok…” falan dedim, yeminler ettim. Ama eşim o olayı burnumdan getirdi, uzun bir süre bunun mücadelesini
verdim. O günden sonra Muratla görüşmelerimi tümden kestim taki 2 yıl sonra kocamın yurdışı seminerine
katılması gerektiği güne kadar.
Kocam 3 ay yurtdışında kalacaktı, gitmesine çok üzülmüştüm, ama kariyeri ve geleceğimiz için çok önemliydi
ve gitti. 3 hafta geçmişti, sürekli nette takılıp pornovideoları seyrederek kendimi rahatlatıyordum, ama
yetmiyordu. Aklıma Murat geldi, aradım konuştum, ama sadece güncel konulardan konuştuk. Aradığıma çok
sevinmişti. O günden sonra hergün konuştuk. Resmen kur yapıyordum, artık niyetimi bilmesini istiyordum. Ve
beklediğim teklif erken geldi, Murat resmen benimle birlikte olmak istediğini söyledi. Ben buna asla red cevabı
veremezdim, hemen kabul ettim, ertesi güne randevulaştık. Ama benim kız 4 yaşında ve bırakacak kimse
olmadığı için yanımda götürmek zorunda kalacaktım.
Ertesi gün Murat arabasıyla gelip beni aldı. Orman gibi bir yere gittik, arabayı sakin bir yere çekti. Arabada
yan yana oturup lafladık. Bacaklarımız birbirine yapışık oturmuştuk, ammım sırılsıklam oldu. Kalp çarpıntılarım
gittikçe hızlanıyordu. Onun da heyecanı yüzünden okunuyordu, ama çocuktan dolayı bir şey yapamıyorduk.
Murat “Bu böyle olmayacak…” dedi, arabadan indik, çocuğu biraz uzaklaştırıp “Sen burda oyna…” diyerek,
eline oyalayacak birşeyler verdi ve hızla geri geldi yanıma. Elimden tutup, beni yaslandığımız ağacın arkasına
götürüp, hemen dudağıma yapıştı. Benim heyecandan dizlerimin bağı çözülmüştü, nefesim kesiliyordu, kalp
atışlarım kudurmuş gibi hızla çarpıyordu. Murat boynumu, kulak memelerimi, yüzümü ve yanaklarımı hiç
durmadan öpüp emiyordu. Okadar kendimden geçmiştim ki, kulağına fısıldayarak “Beni eritiyorsun!”
diyebildim. O da “Sende beni eritiyorsun, öldürüyorsun! Seni sikmek istiyorum!” dedi. Kaç dakika öpüştük
bilmiyorum, ama kızımın uzaktan “Anneeeee.” diye seslenmesiyle irkildik. Hemen toparlanıp, kızımın bizi
görmesini engellemek için hızla yanına gittim. Daha fazla birşey yapamazdık, mecburen sadece oturup sohbet
ettik ve vakit geç olduğu için döndük.
Murat kızımla beni eve bırakıp gittikten sonra, her 10 dakikada bir arıyor, ‘beni nekadar çok arzuladığını,
aklından çıkaramadığını, bir an önce yalnız görüşmemiz gerektiğini, benimle sikişmek istediğini’ söylüyordu.
Bende tamam dedim ve estesi güne yine randevulaştık. En seksi kıyafetlerimi giydim, makyajımı yaptım, en
güzel kokumu sürdüm. Kızımı yan komşuma bıraktım, ‘doktora gitmem gerektiğini’ söyleyerek, bir kaç saat
bakması için rica ettim, hemen evden çıktım. Murat çoktan gelmişti. Arabasına atladım ve hızla şehirden
uzaklaştık. Yine çok tenha bir yere gittik. Arabayı durdurdu ve hemen dudaklarıma yapıştı. Resmen
birbirimizin dudadığını somuruyorduk. Arka koltuğa geçtik. Murat hemen pantolonunu çıkardı, bende hızla
üstümü çıkardım. Biran önce onun olmak istiyordum. Murat hemen memelerime yumuldu, deli gibi emiyordu
göğüslerimi. Bende saçlarından tutmuş, kafasını memelerime daha çok bastırıyordum.
Muratın yarrağı demir gibi sert olmuştu. Gerçi kocamınki kadar büyük değildi, ama olsun, o bile bana yeterdi.
Amım vıcık vıcık olmuştu, bir an önce sikilmek istiyordum. Yarağını önce ağzıma aldım, biraz emdim. Murat
kendinden geçmiş bir şekilde hırıltılar halinde tüm döllerini ağzımın içine fışkırttı. Kafamı sikine bastırıp,
döllerinin tümünü ağzıma boşalttı ve bana hepsini yutturdu. Ağzımı sildim ve yarağını yine emmeye başladım.
Çok geçmeden yarağı yine kazık gibi oldu. Artık yarağını içime istiyordum ve üstüne çıktım. Amım sırılsıklam
olduğundan, hiç ıslatmadan içime aldım. Yarağı köküne kadar amıma girince derin bir “Oohhhh…” çektim. 1
aya yakındır sikilmediğim için resmen yarağa hasret kalmıştım. Deli gibi üstünde zıplıyordum. 2 kere orgazma
ulaştım. Murat da daha fazla dayanamayıp, “Geliyorumm…” diyerek amımın içine fışkırdı. Muratın yarağı
amımda küçülünceye kadar üstünde kaldım.
10-15 dakika sohbetten sonra arbadan indik. Az ilerde bir kayalık vardı, oraya gittik. Çok tenha bir yer
olduğu için çok rahattık. Murat beni kayalıklara yaslayıp, boynumdan, kulağımdan ve dudağımdan öpüp, elini
amımın üzerinde gezdiriyordu. Bu arada benimde elim boş durmuyor, Muratın yarrağını pantolonu üzerinden
ovalayıp, yavaş yavaş sertleştiğini hissediyordum. Murat sürekli, “Yıllardır bu anı hayal ediyordum, seni doya
doya, inlete inlete sikmek istiyordum, hergece seni hayal edip boşalıyordum!” diyordu. Bu laflar beni yeniden
çok tahrik etmişti. Pantolonunu indirip, yarağını elime aldım. “Bende yıllardır bu yarrağın hayalini
kuruyordum!” dedim. Murat hızla çevirip beni domalttı ve arkadan hızla yarrağını amıma geçirdi. “Böyle mi
hayal ediyordun? Söylesene fahişem!” diye belimden tutup, hızla amıma pompalıyordu. Bende “Evet sevgilim,
böyle hayal ediyordum! Sik beni! Doyur beni yarrağına!” diye yalvarıyordum.
Ben iki kere daha orgazma ulaşmıştım, ama Murat bir türlü boşalmıyordu. Yarrağını amımdan çıkardı, elimden
tutarak beni arabanın yanına götürdü. Beni arabanın motorkaputuna çıkarıp, bacaklarımı açtı. Taş gibi
yarrağını amıma tekrar koydu, “Senin amını dağıtacam sevgilim, seni yarrağa, döle boğacam!” diyordu.
Amıma her koyduğunda, köklediğinde derin bir ‘Ooohhhhh!’ çekiyordum. “Sik beni aşkım! Bu am yarrağına
kurban olsun!” diye inliyerek bir kez daha boşaldım. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı, Murata boşalması
için yalvardım. Murat dahada hızlandı, deli gibi pompalıyordu amıma. Ve sonunda “Geliyoruumm Aşkımm…”
diye bağırarak, amımın içine tüm döllerini boşalttı.
O gün orada biraz daha oyalandıktan sonra beni eve bıraktı. Ama sonraki günlerde, kocam yurtdışından
gelinceye kadar, Muratla her fırsatta buluşup sikiştik. Şimdi kocam geldi, Muratla görüşmüyorum artık.
Sadece kocamla sikişiyorum. Kocamın hakkını yememek lazım, biraz odundur, ayıdır, magandadır, ama iyi
sikiyor. Ve büyük yarrağın yerini hiç birşey tutmuyor, kocamın yarrağı çok büyük ve ben büyük yarak yemeye
alışmışım. Muratın küçük yarağı beni kesmiyor artık…
Herkese bol sikişler, byeee!

(Müge 30 Y., İstanbul / Türkiye)

Öncelikle benim gibi Seksi çok seven herkese merhaba. Ben Konyadan Ayla. 21 yaşında, orta boylu, iri
göğüslü, siyah uzun saçları olan, siyah gözlü, evli bir bayanım. 1 yıl önce şimdiki kocamla evlendim.
Bekarlığımdan beri sexi çok severim, sexe aşırı bir düşkünlüğüm vardır. Fakat kocamla evlenince hayatım
zindan oldu. Kocam çok tutucu ve yobaz bir adam. Kocamın siki de çok küçük, aynı çocuk bülüğü gibi
birşey. Kocam yatakta hep kendini düşünüyor, beni hiç tatmin etmiyor, bacaklarımı ayırıp sikini amıma
sokuyor, Horozun Tavuğu siktiği gibi 2 dakika sikiyor ve içime boşalıyor, sonra da arkasını dönüp horul horul
uyuyor. Kocam daha amımı hiç yalamadı, eliyle dokunmadı bile. Amımı bırak, göğüslerimi bile öpüp
koklamıyor, okşamıyor. Kaymak Gibi Sikilen Amlar sitesindeki hikayeleri okudukça, artık dayanamıyordum,
kadınlığımı dişiliğimi hissetmek istiyordum.
Çalıştığım yer Ofisi başka bir yere taşıyordu, bu sırada ben eski Ofisimizde yalnız kalıyordum. Telefon hatlarını
taşımak için elemanlar geldi. Bende, “Yetkili kimse yok.” dedim. Telefoncu çocukların başındaki adam
(Patronları), “Ben bekleyim, siz dükkana dönün…” diye elemanları gönderdi. Adam 35-40 yaşlarında, hafif
beyaz saçlı, iri yapılı, gayet efendi bir beydi. Ben masamda, O da tam karşımda oturuyordu. Konuşmaya
başladık. Tanıştık, ismi Kenan’mış. Havadan sudan konuşmalarımız devam ediyordu. (Bu arada ben göğüs
dekolteli kıyafetleri çok severim, yine üstümde dekolteli kırmızı bir bluz vardı). Adamın bakışlarının göğüsüme
gittigini fark ediyor, heyecanlanıyordum. Bende onu tahrik edecek ufak ufak hareketler yapıyordum,
saçlarımla oynuyor, enseme, boynuma dokunuyordum. Koca Ofiste yalnızdık. Ve ikimizin de aklından aynı
şey geçiyordu. Sandalyesini daha da yanaştırdı ve bana iltifatlar etmeye başladı. Tam arzuladığım, dişiliğimi
bana hissetirecek erkek işte karşıma çıkmıştı…
İri elleri dikkatimi çekiyordu, (Nasılda avuçlar, okşar…) diye düşünüyor, Kedinin ciğere baktığı gibi adama
bakıyor, iç çekiyordum. Bana, “Evlimisin?” diye sordu. “Evet, evliyim.” diye cevapladım, ama ağzımdan,
“Maalesef…” kelimesi kendiliğinden kaçtı. Adam hafif bir gülümsemeyle, yanağıma dokundu ve “Benim senin
kadar güzel bir karım olsa asla çalıştırmazdım!” dedi. Bende, “Yaa, sende evlisin demek, çocuk var mı, karın
kaç yaşında?” gibi sorular sormaya başladım. “4 çocuğum var, karım 37 yaşında.” dedikten sonra, aynı benim
ağzımdan kaçrıdığım gibi, O da, “Maalesef…” diye ekledi. Bende, “Karın yaşlıymış, çoktan ununu eleyip eleği
asmıştır duvara…” dedim. “Çoktaaann!” dedi. Adamın haline üzüldüm nedense, “Sana aslında benim gibi
genç, ateşli birisi lazım…” dedim. “Senin gibi birini bulsam, biran bile tereddüt etmem, anında birlikte
olurdum!” dedi…
Sinyaller gayet açık ve netti ve artık her ikimiz için de yanlış anlaşılacak bir durum yoktu. Adamın elini tuttum
ve göğüslerimin üzerine koydum. O iri elini dekoltemden içeri soktu ve göğüslerimi okşamaya, yoğurmaya
başladı. Hiç ses çıkarmıyordum, çok hoşuma gidiyordu ve amım sırılsıklam olmuştu. Birbirimize daha da
yaklaştık, boynumu, kulak mememi emiyordu, dili göğüslerimin arasında geziyor, bir yandan göğüslerimi
avuçluyordu, bir eli de amımım üstünde geziniyordu. Amımın ıslaklığını hissedince gülümsedi. Ben biraz
utanmıştım. Beni oturduğum sandalyeden kaldırdı, masanın üstündeki eşyaları masanın kenarına sıyırıp, beni
masaya oturttu. Sonra bacaklarımı ayırdı ve eteğimi yukarı kaldırdı. Minicik Tanga külodum amımın sularıyla
ıslanmış, şeffaf hale gelmişti. Amımın dudaklarına kadar, yarığına kadar külodumdan belli oluyordu ve
gözlerinin önündeydi…
Parmağıyla önce biraz külodumun üzerinden amımı okşadı ve sonra külodumu kenara sıyırarak amımı inceledi,
amımın dudaklarını ayırdı, klitorisimle oynadı. “Çok tazesin…” diyordu sürekli, “Hiç sikilmemiş gibi amın var,
daracık amın var sevgilim…” diyordu. Amımı biraz inceledikten sonra külodumu sıyırıp çıkardı bacaklarımdan.
Sonra bacak arama yumuldu ve dilini amımda gezdirmeye başladı. Çok hoşuma gidiyordu, heyecandan
delirecek gibi oluyordum, mükemmel bir zevkti. Bende onun saçlarından tutup, kafasını amıma daha da
bastırıyordum. Resmen diliyle sikiyordu beni ve orgazm üstüne orgazm oluyordum. Amımdan akan bütün
sularımı içiyordu. Kocam bir kere dahi amıma dokunmamıştı, ama Kenan bey sanki kocama inat dilini sokup
çıkarıyordu, amımın dudaklarını ağzına alıp sündürüyor, inletiyordu beni. Daha sonra parmaklarını amımın
deliğine sokmaya başladı. Amımı iyice parmaklıyor, parmaklarına gelen am sularımı yalıyor, sonra parmağını
yeniden amıma sokuyordu. Parmaklarıyla amımı mükemmel sikiyordu. Kadın olduğumu, dişi olduğumu
hissediyordum…
“Sıra sende Küçük Orospum!” diyerek, beni masadan indirdi, saçlarımdan sıkı sıkı tutup yüzümü
pantolonunun önüne yapıştırdı, “Bunu mu istiyorsun? Canın yarak yemek mi istiyor?” diyordu. Sanki az önceki
efendi adam gitmiş, yerinde sert, küfürbaz bir adam gelmişti, “Merak etme, bütün deliklerini sikecem senin!”
diyordu, “Artık benim orosbum olacaksın!” diye inliyor, burnundan nefes alıyordudu. Pantolonunu ve
külodunu dizine kadar indirdiğinde, yarrağı kocamınkinden hem uzun hemde çok kalındı, başı çok büyüktü, ilk
defa böyle bir yarrak görüyordum. Saçlarımdan asılarak yarağını ağzıma hızlı hızlı sokmaya başladı. Kusacak
gibi oluyordum, ama onun umurunda değildi, “Hadi kaltak somur! Yala yarrağımı Orospu!” diye inliyordu. İşte
tam aradığım gibi, bana Hanyayı Konyayı gösterecek bir erkek diye düşünüyor ve mutlu oluyordum. Seve
seve yarağının hepsini ağzıma sokuyor, yalayarak çıkartıyor, sonra başını dilliyordum. Yarrağı ağzımda kazık
gibi sert olmuştu. Ağzımdan çekti yarağını, eliyle yanaklarımı sıkarak dudaklarımı ve ağzımı açtırdı ve ağzıma
tükürdü, “Yut amına koduğumun Orospusu!” dedi. Tükürüğünü yuttum. Arada sırada da, “Seni Zilli! Seni
Kahpe!” diyerek kıçıma tokat atıyordu. Nedense bana bu şekilde davranması çok hoşuma gidiyordu. Tam bir
hayvan olmuştu…
Patronun odasına geçtik, ordaki deri koltuklar duruyordu, daha taşınmamıştı. Beni koltuğa oturttu, bacaklarımı
açtı, biraz daha amımı yaladı ve koca yarrağını amıma öyle bir kökledi ki, çığlığı bastım. Kocama bekaretimi
verdiğimde bile bu kadar acı hissetmemiştim. “Ne o kaltak? Bunu istemiyormuydun? Niye çığlık atıyorsun? Al
sana yarrak!” diyor, köklüyordu. Amım ilk defa böyle bir yarrak görüyordu, sırılsıklam olmuştum, müthiş zevk
alıyordum. O bana, “Al sana yarrak Orospu!” dedikçe, bende ona, “Hadi erkeğim, daha sert sik, daha hızlı
becer beni, sik amcığımı, parçala!” diye inliyordum. Bunlar dahada hoşuna gidiyor, daha hızlı, daha sert
sikiyordu beni. “Aslan sikicim, kökle hadi dar amıma! Bu taze amın sahibi sensin bundan sonra kocacığım!”
diye inliyordum. Yaklaşık 20 dakika deli gibi sikti amımı. Amımdan yarrağını çıkartıp beni koltuğun üzerinde
domalttığında, olacaklar beni korkutuyordu…
Götümün yanaklarını o iri elleriyle ayırıp, göt deliğimi yalamaya başladı. “Herşeyinle, bütün deliklerinle bana ait
olacaksın Orosbu! Götünü de sikecem senin! O Gavat kocan da adamım diye gezsin dursun…” diye küfürler
ediyordu. Götümün deliğini yaladıktan sonra parmaklamaya başladı. Parmağını soktuğunda çok kasılmıştım,
“Kasma kendini, serbest bırak sevgilim, acıtmayacam…” diye beni hazırlıyor, yalayıp öyle parmaklıyordu. İlk
defa bir erkek göt deliğimle ilgileniyordu ve ben zevkten deliye dönüyordum. Beni böylesine mutlu eden,
heyecanlandıran bir adam benden göt istiyorsa, feda olsun ona diyordum içimden. “Sik sevgilim! Götümü
sikmek istiyorsan sik! Heryerim sana ait!” diyordum. Götüme iyice tükürdü, amımın sularından sürdü göt
deliğime. Sikinin başını hisssediyordum götümün deliğinde, sikinin başını sürtüyordu. “Yavaş sok nolursun! İlk
defa olacak!” diye uyardım. “Sokmayacam…” diyordu, sikinin başını götümün deliğinde gezdirip, sokuyormuş
gibi yapıyor, çekiyordu…
Hiç beklemediğim bir anda birden soktu ki götüme, canım nasıl yandıysa, feci bir çığlık atmışım. Umarım
kimse duymamıştır. Ağzımı eliyle kapattı ve biraz bekledi içimde. İkimiz de hiç kımıldamadan, öylece donduk
kaldık biran sanki. Götüm, içindeki yarrağa alışınca, ben götümü oynatmaya başladım. O da bunu hissedince
yavaş yavaş sokup çıkarmaya başladı. Az sonra yarrak götüme seri bir şekilde girip çıktıkça, acı geçmiş zevk
almaya başlamıştım. Götüm sikiliyordu, kocaman bir erkek bütün heybetiyle üstümdeydi ve “Amını götünü
siktiğimin orosbusu, söyle neyimsin benim?” diye küfür ediyordu. Bende, “Senin Orospunum! Fahişenim!
Kulunum, Kölenim! Sik götümü Sahibim! Doldur döllerini götüme erkeğim, Sikicim!” diye inliyordum. Kocam
hiç böyle şeyler söylemez günah diye, ama benim çok hoşuma gitmişti. Kendimi hiç hissetmediğim kadar dişi
hissediyordum…
Götümü  10-15 dakika kadar siktikten sonra götümün içine boşaldı. Yarağını götümden çıkardığında,
götümden döller akıyordu koltuğua. Ensemden tutup, koltuğa akan dölleri bana yalattıktan sonra toparlandık,
üstümüzü başımızı giyindik. Birbirimize Cep numaralarımızı verdik ve kimse görmeden Ofisten uğurladım onu.
Kısa bir süre sonra ben çalıştığım işten ayrıldım ve onun Ofisinde işe başladım. Hergün severek işe gidiyorum,
yeni patronumla doyana kadar sikişip, akşam evime geliyorum. Yeni patronumu çok seviyorum, o da benden
vazgeçemiyor!
Herkese bol sikişmeli günler…
[Ayla]

Ben Merve 29 yaşında 1.68 boyunda 62 kilo sarışın mavi gözlü beyaz tenli iri kalçaları ve göğüsleri olan henüz çocuğu olmamış 4 yıldır evli bir kadınım.Erkeklerin bakışlarından halen çekici ve seksi göründüğümün farkındayım.İşyerinde birlikte çalıştığımız Nilay adlı bekar bir arkadaşım var benim boylarımda 26 yaşında ve kumral olan bu arkadaşım 55 kilo civarında uzun bacakları küçük göğüsleri ve kalçalarıyla çıtır tabir edilen ince bir fiziğe sahip sakin ağır başlı hareketleriyle etrafındakilerce hanım hanımcık denilen türden bir kızdır.
Bu sene eşimin işleri dolayısıyla tatile gidemiyeceği belli olunca Nilay bana birlikte Avşaya gitmeyi teklif etti.Eşim önce karşı çıksada hem benim hemde Nilayın ısrarı üzerine kabul etmek mecburiyetinde kaldı ve iki kız dokuz günlük tatil için Avşa adasına giderek daha önceden ayarladığımız iki yataklı bir oda ile mutfaktan ibaret küçük bir daire olan pansiyonumuza yerleştik.
Avşaya gidenler bilir gece hayatı hareketlidir ilk üç gün sabah erken kalkıp denize girip kahvaltı yaptıktan sonra öğlenleri uyuyup akşamüstü tekrar denize giriyor ve sonra gece geç vakitlere kadar eğleniyorduk.Dördüncü gün pansiyonda bitişiğimizdeki daireye bir adam yerleşti.Akşamüstü yemek yerken balkonlarımız bitişik olduğundan alçak bir duvar haricinde aynı balkonda gibiydik ve onunla tanıştık.Kırk yaşlarında uzun boylu hafif kır saçları sakin duruşu ve yerinde konuşmalarıyla yakışıklıdan ziyade karizmatik bir kişiliği olan bu adamın adı Nihattı ve boşanmış dul bir erkekti.Yemek esnasında balkondan balkona yaptığımız sohbetle Nilayda bende onu gayet kibar ve güven verici bulmuştuk ve yemeklerimiz bitip hava karardığında eğlenmek için dışarı çıkmaya onuda davet ettik böylece üçümüz birlikte bir bara gittik.
İlerleyen saatlerde içilen içkilerinde etkisi ile samimiyetimiz artmıştı.Nihat arada beni arada Nilayı dansa kaldırıyordu.Nihatın konuşmaları ve hareketleriyle insanı etkileyen bir duruşu vardı ve etkilenmiştim ama benden çok etkilenenin Nilay olduğu belliydi ikisi dans ederken yakaladıkları samimiyette bunun göstergesiydi. Gece içki dans kahkaha şeklinde devam etti ve sabaha karşı pansiyona dönüp yattık.
Ertesi gün hep birlikte denize gittik ve akşam yine üçümüz eğlenmek için dışarı çıktık.İlerleyen saatlerde biraz başım ağrıdığından pek keyfim yoktu ortamı bozmamak için ben erken kalkıp pansiyona döndüm ve yattım.Gürültüyle uyanınca döndüklerini anladım ama Nilay beni kontrol etmek için odaya girdiğinde uykumun dağılmaması için uyuyormuş numarası yaptım uyuduğumu sanan Gülsümde kapıyı çekip balkona diğerlerinin yanına döndü.Benim yatağım balkona bakan pencerenin yanında olduğu ve camda aralık olduğu için alçak sesle konuşmalarına rağmen uykum kaçtı.
Yattığım yerden sohbetlerini dinleyip kalkıp kalkmamaya karar vermeye çalışırken fısıldaşarak konuşan Nilayla Nihatın sesleri kesilince merak edip yatakta doğrulup perdeyi aralayarak balkona bakınca şaşırdım kaldım bizim sessiz sakin Nilay Nihatın kucağına oturmuş öpüşüyorlardı.Yatağa uzandım ama içimdeki şeytanı yenemeyip doğruldum ve perdenin kenarından onları izlemeye başladım.Bana bir metre mesafede Nihat kucağındaki Nilayın tişörtünü çıkarmış onun küçük memelerini ve boynunu öperken bende onları sokak lambalarının loş ışığı sayesinde erotik bir film izler gibi izliyordum.Nilay birden ayağa kalkıp sandalyede oturan Nihatın önünde diz çöktü ve şortunu çözüp onun aletini dışarı çıkarıp yalamaya başladı. Bizim sakin kızımız Nilay çılgın gibi aletini yalarken Nihat onun saçlarını ve sırtını okşuyordu.
Daha sonra ayağa kalktılar çırılçıplak olan Nihat Nilayın şortunu çıkarıp sadece kiloduyla kalan Nilayın yüzünü masaya çevirip ellerini masaya yaslayıp önünde hafifçe domalmasını sağladıktan sonra arkasında diz çöküp kalçalarını ve uzun bacaklarını öpüp yalayarak kilodunu çıkardı.Tekrar kalçalarını öpüp emdikten sonra dudaklarını kadınlığına gömüp yalamaya başladığında Nilayın çıkardığı sesler aldığı zevkin kanıtıydı.Nihat sandalyeye oturunca Nilayda onun kucağına oturup aletini içine alarak kucağında inip kalkmaya başladı.Nihat Nilayın memelerini emip dudaklarını öperek elleriylede onun kalçalarını kavramış kucağında inip kalkmasına yardım ederken bende elimin apışarama gittiğini ve kadınlığımı okşadığımın farkına vardım.
Bekarkende arada masturbasyon yapardım ama bu uzun yıllar öncesinde kalmıştı ve şimdi ben gördüklerimin etkisiyle farkında olmadan kadınlığımı parmaklayıp kendime zevk veriyordum.Orgazma ulaşan Nilay kesik seslerle kasıldı ve Nihata sıkıca sarılıp bir süre öylece durdu ama Nihat henüz boşalmamıştı onu kucağından ayağa kaldırıp tekrar masanın üzerine eğerek arkasından içine girdi ve hızlı hızlı gidip gelmeye başladı.Nihat öyle hızlı gidip geliyorduki Nilayın üstüne eğilip elleriyle kavradığı masa gıcırdıyor ve Nihatın kalçalarına her vuruşunda çıkardığı sesler gecenin sessizliğine yayılıyordu.Bir süre daha gidip gelen Nihat aletini çıkarıp Nilayın sırtına boşalmaya başladığında bende onunla aynı anda orgazma ulaşmıştım yatağıma uzandım ve dinlenmeye başladım.
Dinlenirken düşünüyordum öncelikle daha önce belirttiğim gibi hanım bir kız görüntüsü veren Nilayın iki gün önce tanıştığı bir adamla biriyle olması beni şaşırtmıştı ama daha önemlisi onları izlerken bende Nihatı arzulamıştım.Kocam benim ilk ve tek erkeğimdi bekarken yaşadığım birkaç flört olmuştu ama onlarda öpüşmenin dışına çıkmamıştı ve ilk kez bir erkeği arzulamıştım.Sesleri kesilince camdan baktığımda balkonda olmadıklarını gördüm kapı açılmadığına göre balkondan yan balkona geçip Nihatın odasına geçmiş olabileceklerini düşündüm ve daha sonra uyumuşum.
Ertesi gün hergünün aksine öğlen vakti uyandığımda Nilayın yatağında uyuduğunu gördüm ben kahvaltı hazırlarken oda uyanıp yanıma geldi.Olanlardan haberim yokmuş gib davranıp gece nasıl geçti diye sorduğumda geç vakte kadar eğlendik geldiğimizde sen uyuyordun deyip başka birşey anlatmadı bende üstelemedim.Nihatıda kahvaltıya çağıralımmı dediğimde renk vermedi olur dedi ve üçümüz birlikte kahvaltı yaptık.Nihat adaya arabayla gelmişti ve daha öncesinden adayı iyi biliyordu bize bu gün denize adanın arka tarafında sakin bir koy var oraya gidelim akşamda orada mangal yaparız deyince kabul ettik ve alışveriş yapıp bahsettiği yere gittik.Gittiğimiz yer hakikaten çok sakin bir yerdi iki üç aile dışında kimse yoktu denize girip güneşlendik Nihat ile Nilayın özellikle denizdeki samimi hareketleri dikatten kaçmıyordu.Akşam saat yedi civarında diğer aileler gitti ve bizden başka kimse kalmadı hava kararmasına yakın iyice acıktık yemeğimizi hazırlayalım diyen Nihat herşeye hazırlıklı gelmişti arabanın arkasında mangalı piknik malzemeleri küçük bir araç buzdolabı portatif küçük bir masa büyük bir kilim bile vardı.
Mangalı yakıp küçük masada yemeğe başladığımızda hava kararmıştı Nihat rakı almıştı içki olarak rakıyı pek sevmememe rağmen ortamı bozmamak için içiyordum. Yemek bitince rakı ve birkaç meze dışında herşeyi toparladık bu esnada dolunay çıkmıştı nefis bir manzara vardı.Nihat büyük kilimi kumsala serdi içkilerimizi alıp yanyana kilimin üzerine uzanıp sessizliğin manzarının sohbetin tadını çıkarıyorduk.
Bu esnada rakı kadehlerini arka arkaya deviriyorduk benim içki limitim üç dört bardak şarap yada üç şişe bira iken ortamın etkisiyle dördüncü kadeh rakıya geçmiştim ve artık kafayı bulmaya başlamıştım tabi diğerlerininde benden farkı yoktu üçümüzde hafiften sarhoştuk birşeyler anlatıp kahkahalarla gülüyor açıkçası iyi eğleniyorduk.
Nihat bize denize girmeyi teklif etti zaten ateş basmıştı kabul edince denize girdik saat gece yarısına yaklaşmasına rağmen su harikaydı.Suda oynaşırken Nihat Nilayla sarılıp öpüşmeye başladı daha sonra ben yokmuşçasına sarılıp birbirlerini okşamaya başladılar.Ben sudan çıkıp onları yalnız bıraktım kumsaldaki kilime uzanıp onların siluetlerini izlerken içim yine ateşlenmeye başlamıştıki sudan çıkıp yanıma geldiler ve Nihat kaçmak yok hepberaber çırılçıplak denize giriyoruz dedi ben delirdinizmi falan derken Nilay bikinisini çıkarmıştı bile Nihatta şortunu çıkardığında ilk kez kocamın dışında çıplak bir erkeğin yanında duruyordum kafayı bulmuş olan Nilayda ısrara başladığında sarhoşluğumunda etkisiyle itiraz edemeyip bikinimi çıkardım ve bu kez ben ilk kez kocamdan başka bir erkeğin yanında çırılçıplaktım.
Belimize kadar gelen suyun içinde oynaşırken tekrar öpüşmeye başladılar Nihat birden Nilayı bırakıp beni kendine çekti ve öpmeye başladı.Denizin ateşimi söndürüp beni ayıltması gerekirken aksi etki yapmıştı ona karşılık vermeye başladım az sonra Nihat bir kolunu benim bir kolunu Nilayın boynuna dolamış ikimizlede öpüşüyordu. Kısa süre sonra boynumuzdaki eller kalçalarımıza indi artık Nihat bir beni bir Nilayı öperken bir eliyle onun minik diğer eliyle benim iri kalçalarımı okşuyordu.İkimizin beline sarılan Nihat bizi dışarı çıkarıp kilimin üzerine sırt üstü uzandı bizde onun iki yanına uzanınca ikimizide kendi üzerine doğru çekip bizi okşayarak öpmeye başladı.Artık kocamdan başka ilk kez bir erkekle hemde arkadaşımla beraber sevişirken utanmıyor ama aşırı heyecanlanıyordum.
Nihat dizlerinin üstüne doğrulup benide dizlerimin üstünde yanına getirip kolunu boynuma doladıktan sonra aletini önümüzde yüzüstü yatan Nilayın ağzına verdikten sonra benim memelerimi öpüp emmeye başladı bu sırada bir eliylede kadınlığımı okşuyor hafifçe parmaklıyordu.İlk kez yabancı bir erkek tarafından okşanır memelerim emilirken sarhoşluğun zevkin belki aldatmanın heyecanıyla titriyor dizlerimin üstünde zor duruyordum.Bir süre sonra Nihat sırtüstü uzanıp kafasını bacaklarımın arasına sokup kadınlığımı yalamaya başladı bu sırada Nilayda onun bacaklarının arasına eğilmiş aletini yalamaya devam ediyordu.Kısa sürede boşalacağımı anlayıp ağzının üzerinden kalkmak istediğimde bacaklarıma doladığı kollarıyla buna müsade etmeyip dilini içimde dolaştırmaya devam etti şiddetli bir orgazm yaşarken sesim ıssız koyun kayalıklarında çınlıyordu.
Ben üstünden kalkıp kenara yığılırcasına uzandığımda Nihat Nilayı 69 pozisyonuna getirip aletini yalatıp onun kadınlığını yalamaya başladı.Bir süre sonra Nihal sırt üstü yatan Nihatın üzerine ata biner gibi binip aletini içine aldı ve inip kalkmaya başladı kısa süre sonra ikiside boşalmıştı.Biraz dinlenip gece yarısı olmasına rağmen tekrar denize girdik çıkıncada toparlanıp pansiyona dönüp orada devam etmeye karar verdik.Yola çıktıktan sonra Nihat bir sürü bira aldı pansiyona gidene kadar birer tanesini içmiştik bile pansiyona geldiğimizde sırayla duş alırkende balkonda bira içmeye devam ediyorduk artık özellikle ben ve Nilay tam anlamıyla kafayı bulmuştuk.
Nihat eğer iki bayanla birlikte olacaksam takviye lazım diyerek bir hap içti sonrada bizi elimizden tutup odaya götürdü ve iki yatağı yere yanyana indirip odanın ortasında kocaman bir yatak olmasını sağladı.Üçümüzde bir çırpıda soyunup çırılçıplak kaldıktan sonra Nilayla ben yanyana yatağa uzandık Nihatta üzerimize gelip ikimizin memelerini okşayarak bir onunla bir benimle öpüşmeye başladı.Nihat her ikimizin memelerini uzun uzun öpüp yaladıktan sonra aşağıya bacak aramıza indi ve Nilayın kadınlığını yalarken benim kadınlığımı okşamaya başladı.Kadınlığında içinde dolaşan dilin verdiği zevkle kıvranan Nilay birden dudaklarıma yapışıp beni öpmeye başladı önce ilk kez bir kadınla öpüşmenin şaşkınlığıyla ne yapacağımı bilemedim ama o gece alkol ve aldığım zevk beni bambaşka biri yapmıştı sanki Nilaya karşılık vermeye başladım artık ikimizin dili birbirimizin ağzında deli gibi öpüşüyorduk.
Nihat yalamayı bırakıp beni dizlerimin üstünde sırtüstü yatan Nilayın ağzına oturttu kendiside dizlerinin üstünde yanımda durarak saçlarımdan tutup beni uzunca öptü ve kafamı eğerek aletini ağzıma verdi.İlk kez bir kadının dili kadınlığımın içinde dolaşıp beni çıldırtırken yine kocamdan sonra ilk kez yabancı bir penisi ağzıma almış deli gibi yalıyordum ve doğrusu bu penis kocamınkine göre çok büyüktü.Nilay dilini kadınlığımın içinde dolaştırken ben Nihatın iri penisini yalıyor Nihat ise bir eliyle benim saçlarımı kavramış başımı eğip kaldırırken diğer eliyle Nilayın kadınlığını parmaklıyordu yani üçümüzde birbirimize zevk veriyorduk.Nihatın saçlarımı çekmesi canımı yakmasına rağmen bu bile bana değişik bir zevk veriyordu ne utanma kalmıştı ne arlanma değme pornolara taş çıkartırcasına üçlü sevişiyorduk.
İri penisini içime almak için yanıyordumki Nihat sanki anlamış gibi beni kaldırıp kafam Nilayın bacaklarının arasına gelecek şekilde köpek pozisyonuna getirip arkadan içime girmeye başladı.Bu ilkler gecesinde ilk kez yabancı ve epey iri olan penis içime girdikçe canım yanıyor ama acı bana değişik bir zevk veriyordu.Nihat içime yerleşip bir eliyle kalçalarımı diğer eliyle memelerimi okşayarak içimde gidip gelmeye başlayınca aldığım zevkle dudaklarımı Nilayın kadınlığına yaslayıp yine ilk kez bir kadının vajinasını yalamaya başladım.Oda benim ve dilimle becerdiğim Nilayın sesiyle inlerken kalçalarımı hoyratça sıkıp tokatlayarak sertçe girip çıkan Nihatın hissettirdiği acının aldığım zevki artırdığının hayretle farkına varıyordum.
Abartmıyorum hayatımda ilk kez öyle şiddetli bir orgazm oldumki beynim zonkluyor kulaklarım uğulduyor adeta uçuyordum.Nihat boşaldığımı anlayıp içimden çıkınca kenardaki sandalyenin üzerine oturdum ve dinlenirken onları izlemeye başladım.Nihat ben kalkar kalkmaz hemen sırtüstü yatan Nilayın bacaklarını omzuna alıp içine girdi ve
onu altında ayakları başının yanına gelecek şekilde adeta ikiye katlayıp dudaklarından öperek becermeye başladı.Nihat Nilayı kaldırıp sandalyede oturan benim önüme getirip
ellerini benim omzuma koyarak önünde eğilmesini sağladıktan sonra tekrar arkadan onun içine girdi ve gidip gelmeye başladı.Elleriyle omuzumdan tutan Nilayla dillerimiz birbirimizin ağzında öpüşürken ellerimlede onun küçük memelerini okşuyordumki Nilay çığlık atıp kasılarak boşaldı ama Nihat henüz boşalmamıştı Nilayı kenara çekip önüme gelip iri penisini ağzıma uzattı.Aşırı ısrarları üzerine iğrenerekte olsa kocamı iki üç kez ağzımla boşaltmıştım ama şimdi bana inanılmaz zevkler yaşatan bu penisi boşaltmak için hiç naz yapmadım ve zevkle yalamaya başladım.Kısa süre sonra iyice irileşip damarları şişen penis önce ağzıma sonra yüzüme fışkırmaya başladı ve ter içinde kalan Nihatta yatağa serildi.
Ben banyoya gidip hemen bir duş alıp geri döndüğümde onlar yer yatağının üzerinde bira içiyorlardı önce Nilay sonrada Nihat duş almaya itti.Nihat çırılçıplak geri dönerken iri penisi hala dimdikti aç kurt gibi ona baktığımızı farkedince ilacın etkisi olduğunu söyledi ve ekledi ufaklık emrinizde ama ben bittim isterseniz ben biraz dinlenirken siz birbirinizle takılın.Bu sözleri duyan Nilay sanki emir almışçasına üzerime uzanıp beni öpmeye başladı uzun uzun karşılıklı olarak memelerimizi boynumuzu kalçalarımızı öptükten sonra 69 olup birbirimizin kadınlığını dilimizle yalamaya başladık. Dillerimiz birbirimizin vajinalarının içinde tansiyonumuzu artırırken Nihatın dizlerinin üstünde yanımızda durduğunu farkettik anlaşılan erkeğimiz dinlenmiş ve dönmüştü.
İkimiz doğrulup dizlerinin üstünde duran Nihatın önünde dört ayak üstünde durup onun penisine saldırdık ve bazen ben bazen Nilay bazende ikimiz birden ağzımıza alıp yalayarak oyuncağımızı tekrar bize zevk verir hale getirdik.Bir süre sonra Nihat Nilayı ayağa kaldırıp kucağına aldı dudaklarını öperek sırtını duvara dayayıp içine girdiğinde Nilayda bacaklarını beline dolayarak ona yardımcı oldu.Nihat Nilayı duvarla arasına sıkıştırmış dudaklarını öperek içinde gidip gelirken bende onun arkasına sarılmış sırtını ve boynunu öpüyordum.Nihat Nilayın içinden çıkıp sırtı duvara dayalı şekilde ayakta bıraktı ve beni Nilayın önüne getirip hafifçe eğilmemi sağladıktan sonra arkamda yerini alıp penisini içime yerleştirdi.Nihat içimde gidip gelirken üstümden doğru Nilayla öpüşüyor bende bir elimle Nilayın kadınlığını okşayıp parmaklıyor ayrıca kafamın hizasındaki memelerini emiyor zevkten bulutlara yükselmiş uçuyordum.
Nihat içimden çıkıp Nilayı sırtüstü yere yatırarak bacaklarının arasına girip içine yerleşince bende dizlerimin üstünde Nilayın kafasının üstüne geldim şimdi Nilay alttan benim kadınlığımı yalarken Nihat benimle öpüşerek onun içinde gidip geliyordu.Bir süre sonra Nihat Nilayın içinden çıkıp benim kafamı eğince Nilay altta ben üstte 69 olup birbirimizi yalamaya başlamıştık.Bizim dillerimiz birbirimizin vajinalarında dolaşırken Nihatın önce kalçalarımı öpüp emdiğini sonrada dilinin minik arka deliğimin üzerinde dolaşmaya başladığını hissettim.Kocama dahi elletmediğim minik arka deliğimdeki dilinin yerini parmağı alıp hafifçe girmeye başladığında itiraz etmiyor aksine zevk alıyordum.
Biz 69 halinde birbirimizi yalamaya devam ederken Nihat komodinin üzerindeki krem kutusunu alıp tekrar geldi ve Nilayı sandalyeye oturtup benimde kafamı onun kucağına koyacak şekilde köpek pozisyonuna getirip arkama geçti vajinama zorla aldığım o iri penisin arkama nasıl gireceğini düşünüyordum ama bir süre önce vajinama ilk girdiğinde duyduğum acının aldığım zevki artırdığnı gördüğümden itiraz etmedim.Nihat önce kremlediği parmağını arka deliğime sokup çıkarmaya başladığında bu acı değil garip bir zevk veriyordu.Daha sonra penisiyle zorlamaya başladığında canım inanılmaz yanıyor acıdan kafamı önümdeki Nilayın kucağına bastırıyor ama aşırı alkolün yada aşırı zevkin etkisiylemi bilinmez iyice girebilmesini sabırsızlıkla bekliyordum.
Nihat uzun bir uğraşıdan sonra iyice yerleşip eliyle vajinamı okşayıp parmaklayarak arka deliğimde gidip gelirken belki inanmayacaksınız zevk ve acını etkisiyle gözümden yaşlar süzülüyordu.Artık iyice alışıp Nihat hızlıca girip çıkmaya başladığında acı azalmıştı ve ben gözlerimden yaşlar akarak ağlayarak orgazm oluyordum kısa sünra Nihat arka deliğime boşaldı ve üçümüzde pestil gibi yatağa serildik.
Tatilin kalan üç geceside seviştik ama hiçbiri o ilk gece kadar zevkli olmadı ayrıca çok acıyan arka deliğimide elletmedim.Geri dönerken vapurda içimi bir pişmanlık doldurmuştu belkide bunu hafifletmek için Nilayla konuşup kocamla yatağımızı paylaşmasını istedim kabul edincede bir plan yaptım.Eğer plan umduğum gibi giderse yakında Nilay ve kocamla üçlü sevişeceğiz bunuda size anlatacağım..

Admin İletişim

Yayınlandı: Ekim 8, 2013 / Aldatan Kadınların Hikayeleri
Etiketler:

Görüş ve önerileriniz için altanbey34@hotmail.com ekleyebilirsiniz 

ayrıca bayanlar mesaj atabılırler de ama sadece bayanlar mesaj atsın 🙂 

0537 600 74 54 

Kocam telefon ettiğinde banyoda duştaydım. Telefonun çalan zilini duyar duymaz duşun altından çıkıp, havluyu ıslak
vücuduma sarıp acele koştum. Telefon alıcısını kulağıma aldığımda havluyla kurulanmaya çalışıyordum bir yandan da.
Kocam, “Hayatım, Ankara’dan arıyorum!” dedi direkt olarak. Şaşırdım, “Ankara mı? Nasıl yani? Nerden çıktışimdi
bu? Daha önce bahsetmemiştin…” dedim. “Acil iş çıktı, şirketin bir sorunu vardı, koşuşturmaktan seni arayamadım
bile, kusura bakma ne olur… Uçaktan yeni indik, hemen seni aradım!” dedi. Arka planda hava alanının bildik
gürültüsü, anons sesleri yankılanıyordu.
Biz demesi dikkatimi çekti, “İndik derken? Kim var yanında? Şırfıntı sekreterinle mi gittin oraya yoksa?” dedim.
“Aşkım, yine gereksiz kıskançlıklara başlama… Sana sonra anlatırım uzun uzun… Ben kapatıyorum. Semra’yı
arayayım, bu gece sana gelsin, yalnız kalma!” dedi. Elimde ötüp duran telefona bakakaldım. Kan beynime hücum
ediyordu. Kocam yanında o şırfıntı, seksisekreteriyle beraber Ankara’daydı ve benim elimden bir şey gelmiyordu.
Holdeki boy aynasına ilişti gözüm. Uzun sarı saçlarım ıslak tenime yapışmış, su damlacıkları vücudumda yol bularak
aşağılara doğru iniyordu. İri göğüslerim, incecik belim, kalçalarım, uzun bacaklarım… Bir haftalık rahatsızlıktan sonra
bu akşam seks perhizini bozmanın, kocamla sevişme planlarımın heyecanıyla temizleyip pırıl pırıl yaptığım amım…
Aklım kocama gitti yine. Bir hafta o minik sikini bana sokamadı diye, yine o aptalsarışınla yatağa mı girdi yoksa bu
adam? Gözümün önüne otel lobisinde oturan kocamla sekreteri geldi. Odaya beraber çıkmaları. Asansör. Ayrı oda
mı tuttular? Geceyi aynı odada mı geçirecekler? Oda servisine şampanya siparişi verir mi? Bayılır böyle jestlere
zampara herif! Para bok gibi tabi! 12 santimlik sikinin açığını böyle şeylerle kapatmayısever.
Öfkeyle telefonu koltuğun üzerine fırlattım. Ne yapacaktım ben bu herifle? Ayrılmayı istedim, yapamadım. Bana
sağladığı lüks, güzel yaşamı bırakamadım bir türlü. Ne yapabilirdim? İlk beni aldattığını öğrendiğimde öyle tartıştık ki.
Boşanmak istediğimde, beni şirketin avukatlarısayesinde dımdızlak ortada bırakmakla tehdit etti. Eski, parasız, zibidi
günlerime geri mi dönecektim? Mecburen kalmak, herşeyi bile bile yutmak zorunda kaldım.
Artık karısı olmak bir görev, bir iş gibi geliyordu bana. Altına yatıyor, küçük sikiyle işini görmesini bekliyordum
bacaklarım açık. Hırıltılarla boşalıp yana devrildiğinde, bana bakmasına aldırmadan klitorisimi okşaya okşaya
kendimi tatmin ediyordum. Kocamın yanında, aşk yatağımızda ben kıvrıla kıvrıla orgazm olurken, o da utanmadan,
sikini okşayarak beni izliyordu genelde.
Ben bunları düşünürken kapının zili çaldı. Havluyu göğsüme sarıp kapıya gittim. Semra gelmişti. Kocamın kız kardeşi,
görümcem. 22 yaşındaydı. O da abisi gibi zamparanın tekiydi. Küçük yaşına rağmen kırmadığı fındık kalmamıştı
orospunun. Kısacık boyuyla, seksi giyimi, kıvrımlı vücuduyla yanında hep başka başka erkeklerle görürdüm. Bir
tanıştırdığı oğlanı, bir daha göremezdim. Aslında severdim görümcemi. Dert ortağımdı. Abisinin yaptıklarını yana
yakıla anlatırdım, o da bana sevgililerinden yediği kazıkları anlatır, dertleşirdik.
İçeri aldım, o otururken ben de giyindim. Beraber çıktık, akşama kadar alışveriş yaptık, kafelerde oturduk, gezdik.
Akşam yemeğimizi, dışarıda güzel bir restoranda yedikten sonra eve geldik. Soyunup dökündük, geceliklerimizi giyip
benim yatak odasında, yatağın üzerinde oturup sohbet etmeye başladık. Yemekte aldığımız birer kadeh şarap
kesmemişti, yenisini açtım, ellerimizde kadehlerimizle yatağa serilmiştik.
Son sevgilisini anlatıyordu yana yakıla. Benim aklım kocamın yediği haltlarda, yarım kulakla dinliyordum onu. Bir şey
yüzünden kavga mı etmişler, küsmüşler mi, ağlaya ağlaya anlatıp duruyor, kadehleri arka arkaya deviriyordu
üzüntüsünden. “Ne isterse verdim. Ne isterse yaptım. Beyimizin canı sevişmek istedi, gece demedim yanına gittim.
Paraya sıkışmış, çıkarıp verdim. Ama ufacık bir şey için beni kırıyor, üzüyor, kavga ediyor Aylin! Ben ne yapayım bu
adamla?” diye dert yanıyordu. Bu arada dördüncü kadehi doldurdu.
“Ayrıl sen de!” diye akıl verdim, “Sırtında yumurta küfesi yok ya? Bırak gitsin. Başkasını bulursun. Bu kadar
üzülmene gerek yok ki!” dedim. “Ahhh, ahh! Ayrılamam ki yenge!” dedi. “Neden kızım, siktiri çek gitsin, bu kadar
basit!” dedim. “Öyle deme, onsuz yapamam ben!” dedi. “Neden? Ne özelliği var bu zibidinin?” dedim. “Ah yenge,
sorma! Anlattırma bana nelerinin olduğunu!” dedi. “Anlatsana kız, merak ettirdin beni şimdi!” dedim. “Yaaa, yatakta
müthiş bu herif Aylin! Öyle bir sevişiyor ki, öyle bir doyuruyor ki! Bu kadar sevgili değiştirdim, bunun gibisini
görmedim. Sırım gibi! Hele aletini görme! Nah bu kadar!” dedi, dirseğini kıvırmış, boylu boyunca gösteriyor,
kalınlığını anlatırken bileğini işaret ediyordu.
Bir anda ilgimi çekmişti konu. Gözümde canlandırmaya çalıştım. Pornolardaki Zenciler geldi gözümün önüne. Beyaz
sarışınların amına, ağzına girip çıkan, almakta zorluk çektikleri kocaman, kara yarakları. Yutkundum, “Offf! Hadi
yaa? Gerçekten mi?” diyebildim. “Sana yemin ederim. Akşam başlıyor, nerdeyse sabaha kadar bırakmıyor coştuğu
zaman. Canımı çıkarıyor. Üç gün kendime gelemiyorum. Turşu gibi dolaşıyorum ortalıklarda. Ne önüm kalıyor, ne
arkam. Darmadağın ediyor!” dedi. “Tamam tamam, anlatma! Vazgeçtim! Zaten dertli olduğumu, yaralı olduğumu
biliyorsun, bir de bunları anlatıyorsun ballandıra ballandıra!” dedim.
“Ya, kusura bakma Aylincim. Senin yanında anlatıyorum bunları, ama çok dertliyim yaa! Kendi derdimden senin
derdini unutmuşum. Abimin seni aç bıraktığını, doyuramadığını… Ne oldu, sana aldığım hediye iş görmüyor mu?”
dedi. Bana aldığı Vibratörden bahsediyordu. Yine böyle içki alıp dertleştiğimiz bir akşam ona her şeyi anlatmıştım.
Abisinin sikinin küçüklüğünü, doyuramadığını, çok seyrek seks yaptığımızı, onun da 5 dakikada bittiğini. Kızcağız
üzülmüş, ertesi günü elinde bir paketle çıkıp gelmişti. Paketi merakla açtığımda içinden 25 santimlik, damarlı,
kocaman bir titreşimli vibratör çıkmıştı. Kızarıp iade etmek isteyince de, paketi bırakıp gitmişti. O günden beri o
vibratörle idare etmeye çalışıyordum.
“Vibratör iş görüyor, merak etme!” dedim gülümseyerek. Yalnız gecelerimde içimde titreşen koca aletin verdiği zevk
geldi aklıma, uzandığım yerde gerindim. O kasıklarımdaki karıncalanma hissini duydum yine. Semra da başını eline
dayamış, yattığı yerde beni izliyordu. O da gülerek, “Evet, görüyorum, seni iyi doyuruyor galiba?” dedi hınzırca. “Ama
canlısının yerini tutmaz ki kızım! Sadece içime girip çıkıyor. Hani içime girerken beni ezecek erkek? Hani beri sarıp
okşayacak kollar? Dilleyecek diller?” dedim sıkıntıyla.
“Doğru söylüyorsun. Gerçek erkeğin yerini tutar mı hiç? Hele benimkinin! Ahmet’im burada olsaydışimdi… Sarsaydı,
altında ezseydi beni… Amıma gömseydi o aletini…” dedi. Dudaklarını büzmüş, yine sevgilisi aklına gelmiş, gözünden
pıtır pıtır yaş dökülmeye başlamıştı. Alkolün de verdiği etkiyle ağlıyordu baya. Dayanamadım, uzanıp sarıldım, teselli
etmeye çalıştm. Başını kucağıma koydu, hem ağlıyor, hem bacaklarımı okşuyordu. Eline vurdum, “Yapma canım!
Lezbiyenlik huyum yok biliyorsun!” dedim. Gözünün yaşıyla güldü, “Ah, bilsen neler kaçırıyorsun Aylin bu güzel
vücudunla!” dedi. “Deli kız, bırak şimdi bunu. Daldan dala atlıyorsun. Gel şu Ahmet’i arayalım, çağır buraya,
konuşalım, aranızdakisorunu çözelim, ne dersin?” dedim.
“Gelmez ki! Telefonuma cevap bile vermiyor. Konuşmuyor benimle!” dedi. “Dur sen, ben arayayım. Numaramı
bilmiyor, açmamazlık yapmaz!” dedim. “Arama şunu! Götü kalkacak! Bir sürü hakaret etti bana! Tamam, benisiksin
diye ölüyorum ama, arayamam!” dedi. “Ver şu telefon numarasını, karışma gerisine!” dedim. Aradım. Tok bir erkek
sesi. Kim olduğumu, neden aradığımı anlattım, gelirse diye evimin adresini verdim ve tarif ettim. Gelmeyeceğini, ısrar
etmememi söyledi. Kapattı. Bizimki yine zırlamaya başladı, “Söylemiştim sana! İstemiyor beni artık!” diye. Bir şey
diyemedim. Birer kadeh daha doldurdum. Yavaş yavaş içtik konuşmadan.
Artık gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, kapının zili çaldı. Saate baktım, 24:00’ü geçmiş, bu saatte kim olabilir ki diye
düşündüm. Biraz korku, biraz çekingenlikle kapıya gittim. Gözetleme deliğinden baktığımda, kapıda bir adamın
durduğunu gördüm. Semra’nın anlattığı kadarıyla bu olsa olsa Ahmet olabilirdi, yanisevgilisi. Heyecanla kapıyı açtım.
Telefondaki gibi tok, erkek sesiyle, “Merhaba!” dedi. “Merhaba?” dedim. “Ahmet ben, az önce konuştuk. Semra’yla
ilgili. Gelmeyeceğimi söylemiştim ama, dayanamadım, çıkıp geldim!” dedi. Elimi uzattım, tokalaştık. “Memnun oldum.
Ben de Aylin!” dedim. “Biliyorum, Semra çok bahsetti sizden!” dedi. “Gelsene içeriye Ahmet, kapıda durma öyle!”
dedim.
Esmer, koyu tenli adamın mavi mavi boncuk gözleri, her an üzerime atlayacakmışcasına benim üstümde, içeriye girdi.
Tuhafıma gitti bakışları. Neye bakıyor bu adam böyle derken, gözüm aynaya ilişti. Hay aksi! Gecelikle açmıştım
kapıyı. Altımda bir külot vardı sadece. Meme uçlarımın siyahlığı, tanga külodum, mini gecelik eteğinin açıkta bıraktığı
bacaklarım. Hepsi meydandaydı. İçeriye seslendim, “Semra, gelsene buraya!” diye. Çıktı geldi. O da benimle aynı
durumda, geceliğiyle çıkıp gelivermişti öylesine. Ahmet’i görünce gözleri açıldı şaşkınlıktan. Soğuk bir tavırla, “Hoş
geldin Ahmet!” dedi.
Ben hemen yatak odasına koşup üzerime bir sabahlık geçirdim, geldim. Salona girdiğimde onlar halen karşılıklı
bakışıyorlardı. Bakışlarıyla anlaştılar herhalde, Semra bir adım atıp sımsıkı sarıldı oğlana. O da karşılık verdi. Ayakta
birbirlerine sarıldılar, kaldılar. Semra’nın minyon yapısının yanında adam dev gibi görünüyordu. Aralarında nerden
baksan 50 santim boy farkı vardı. Semra parmak uçlarında yükselerek uzandı, dudakları birleşti. Ahmet de beline
sarılarak kendine yapıştırdı kızı, ayakta emişmeye başladılar.
Beni unutmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi. Görüşmeyeli epey zaman olmuştu sanırım. Semra’nın göğüsleri adamın
göğsünde eziliyor, adamın kocaman elleri belinde, kalçasında dolaşıyordu. Neden sonra ayrıldılar. Ben gülerek,
“Madem bu kadar özlediniz, neden ayrı durdunuz bunca zaman?” dedim. Birbirlerine baktılar, elleri ayrılmamıştı.
“Hadi oturun, size bir şeyler getireyim, konuşalım. Ne alırsın Ahmet?” dedim. “Siz bilirsiniz, ne varsa, fark etmez!”
deyince büfede duran eski Viskiyi alıp birer kadeh doldurdum. Geniş koltuğa yan yana oturan sevgililere uzattım.
Karşılarındaki tekli koltuğa geçip oturdum ben de. Onlar hem viskilerini yudumladılar, hem konuştular. Dakikalarca.
Ahmet konuşup tartışmanın hararetiyle Viskiyi çabuk çabuk içiyordu. İki, üç, dördüncü kadehi doldurduğumda, o da
bizimle aynı ayara gelmişti. Semra yatakta içtiğimiz şarabın üzerine ikinci Viski kadehini yuvarlamış, sevgilisinin
yanında mutluluktan yanakları, gözleri parlıyor, dili şakıyordu. Ahmet’in kolunun altına girmiş, kene gibi yapışmıştı
çocuğa.
Arada ben de lafa karışıyor, neşelerine ortak oluyordum. Ahmet’i süzüyordum. Sarışın, yakışıklı, uzun boylu, dalyan
gibi dedikleri türden bir şeydi. Sarı saçlarını uzatmış, yanık teniyle kızılderili gibi duruyordu. Kirli sakalı, tek kulağında
parlayan küpesi, üzerindeki kaliteli gömlek, kot pantolonla harika görünüyordu.
Semra bir yandan konuşuyor, bir yandan oğlanın tepesine çıkacak gibi sarılıyor, sarmaşıyor, yanaklarını okşuyor,
öpüyordu. Ahmet biraz sıkılgan, gözü bende, kulağı Semra’da, onun saldırılarına karşı durmaya çalışıyor gibiydi. En
son Semra dudaklarına uzanınca, Ahmet, “Rahat dur kızım! Azmışsın sen iyice! Baksana, Aylin var!” dedi. Semra
umursamadı bile, öpmeyisürdürdü, “Yabancı değil o, halden anlar! Merak etme, seni nasıl özlediğimi, nasıl istediğimi
o da biliyor!” dedi. Ahmet kurtulmaya çalışarak, “İyi de, bu kadar…” dedi. Bu sefer ben söze karıştım. Televizyonun
kumandasını alarak bir film açtım, “Siz bana bakmayın çocuklar, rahatınıza bakın! Yabancı değilim ya, Film izliyorum
ben!” dedim.
Avizenin kumandasını alıp ışığı da kıstım iyice. Avizenin loş ışığı ve televizyondan gelen ışık kalmıştı salonda. Ahmet
ortamın rahatlığını görünce, Semra’nın sarılmalarına karşılık vermeye başlamıştı. Çekingenliği üzerinden atmış,
dudaklarıyla kızın dudaklarını örtmüş, kürek gibi elleri vücudunun her tarafında dolaşıyordu. Parmakları mengene gibi
kızın etini kıstırınca, Semra’dan, “Ayyy!” diye bir inleme duyuluyor, dudak şapırtıları filmden gelen sesleri
bastırıyordu. Kendilerinden geçmiş gibiydiler. Şarap ve Viski aşırı rahatlatmıştı sevgilileri. Kendi dünyalarına
dalmışlar, beni unutmuşlardı bile.
Ahmet’in koca ellerinin Semra’nın geceliğinin üstünden memelerini avuçladığını, nefes almak için dudaklarını
araladıklarında birbirinin içine girip çıkan, okşayan dillerini gördüm loş ışıkta. Semra memeleri avuçlanınca yine inledi.
Hamur gibi yoğuruluyordu diri memeleri. İnlememek mümkün mü o avuçların içinde. Sonra o eller aşağıya indi.
Geceliğin eteğinin altından külodunu avuçladı…
Ne yapacağımışaşırmıştım. Televizyona bakıyordum, ama hiçbir şey görmüyordum. Bütün duyargalarımla yan tarafta
sevişenlere kilitlenmiştim. Yan gözle görebildiğim vücutların sarmaşmaları, kıpırdanışları, kısık inlemeler. İçimde,
kasıklarımda ateşler yanmaya başladı. Amımdan sular geliyordu. Çaktırmamaya çalışarak elimi apış arama götürdüm.
Amımın dudakları yanıyor, kaşınıyor, ıslanıyordu. Elimi, parmaklarımı bastırdım üstüne, sus der gibi. Ama ne
mümkün. Parmaklarım kasıldı, am dudaklarımı sıktım parmaklarımın arasında. Korkunç zevk alıyordum. İstekle
yanıyordum. Bacaklarımısımsıkı kasıp bırakıyor, am dudaklarımı, klitorisimi eziyordum…
Artık televizyona bakma numarası bile yapamıyordum. Direkt onlara kilitlenmiştim. Sanki canlı porno izliyordum.
Sadece üzerlerinde giysiler vardı. Ben olmasam içeride, çoktan onları sıyırıp birbirlerine dalmışlardı, eminim. Ben
onlara bakarken, Ahmet’in gözlerinin bende olduğunu fark ettim birden. Bir yandan kucağındaki Semra’nın saçlarını
kavramış, dudaklarını öpüyor, bir yandan beni izliyordu. Ne yapıyordu bu adam? Neden bana bakıyordu ki? Ama
hoşuma gitmişti beni izlemesi. Elimin hareketlerini kesmedim, kendimi okşamaya devam ettim. Şimdi Ahmet’in
bakışları üzerimdeyken onları izlemek daha çok tahrik etmişti beni…
Yavaşça sabahlığımı sıyırdım omuzlarımdan. Geceliğim meydana çıktı. Yakasını parmak uçlarımla araladım. Çıplak
memelerim meydana çıktı. Uçları zevkle dikilmişler, sertleşmişlerdi. Koltukta kaykıldım iyice, uzun bacaklarımı
araladım. Gözümü Ahmet’ten ayırmıyordum. O da benden. Yaptıklarımı izliyordu. Bir elimi meme ucuma götürürken,
diğerini kasıklarıma, bacak arama götürdüm. İçkinin, seks isteğinin verdiği sıcaklık tüm damarlarımda dolaşıyordu.
Amımın şiştiğini, kanla dolduğunu hissediyordum. Kendimi okşadım uzun uzun. Külodumun içine soktuğum
parmaklarım sularımdan ıslanmıştı. Çıkardım, dudaklarıma götürdüm. Ahmet’e göstere göstere yaladım parmaklarımı,
tek tek. Gözleri bana sabitlenmişti. Sanki kucağında yatan Semra’yı değil, benisikmek üzereydi. Eli kızın külodunun
içine dalmıştı. Amını kurcalayıp duruyor, parmaklarınısokuyordu içine…
Semra boğuk bir sesle, “Ohhh!” diye inledi ve “Aşkım yapma! Beni delirtiyorsun!” dedi. Onun da eli Ahmet’in önünü
okşuyor, parmaklarının arasında ovalıyordu. Fermuarını açıp içeriye dalan parmaklar, içerde oynaşıp duruyor,
Ahmet’in inlemesine sebep oluyordu.
Anlaşıldı ki, ben burada oldukça bunlar ilerleyemeyecek, öpüşmekle kalacaklardı. Gözlerim Ahmet’te, yerimden
zorlukla doğruldum. Sabahlığı koltukta bırakmıştım. Onu ilk geldiğinde karşıladığım vaziyette, minişeffaf geceliğimle,
yüksek topuklu ev terlikleriyle ayakta durup onlara baktım. Şehvetten buğulanmış bir sesle, “Çocuklar, siz rahat
edemiyorsunuz. Ben en iyisi gidip yatayım, siz de rahat rahat sevişin!” dedim. Semra başını çevirip baygın baygın
bana baktı. Onun durumu da iyi değildi. “İyi olur valla Aylincim, benim dayanacak halim kalmadı. Ah benim anlayışlı
yengecim!” dedi. “Abine söylemek yok tabi bunu yaptığımı. İyi geceler size. Uyuyabilirseniz tabi…” dedim gülmeye
çalışarak.
Aslında hiç gülecek halim yoktu. Gözüm Ahmet’in bacak arasında fermuarı açık kotunun önünü şişiren
kabarıklıktaydı. Ne vardı bunun içinde? Nasıl bir şey vardı ki, Semracık onun hasretiyle yanıp tutuşuyor,
yokluğundan karalar bağlıyordu? Mutlaka görmeliydim o şeyi. Çıkmak için arkamı dönerken Ahmet’e baktım tekrar.
Gözleriyle bir şey işaret ediyordu sanki. Salondan çıktım. Daha doğrusu çıkar gibi yaptım. Yatak odasının kapısını
sesli bir şekilde kapatıp açtım, içeri girmeden tekrar salonun kapısına çöreklendim…
Tam tahmin ettiğim gibiydi. Semra büyük bir açlıkla koltuğun üzerine yatırdığısevgilisinin üstüne tırmanmış, Koala gibi
sarmalamıştı. Ahmet yattığı yerden kendini ona bırakmıştı. Semra erkeğinin üstünde doğruldu, geceliğini telaşla
çıkarıp fırlattı. İçinde sütyen olmadığından bir anda sadece külotla kalıvermişti. Memeleri 22 yaşının verdiği dirilikle
dimdik karşıyı gösteriyordu. Ellerini Ahmet’in göğsüne dayayıp, külotlu amını kotun önündeki kabarıklığa sürtmeye
başladı. Çılgın gibi sürtünüyordu. Telaşlı hareketlerle kalktı, külodunu da çıkardı. Ayakta çırılçıplak duruyordu. Loş
ışıkta genç bedeni harika görünüyordu. Eğildi, Ahmet’in üstündeki gömleği çıkardı. Pantolonun kemerini açıp titreyen
parmaklarla pantolonu içindeki baksırla beraber sıyırdı yavaş yavaş…
Gözlerimi dört açmış bekliyordum. Fazla beklemedim. Semra’nın yana yakıla anlatıp durduğu haşmetli sik dimdik
ortaya çıkmıştı. Upuzun görünüyordu gözüme. Kocamın ufaklıktan sonra gözüme canavar gibi görünmüştü Ahmet’in
koca siki. Offf… Amım sulanıyordu yine. Parmaklarımı daldırıp manzarayı seyretmeye devam ettim. Semra çırılçıplak
soyduğu erkeğinin üstüne çıktı yine. Havaya dikili duran sikin üstüne çöktü yavaş yavaş. Semra adamın dev gövdesi
ve koca siki üzerinde öyle narin, minicik görünüyordu ki, o koca siki alıp alamayacağını merak ettim bir an. Sonra,
alabiliyor ki, sevişip duruyorlar dedim kendi kendime.
Semra eğildi, sikin kafasını tutup amına dayadı. Yavaş yavaş inmeye başladı. Dudaklarını ısırıyordu. Ahmet aşağıdan
belini tuttu, o da bastırarak yardımcı olmaya çalışıyordu. Yavaş yavaş indirdiği kalçalarısikin dibine vardığında derin
bir, “Ohhhhh!” çekti Semra. Durdu, fısıltıyla, “Yavaş aşkım! Bekle biraz… Alışsın!” dedi. Ahmet’in umursadığı yoktu.
Ellerini başının altında kenetlemiş, sevgilisinin yaptıklarını izliyordu. Semra’nın gözleri kapalı, içindeki sikin
büyüklüğünü hazmetmeye çalışıyor, yavaş yavaş kalçalarını oynatıyordu. Ahmet başını yana çevirdi, sanki benim
orada olduğumu biliyordu…
Kapının arkasından çıkıp kendimi gösterdim ona. Gözlerimiz birleşti. Ben de gözlerimi ayırmadan altımdaki ıslak
külodu indirdim, bacaklarımdan sıyırıp çıkardım. Geceliğimi çıkarsam mı diye düşündüm, vazgeçtim. Eteğini kaldırıp
belime kadar sıvadım. Diğer elimi amıma götürüp avuçladım. Ohhhh… Önümde canlı porno oynuyor, ben de kendimi
tatmin ediyordum…
Semra oturup kalkmaya başladı sikin üstünde. Zorlukla yapıyordu bunu. Ahmet’in koca siki daracık amcığını yara
yara içine giriyor, kayboluyor, sonra tekrar yavaş yavaş meydana çıkıyordu. Bir kaç kere tekrarladıktan sonra
kasılmaya başladı. Anlaşılan çok özlemişti sikilmeyi. Hemen orgazm oluvermişti. Kasılmaları bitene kadar zıpladı
Ahmet’in sikinin üstünde. Amından akan sular girişi rahatlatmıştı herhalde. Daha kolay inip kalkıyordu şimdi. Nefes
nefese kalmıştı. Durdu, kalkıp siki amından çıkardı. Koltuğa serilip kaldı. Ahmet biraz dinlenmesine izin verdi. Sonra
kalkıp, Semra’nın bacaklarını ayırdı, arasına girdi. Semra ses çıkarmadan onu izliyordu. Başına geleceklere itiraz
etme hakkı yoktu sanırım.
Ahmet uzun sikini gövdesinden tutup, sikini Semra’nın ıslak am dudaklarına, klitorisine boylu boyunca sürttü bir
süre… Islanan sikinin başı ışıkta pırıl pırıl parlıyordu. Ohhh… Harika görünüyordu. O klitorisine sert aleti sürttükçe,
Semra inim inim inliyordu. Kaygan sik delirtiyordu onu. Dudaklarını ısırıyordu zevkten. Sonra bir anda tutup önünde
sabırsızlıkla bekleyen istekli amcığın içine batırıverdi aletini. Semra kıvrandı, “Ahhh! Yavaşş aşkım…” dedi acıyla.
“Sus orospu! İstediğin bu değil miydi? İşte veriyorum istediğini sana! Sesini çıkarma, seni evire çevire sikicem bu
gece!” dedi.
Gidip gelmeye başladı hoyratça. Semra artık çekinmeyi bırakmış, içine girip çıkan yarağın verdiği zevk ve acıyla
inliyordu. Yine kasıldı, orgazm oldu. Ahmet içine girip çıktıkça içinden sular fışkırıyordu sanki. Durmuyordu adam.
Boşalmaya niyeti yok gibiydi. Sürekli bacaklarının arasında gidip geliyordu. Semra’nın bir bacağını kaldırdı, boynuna
dayadı. İkiye ayrılan bacakların arasına istediği gibi yerleşip pompalamaya devam etti. Semra’nın inlemekten sesi
kısılmıştı artık…
Ahmet bu kez belinden tutup ayağa kalktı. Semra’nın minyon gövdesi sikinin üstünde asılı gibi duruyordu.
Kalçalarından tutup ayakta hoplatmaya başladı. Semra düşmemek için boynuna sımsıkı sarılmış, içine yarak girip
çıktıkça inliyordu, “Aahhh! Yeter! Yeter artık! Acı bana! Dayanamıyorum!” diye. Ben elim amımda bu inanılmaz
sahneyi izliyordum. Ahmet ayakta görümcemi hoplata hoplata sikiyor, yüzü kapıya dönük vaziyette, gözlerini benden
ayırmıyordu. Ben de ona göstere göstere amımı okşuyor, parmaklarımı içime sokuyordum…
Bu kez döndü, Semra’yı sikinden indirip koltuğun üstüne bıraktı yavaşça. Semra bir, “Ohhh!” çekmişti. Baygın
vaziyetteydi. Ama Ahmet dinlenmesine izin vermedi. Belinden tutup çevirdi, sert hareketlerle kızı dizlerinin üzerinde
domalttı. Islak sikinin başını göt deliğine sürtmeye başladı. Semra çırpınıyordu artık, “Lütfen aşkım, yalvarıyorum,
dayanamam artık, ölmek üzereyim! Yeter!” dye. “Artık istemiyor musun beni tatlım?” diye sordu Ahmet, “Seni
sikmemi istemiyor musun? Az önce amıma geçir diye yalvarıyordun. Şimdi sikme diyorsun!” dedi. Semra da, “İçim
çok acıyor aşkım! Hiç olmazsa ara verelim. Lütfen!” dedi.
Ahmet de, “İstersen içerde Aylin var… Çağıralım mı onu? Sana yardım etsin ister misin? Ne dersin?” dedi. Bunu
söylerken bana bakıyordu yine. Semra, “Gelmez ki! Sana anlattım, abim doyuramıyor onu, senin onda biri kadar
sikse yeter ona! Ama gelmez!” dedi. Ahmet bana baktı, “Ya gelirse? Ya onun da canı isterse?” dedi. Semra, “Keşke!
Ne istersen yap hayatım! Yeter ki biraz dinleneyim ben! Öldürdün beni! Onu da sik! Biraz mutlu olsun yengem de! O
da tadına baksın senin güzelsikinin! Bayram yapsın o da! Ama gelmez!” dedi.
Ahmet gözümün içine baktı. Şehvet vaat eden deli bakışları beni çağırıyordu. Elimi apış aramdan çekip yavaş
adımlarla salona girdim. Hipnotize olmuş gibiydim. Gözlerimi Ahmet’in güzel maviş gözlerinden alamıyordum bir türlü.
Yaklaştım. Semra domalmış vaziyette, arkadan amına giren koca yarakla baş etmeye çalışıyordu. Ahmet’in kalçaları
ileri geri gidiyor, yavaş hareketlerle sikmeye devam ediyordu. Elimi uzatıp onun gergin, kaslı kalçalarına değdirdim.
Ateş gibi yanıyordu. Okşadım. Ahmet bir eliyle geceliğimin eteğini tutup kaldırdı. Çıkarmamı istiyordu sanırım. Ben
de tutup çıkardım geceliği. Şimdi ben de onlar gibi çırılçıplaktım. Arkadan yanaştım, Ahmet’in vücuduna sarıldım.
Ahmet Semra’nın kalçalarıyla benim aramda kalmıştışimdi…
Öne gittikçe Semra’nın amına giriyor, kalçalarına kasıkları çarpıyor, amından çıkarıp geri gelince benim kasıklarıma
çarpıyordu. Ahmet başını çevirip dudaklarını uzattı. Ben de parmak uçlarımda yükselip öptüm dudaklarını. Dilimi
gezdirdim. Uzun uzun öpüştük. Dili dilimi okşuyor, delirtiyordu beni. Uzun sarı saçlarını okşadım öpüşürken. Sonra
öpüşmeyi bıraktı. Semra’ya dönüp belinden kavradı. Kızı sikini hiç çıkarmadan belinden tutup kaldırdı, koltuğa
oturdu, arkasına yaslandı. Semra kucağında, sırtı dönük bir şekilde sikinin üstünde oturuyordu…
İşte o anda gördü beni. Gözleri şaşkınlıkla açıldı. Ben de onlar gibi çırılçıplak, aynı odanın içindeydik. Gülümsedim.
O da bana gülümsedi. Gözlerimizle aramızda anlaşmıştık. Bu güzel siki, sikin sahibini aramızda paylaşacaktık. Onun
yükünü hafifletecektim ben…
Semra’nın Lezbiyen ilişkiler konusunda söyledikleri geldi aklıma. Önlerinde diz çöktüm. Ahmet’in akan zevk sularıyla
parlayan siki bir görünüp bir kayboluyordu gözümün önünde, damarlarını yakından görebiliyordum. Semra bir
yandan inip kalkıyor, bir yandan gözünü benden ayırmadan merakla ne yapacağıma bakıyordu. Elimi uzattım,
durmaksızın hareket halindeki tüysüz amına parmaklarımı değdirdim. Durakladı. Bekliyordu. Kabarmış, parmak gibi
sertleşmiş klitorisini okşadım. Zıpkın yemiş gibi irkildi zevkten, “Ohhh! Çok güzel!” diye inledi…
Devamını bekliyordu şimdi. Bir süre okşadım klitorisini, sonra eğildim, dilimin ucunu tam o sertleşmiş klitorisine
değdirdim. İnlemeler devam ediyordu. İçindeki koca yarağın verdiği zevk, klitorisinden yayılan zevkle birleşiyor,
inlettiriyordu kızı. İlk defa yapıyordum bunu, ilk Lezbiyen ilişkimi yaşamak üzereydim. Bir hemcinsimin amını ellemek,
ona zevk vermek, dilimin ucunda sıvılarının tadını almak içimi bir hoş yapmıştı…
İkisi de hareket etmeyi bırakmıştı. Ahmet kucağında minicik kalan Semra’nın omuzundan bakıyordu yaptıklarıma.
Dilimi boylu boyunca gezdirdim Semra’nın amında. Altta Ahmet’in sikine geldim, uzun sikin yarısı dışarıda kalmıştı.
Dilimle gezintiye devam ettim. Aşağıya indim, yumruk gibi aşağı sarkan taşaklarında gezdirdim dilimin ucunu. Sonra
aynı şekilde, aynı yolu izleyerek yukarıya çıktım. Taşaklarını, damarlı sikini, Semra’nın şişmiş am dudaklarını,
klitorisini yaladım. Hangisini yalasam, ondan bir, “Ohhhh!” inlemesi duyuyordum. Elimi amıma götürdüm, bir yandan
yalıyor, bir yandan kendimi parmaklıyordum. Sonra dudaklarımı Semra’nın klitorisine gömdüm iyice. Emmeye
başladım. Somura somura emiyordum…
Semra feryat etmeye başlamıştı, “Offf! Aylin… Ne yapıyorsun bana! Çok güzel! Yala! Yala!” diye inliyor, Ahmet’in
kucağında, sikinin üstünde kıvranıyordu. Ahmet de bir eliyle saçlarından kavramış, dudaklarını emiyor, diğer eliyle
memesinin birini avuçlamış eziyordu. Her zevk noktasından kuşatılan Semra daha fazla dayanamadı. Yine kasılmaya,
orgazm olmaya başladı. Dakikalarca yılan gibi kıvrandı. Sonunda bitti. Hareketsiz kaldı. Ahmet kaldırıp yan tarafa
yatırdı kızı. Baygın gibi yatıyordu. Parmağını kıpırdatamıyordu. Bitmişti…
Ahmet bitmemişti ama. Kızı defalarca boşaltmasına rağmen kendisi halen boşalmamıştı. Bana dönerek, o sikici erkek
sesiyle, “Ne dersin? Sen de ister misin bunu?” diye sordu. Eliyle Semra’nın amından çıkan ıslak sikini kavramış, bana
gösteriyordu. Yutkunup kaldım, bir şey diyemedim. Gözlerim elindeki harika şeye kilitlenmişti. Öyle güzel
görünüyordu ki. Yumruk gibi başı vardı. Gövdesinin her tarafında damarları kabarmış, altında koca taşaklarla abide
gibiydi. Dizlerimin üstünde donup kalmıştım…
Semra yanımızda bizi izliyordu. Eli amındaydı. Yorgun sesiyle lafa karıştı, “İster tabi aşkım, istemez olur mu? Hele
tadını bir alsın, her zaman ister!” dedi. Ahmet güldü bunu duyunca. Sonra bana, “Dokunmak ister misin? Çekinme!
Elini uzat!” dedi. Dediğini yaptım. Rüyadaymış gibi elimi uzattım. Dokundum. Parmaklarımın ucunda kıvılcım çaktı
sanki. Geri çektim elimi. Sonra yine uzattım. Gülümseyerek beni izliyordu. Bu kez parmaklarımla gövdesini tuttum,
ince narin parmaklarımın arasında bileğim kalınlığında duran aleti hayranlıkla seyrettim…
“Okşasana biraz! İçerden çıktı, kendini öksüz hissediyor zavallı!” dedi. Okşadım. Parmaklarımı o kadifemsi sertliğin
üzerinde gezdirdim. Heyecandan dudaklarımın kuruduğunu hissediyordum. Dilimin ucuyla yaladım dudaklarımı.
Ahmet, “Ohhh! O dilini gösterme bana, deli ediyorsun beni! Güzelliğin, seksiliğin deli ediyor!” diyerek eğildi, hırsla
saçımdan tutarak kendine çekti, dudaklarıma yapıştı. Somurmaya başladı. Dilini ağzımın içine kaydırmış, dudakları
dudaklarımı ezerken, dili de dilimi okşuyordu içeride. Öyle güzel öpüyordu ki, başım dönüyordu. Dakikalarca
öpüştük…
Sonra hırsla dudaklarını kopardı benden. Şaşkın şaşkın bakıyordum. Aynı hırsla başımı tuttu, kucağına eğdi, kendini
geriye attı. Anlamıştım ne istediğini. Burnumun ucunda duruyordu güzel siki. Başını öptüm önce. Dudaklarımı
gezdirdim şapkasının kenarlarında. Elimle tutmuştum, elimin içinde damarlarındaki kanın akışını hissediyordum sanki.
Ahmet, “Güzell! Şimdi de biraz yalar mısın lütfen?” dedi boğuklaşan sesiyle. İkiletmedim. Dilimi çıkarıp gezintime
dilimle devam ettim. Dilim kurudukça yalanıyor, ıslatıp devam ediyordum. “Tükür lütfen, ıslansın!” dedi. Tükürdüm
ben de. Ne bileyim, kocamda böyle şeyler yaşamamıştım ki hiç. Elimle tükürüğümü yaydım sikinin teninde.
Kayganlaşan avucumla okşadım, dilimle yaladım, tekrar ıslattım. Şapkasını, gövdesini, her yerini…
“Şimdi taşaklarımı!” talimatı geldi. Aşağıya indim. Dilimi taşaklarının hassas derisinde değdirdiğimde inledi. Burnuma
ter, sperm kokuları geliyor, bu beni daha da azdırıyor, yaladıkça yalamak istiyordum. Ama izin vermedi. Saçımı tutup
geriye çekti başımı. Islanmış ağzımla yüzüne baktım, bekliyordum. Tekrar doğrulup, oturduğu yerde kendine çekti,
tekrar öptü beni. Islak dudaklarımı öpüyor, yalıyordu. Belimden tutup benimle beraber aşağıya kaydı, sırtüstü yatırdı.
Halının üzerine boylu boyunca uzattı, kendisi de bacaklarımı ikiye ayırıp üzerime abandı…
Bacaklarımın arasında durup bir süre beni seyretti. Heyecan içinde bekliyordum. Fazla bekletmedi. Eğildi. Dudakları
dudaklarıma değdiğinde, sikinin başı da apış arama girmiş, amıma baskı yapmaya başlamıştı. Dayanamadım, sımsıkı
sarıldım boynuna. Kalçalarını indirip sikini bastırdı, giremedi. Bu kez bir elini aramıza sokup, sikini tuttu, hedefine
nişanlayıp bastırmaya çalıştı. Zorlanıyordu. Tüm ıslaklığıma rağmen, koca siki, benim az kullanılmış, narin amıma
girmekte zorluk çekiyordu. İnledim, “Ihhhh! Yavaş! N’olur! Sikin çok büyük, alışkın değilim!” diye. “Merak etme
canım, alıştıra alıştıra yaparım. Fazla zorlamamaya çalışırım!” dedi.
Dediği gibi yaptı. Yavaş yavaş, ileri geri, ileri geri yapa yapa, sikini am sularımda ıslatıp kayganlaştırarak ilerledi,
ilerledi… Sanki amıma bir kol giriyor gibiydi, am dudaklarımın, amımın iç duvarlarının zorlandığını, gerildiğini
hissediyordum. Zevk mi? Evet, ama duyduğum acı daha fazlaydı sanki… Dibime kadar girdi. İçimde yumruk gibi
başın kalınlığını hissediyordum. Biraz bekledi, sonra birden kendini olduğu gibi üzerime bıraktı…
“Ihhhh!” diye inledim. Nefes almaya çalıştım. Yapılı erkek gövdesinin altında eziliyordum. Uzun sikinin henüz dışarıda
kalan son birkaç santimini de dibime kadar gömmüştü bu hareketiyle. Artık amım yırtılacak, balon gibi patlayacak
sanıyordum. Elimi araya sokup göğsüne dayadım, itmeye, kaldırmaya çalıştım. Nefes nefese, “Offf Ahmet, lütfen
kalk! Üstümden kalk! Nefes alamıyorum! Sikin içimi yakıyor, yırtılacak gibiyim!” dedim. “Rahat bırak kendini
güzelim! Şimdi geçecek! Amcığın alışır şimdi, merak etme!” diyerek beni dudaklarımdan, yanaklarımdan öpüyor,
rahatlatmaya çalışıyordu…
Kendini yukarı çekti, üzerimdeki ağırlık, içimden bir ‘Ploff’ sesiyle aniden çıkan sikinin baskısı kaybolunca, gerçekten
biraz rahatlamıştım. İçimi yakan ateş gibi siki içimden çıktığında bir serinlik hissettim. Ürperdim. Sonra o serinlik
yerini tekrar ateşe bıraktı. Başımı kaldırıp baktığımda, Semra’nın başını kasıklarımın üstünde gördüm. Diliyle amımda
geziyor, am dudaklarımı yalıyordu, yavrusunu yalayan dişi bir köpek özeniyle. Ahmet yanımızda yanlamasına
uzanmış, elinde tuttuğu sikinisıvazlayarak ilgiyle Semra’nın bana oral yapışını izliyordu…
Kendimi, salonun loş ışıklı ortamında, küçük pipili kocamın hayli geniş porno arşivinden bir film sahnesinde gibi
görüyordum. Ben, görümcem ve koca yaraklısevgilisi. Sanki Satanist bir grup seks ayinindeymişiz gibi. Ben, bakire
kurban gibi ortalarında yatmışım, Rahibe de amımı okşayıp yalayarak beni Efendimizin kutsal asası ile sikişine
hazırlıyor. Efendimiz, az sonra amıma sokacağı kalın, damarlı, kutsal asası elinde, sabırsızlıkla Rahibenin işini
vermişçesine minik titremelerle kendimden geçiyorum. Parmaklarını, içinden sular akan amıma sokarak, ileri geri
yapıyor. Önce biri. Sonra ikincisi. Sokup çıkarıyor. Aynı anda dili parmaklarının etrafında, amımda Tavaf yapıyor.
Klitorisimi okşayan dil aşağıya iniyor, am dudaklarımı yalıyor, daha aşağıya, arka deliğime kadar okşaya okşaya tüm
kasık bölgemde geziniyor…
İnliyorum, dayanılacak gibi değil, parmaklarımla halının tüylerine asılıyorum, “Ahhh! Çok güzel! Harika!” diye
inliyorum. Korkunç bir zevk dalgası yükseliyor kasıklarımdan tüm vücuduma. Kalçalarımla beraber düz karnım,
göğüslerim dalgalanıyor, kasılıyor, gözlerim kararıyor. Orgazm oluyorum. Dakikalarca. Ama Semra durmuyor,
yalamaya devam ediyor. “Yeter! Yeter artık! Dayanamıyorum! Bırak lütfen!” diyorum. Neden sonra bırakıyor amımı
yalamayı. Başını kaldırıyor kasıp yalamasına engel olmaya çalıştığım bacaklarımın arasından. Etli dudakları, am
sularımla pırıl pırıl, saç baş dağılmış. Gülümsüyor bana. Sonra Ahmet’e dönüyor, “Gel canım, artık hazır! Şimdi
girebilirsin!” diyor.
Ahmet bekletmeden kalkıyor, dizlerinin üstünde, tekrar bacaklarımın arasına giriyor, siki kocaman başıyla dimdik,
amıma kilitlenmiş. Ama Semra, “Dur bir dakka!” dedi, elini uzatıp Ahmet’in sikini kavradı, tutup ağzına soktu aleti.
Bol bol tükürükle karışık emdi, yaladı. Boğazına kadar sokuyor, sonra dışarıya çıkarıp ne durumda olduğuna
bakıyor, sonra tekrar sokuyordu ağzına. Ahmet inleyerek, “Yeter artık orospu! Böyle boşalmak istemiyorum, bırak
şunu!” dedi.
Semra, ağzında iyice ıslattığı siki, az önce içinden sular fışkıran amımın dudakları arasına getirdi. Bana, “Merak etme
canım, kontrol bende! Canının yanmasına izin vermem. Sonuna kadar sokturmam!” dedi. İçimden gülmek geldi, ama
amıma girecek yarrağın heyecanı gülmeme engel oldu. Böyle bir fıkra mı vardı ne? Gerdek gecesi, kızını yarmasın
diye damadının yarrağını eliyle tutan kaynanayla ilgili? Ama Ahmet kalçasını hareket ettirip sikinin başını amıma
sokuverdiğinde, hepsi uçtu gitti aklımdan. Dirseğimin üzerinde doğrulmuş, Ahmet’in koca sikinin içimde batan gemi
gibi kayboluşunu izliyordum, dudaklarımı ısırarak…
Az önceki orgazmımın etkisiyle herhalde, fazla canım yanmıyordu bu kez. Önce yumruk gibi baş kayboldu tamamen.
Sonra damarlı gövde ağır ağır içimde batmaya başladı. Başımı iki yana sallayarak, “Ihhhh!” diye inledim. Amımı
yarıyordu hayvansı alet. Semra tüm dikkatini elinde tuttuğu aletin içime girişine vermiş, “Şşşş… Az kaldı Aylin, sık
dişini canım!” dedi. Dediği gibi az sonra Semra’nın yarağı tutan eli kasıklarıma dayandı, kaldı. Ahmet itmesine rağmen
daha fazla girmiyordu yarak. Sonra inip kalkmaya başladı üstümde. Ağır ağır. Acı kaybolmuştu şimdi. Katıksız zevk
vardı artık. Semra’nın elinin izin verdiğince içime giriyor, sonra başına kadar geri çıkıyordu. Hızını arttırdı. Nefes
alamıyordum zevkten. İçime girip çıkan siki, bir şehvet dalgasından diğerine koşturuyordu beni. Ahmet ellerinin
üzerinde spor salonunda şınav çekercesine rahat ve o oranda tempolu hareketlerle inip kalkıyordu. Bunu yaparken
gözleri gözlerimdeydi…
Sonra Semra’ya, “Bırak artık yarrağım kaltakkk! Boşalmak üzereyim!” diye hırladı. Semra elini bırakıp üzerime geldi,
dudaklarıma yumuldu. İyi ki öyle yapmış. Ahmet’in yarağını boylu boyunca amıma gömmesiyle, benim o anda
duyduğum acı ve zevkle gırtlağımdan kopup gelen feryat, Semra’nın ağzında boğuldu gitti. Ağzımı dudaklarıyla
kapatan Semra’nın ağzının içinde zevkten bağırıyordum artık. Burnumdan nefes almaya çalışıyor, başaramayınca
göğüslerim şiddetle inip kalkıyordu.
Bu arada Ahmet, inip kalkan memelerimi kürek elleriyle avuçlamış yoğuruyordu. Kalçalarının hareketi iyice hızlanmış,
kasıkları şiddetle kasıklarıma çarpıyor, amıma yarağını dipledikçe, o elim büyüklüğündeki taşakları ıslanmış arka
deliğime vurup duruyordu…
Kendimi ölecek gibi hissediyordum. Vücudumun her zevk noktasından beynime ulaşan sinyaller artık birbirine
karışmıştı. Ahmet’in sikinin pompalayıp durduğu amımdan, taşaklarının çarptığı arka deliğimden, hoyratça avuçlanan
memelerimden, Semra’nın kemirdiği dudaklarımdan… Bütün sikişimiz boyunca orgazm yaşadım sanki. Küçük ölüm,
yarı koma halinde gibiydim. Zevkten kendimi kaybettim bir süre sonra. Ahmet’in kasılmaları, içime fışkıran döllerinin
rahmimin en derinlerini yakan ateşi. Her şey etrafımda dans etmeye başladı. Ahmet… Semra… Gözlerim karardı.
Bayılmışım!

Yayınlandı: Ekim 5, 2013 / Aldatan Kadınların Hikayeleri