Kasım, 2013 için arşiv

Arkadaşlar blogumuzun tasarımını değiştirdik ve yeni katagoriler ekledik.. umarım begenirsiniz.. sol kısımda bulunan katagorilerden hikayelere ulaşabilirsiniz…
Önemli bir uyarım ise eğer 18 yaşından küçükseniz DERHAL BU SİTEYİ TERK EDİNİZ..!!

BU SİTE YETİŞKİNLERE ÖZEL İÇERİK BARINDIRMAKTADIR..!!

Burada bahsi geçen hikayeler arasında kendi hikayenizi de görmek isterseniz iletişim formundan irtibata geçebilirsiniz..

 

Geçtiğimiz Ağustos ayında sıcak bir öğle üzeriydi, karşıdan esen sıcak meltem saçlarımı savuruyor, az
ilerimdeki inşaatın önündeki kum tepeciğinden aldığı kum tanelerini gözümün içine serpiştiriyordu. Bende bir
yandan caddeden karşıya geçmeye çalışırken bir yandan da kum yüzünden yanan gözlerimi ovuşturuyordum.
Sonra birdenbire sanki kafama balyozla şiddetle vurmuşlar gibi bir algılamanın ardından her şey bir anda
etrafımda döndü ve adeta kuştüyü bir yatağın üzerine düşüyormuşum gibi garip bir hisle kaldırıma düştüm.
Yanağım sert kaldırıma yapışmış şekilde bir ara gözlerimi araladığımda beyaz bir kadın ayakkabısının
burnumun dibine kadar girdiğini fark ettim. Size enteresan gelecek ama o vaziyetteyken yanıma gelen kadının
parfüm kokusunu algılıyor, hatta parfümünün markası hakkında kafamda düşünceler bile oluşuyordu… Sonra
etrafımda koşuşmalar ve sesli konuşmalar duydum… En son hissettiğim şey ise bir arabanın içinin boğucu
sıcaklığıydı.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey tepemde yuvarlak beyaz bir
avizenin üzerinde çiftleşen iki tane kara sinekti. Sırtüstü yattığım yerden kafamı kaldırıp etrafa göz attığımda ise
bir hastane odasında olduğumu fark ettim. Kafamdan çeşitli düşünceler geçiyor, buraya nasıl geldiğimi
hatırlamaya çalışıyordum ki odanın kapısı sessizce açıldı. Ve içeriye bir afet-i devran girdi ki, benim babayiğit
hasta halimizi umursamadan yerini yadırgayıp şöyle bir kafasını kaldırdı.
Kadın, 30-35 yaşlarında, sarı saçlı, yeşil gözlü, memeleri üzerindeki daracık body’sini delip geçecekmiş gibi
duran balık etli mükemmel bir varlıktı. Bana: “Geçmiş olsun Metin bey, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?”
derken bir yandan acıklı acıklı gözlerimin içine bakıyor bir yandan üzerimdeki nevresimi düzeltmeye
çalışıyordu. Belliki cebimdeki kimliğimi buldular diye düşündüm. Fakat bu güzel kadının hemşire olmadığı
kılığından kıyafetinden her şeyinden belliydi. Ben yinede ihtiyatlı davranarak “Doktor musunuz acaba?” diye
sorunca, yüzünde şeker çalan küçük çocukların takındığı masum bir ifadeyle “Hayır.” diye cevap verdi ve
açıklama yapmaya devam etti: ‘Bir yere acil yetişmesi gerektiği için arabasıyla biraz hızlı gittiğini, aniden
karşısına ben çıkınca fren yaptığını ama bana vurmaktan kurtulamadığını, hastane masraflarını peşin ödediğini,
hiçbir yerimde kırık çıkık olmadığını, ertesi gün taburcu olabileceğimi’ uzun uzun anlattı.
Demek ki kaldırımda yatarken beyaz ayakkabısını gördüğüm bu kadındı. İlerleyen saatlerde ise sohbetimiz
büsbütün koyulaştı, ‘Adının Aysun olduğunu, bir ithalat firmasının ortağı olduğunu, 12 yıllık evlilikten sonra
eşinden geçen yıl boşandığını, hiç çocukları olmadığını, ama sorunun kocasından kaynaklandığını, eski
vekillerden olan babasının miras biraktığı büyük bir evde, kendisi gibi yeni boşanan çocukluk arkadaşı bir
bayanla birlikte yaşadığını…’ söyledi.
O anda aklıma, bana arabasıyla vuran bu güzel kadına, bir oyun oynamak geldi. (30 yıldır İstanbul’da
yaşamama rağmen) O’na ‘Aslen İzmirli olduğumu, İstanbul’a iş için geldiğimi, İstanbul’da hiç akrabam
olmadığını, bana arabasıyla vurduğu gün İzmir’e gitmek için hazırlandığımı ama bu talihsiz kazanın
gerçekleştiğini’ söyledim. Bana ‘Bu vaziyette İzmir’e gidip gidemeyeceğimi’ sorduğunda, “Hayır, imkansız…
gidemem. Ayakta duracak halim yok, birkaç gün bir otelde dinlenirim herhalde…” diye cevap verince,
beklediğim tepkiyi verdi ve bana “İstersen benim evde birkaç gün kalabilirsin. Ev çok büyük, bir sürü odası
var.” dedi. Tabi bu teklife balıklama atlamak bana yakışmazdı, biraz nazdan tuzdan sonra razı oldum.
Ertesi gün Aysun hastanedeki odama, beni evine götürmek için geldiğinde, yanında birlikte yaşadığı dul
arkadaşı Nihal’i de getirmişti. Aman tanrım o ne güzellikti… Aysun kadar iri memeleri olmasa da, mükemmel
güzelliğe sahip bir poposu vardı. Angelina Jolly’e benzeyen yüzüne kısa siyah saçları o kadar yakışmıştı ki,
gözlerimi alamıyordum. Yarım saat sonra, iki güzel kadın birer koluma girip beni hastane koridorundan
geçirirken, insanların kıskanç bakışları adeta beni delik deşik ediyordu.
Aysun’un kullandığı lüx arabayla, yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra, büyük bir demir kapı ve güzel
bir bahçenin çevrelediği, eski konak biçimli, triplex bir yapının önüne geldik. İki fıstık hemen odamı hazırlayıp
yatağımı yaptılar. Ve dikkatlice beni yatağıma yatırdılar. Benim telefonum kazada kırıldığından, gerektiğinde
onları çağırabileyim diye, Aysun kendi cep telefonunu başucuma koydu. O andan itibaren tek düşündüğüm
şey, bu yavruları nasıl sikebileceğimdi… Hastalığımı falan unutmuş, bütün benliğimi dayanılmaz bir sex arzusu
kaplamıştı. Eve geldiğim gün vukuatsız geçti, üzerime o kadar düşüyorlardı ki akşam yemeğimi bile yatağıma
kadar getirmişlerdi.
Ertesi sabah ikisi de işlerine gidip evde yalnız kaldığımda, akşama kadar, bu yavruları nasıl edipte
sikebileceğimi düşünüp kafa patlattım. Ama sonunda dahiyane bir plan yapmaya muvaffak oldum. Onlar
gelmeden hemen üzerimi giyinip bir CD dükkanından Takashi Miike’nin ‘Cevapsız Arama’ isimli filmini satın
aldım. Ardından Aysun’un telefonuna kendi kartımı takıp, yakın bir arkadaşımı aradım. Ona Aysun ve Nihal’in
cep telefon numaralarını vererek, ‘Akşam saat 22:00’den sonra, her 45 dakikada bir, bu numaraları aramasını,
kaba değil ama ürkütücü kelimeler kullanarak, telefona çıkanları korkutmasını…’ tembihledim. Geriye bir tek
seksi dullar’ın eve gelmelerini beklemek kalıyordu.
Aysun ve Nihal akşam 20:00 gibi geldiler. Hemen yanıma gelip halimi hatırımı sorduktan sonra, ‘Duş alıp,
yemek hazırlayacaklarını’ söylediler. Beni de salonda bir kanepeye alarak, “Televizyon seyredersin…” dediler.
“Sizde VCD Player varmı?” diye sorduğumda “Evet, var.” cevabını alınca, derin bir oh çektim. Onların duş
almaları, yemek hazırlamaları ve yemek yememizin ardından saat 21:30 olmuştu. Elimi çabuk tutmalıyım diye
düşündüm ve hanımlara ‘Bu gün evde çok bunaldığımı, biraz evin bahçesine çıktığımı, seyyar bir VCD satıcısı
gördüğümü ve seyretmek için bir film satın aldığımı, ama sonra birlikte seyrederiz diye vazgeçip akşamı
beklediğimi’ söyledim.
Bunun üzerine Aysun elimdeki filmi alıp VCD Player’e taktı. Arkadaşım her an telefonlardan birini
arayabileceği için filmin başındaki reklamları seyredecek vakit yoktu. Hemen kalkıp VCD’yi ileri sardım ve
film başladı. Daha önce filmi seyrettiğim için, filme değil, hanımların filme verdiği tepkilere dikkat ediyordum.
İkiside tam filmin etkisine girmişlerdi ki Nihal’in telefonu çaldı. Telefonda neler konuşulduğunu bilmiyordum
ama Nihal’in yüzü şekilden şekle giriyordu. Ben ‘Neler olduğunu, neden endişelendiğini…’ sorunca, “Sapığın
biridir mutlaka, önemli değil!” diye cevap verdi ve tekrar filme geri döndük.
Yarım saat sonra bu kezde Aysun’un telefonu çaldı. Aynı endişe ve korkuyu Aysun’un yüzünde de görünce,
planımın iyi işlediğini anlamıştım. Aysun ve Nihal’e ‘Telefonlarını kapatmalarını’ söylediğimde, ‘Bütün eş dost
akraba ve iş bağlantılarının bu telefonların ucunda olduğunu, kapatamayacaklarını’ söylediklerinde, bende
yangına körükle gidip “Haklısınız, her şey olabilir, dünya ile bağlantıyı kesmemek gerek…” deyiverdim. Film
bittiğinde saat 24:00 civarıydı ve sexy dullar’ın yüzlerindeki endişeyide görebiliyordum. Sabah yine işe gitmeleri
gerektiği için, fazla sohbet edemeden, ikisi de yatmak istediklerini söyleyip odalarına gittiler.
Tabi bu arada telefonlara gelen çağrılar devam ediyordu. Ardından ben de odama çekilip üzerimde ne var ne
yok çıkartarak, çırılçıplak yatağıma yatıp olacakları beklemeye başladım. Aradan 45 dakika geçmişti ki,
Aysun ve Nihal birlikte odamın kapısını çaldılar. ‘Telefonların devam ettiğini, ikisininde ayrı odaları olduğunu,
önce birlikte yatmaya karar verdiklerini ama yinede korktuklarını, bu yüzden odama geldiklerini’
söylediklerinde neredeyse sevinçten uçacaktım. Onlara ‘Bu gece aynı odada kalabileceğimizi, ben varken
hiçbirşeyden korkmamalarını’ iyice empoze ederken, odada başka yatacak yer olmadığı için ikisinide yatağa
davet edip, ‘Bu gece yanımda emniyetle yatabileceklerini, çekinmelerine gerek olmadığını’ söyledim.
İki kadın, benim çıplak olduğumu fark etmeden, geldiler ve iki yanıma yattılar. Biraz sohbetten sonra ikisi de
bana arkasını dönüp uyumaya koyuldu. Ama kıpırdanmalarından uyumakta zorlandıklarını anlayabiliyordum.
Bana ilk yüzünü dönen Aysun oldu. Bende ona yüzümü döndüğümde, nefeslerimiz birbirine karışacak kadar
yakınlaşmış, loş ışıkta birbirimizin gözlerine bakıyorduk.
Bir süre bu şekilde bakıştıktan sonra, ben yorganın altından yavaşca Aysunun elini tutup önce göğsüme
koydum. Oradan yavaş yavaş aşağıya sikime doğru götürdüm. Demir gibi olmuş dimdik sikime eli değince
biraz tedirgin olup geri çekmek istedi. Elini bileğinden kuvvetlice tuttuğum için kurtulamadı ve daha fazla
direnmedi. Minicik, yumuşak elini taşaklarıma kadar indirdim. O’da daha fazla dayanamamış olacak ki,
kendini koyverdi ve hırsla taşaklarımı avuçlamaya, sikimi sıvazlamaya başladı. Kocaman olmuş yarağımın
ucundan sızan zevk sıvılarının Aysun’un eline bulaştığını hissedebiliyordum.
Sikimin okşanması beni deliye çevirmişti. Hemen Aysun’un güzel dudaklarına yumulup derin Fransız
öpücükleri kondurmaya başladım. Azgınlar gibi öpüşürken bir yandan da iri memelerini avuçluyor, ucunu
parmaklarımla sertleştiriyordum. Diğer tarafımızda Nihal hiçbirşey olmamış gibi bize arkasını dönmüş
yatıyordu. Ama onunda uyanık olduğundan emindim. Aysun’un dudaklarından yavaş yavaş boynuna, oradan
iri memelerine inip yalamaya başladım. Memelerinin misket gibi olmuş tatlı uçlarını akide şekeri gibi ağzımda
eritiyor onu zevkten inletiyor ve kıvrandırıyordum.
Yavaşca daha aşağılara… göbeğine, oradan tatlı amına indim. Aysun’un balkutusu zevk sıvılarıyla sırılsıklam
olmuş, alev alev yanıyordu. Daha fazla engel olmaması için kalçalarına kadar indirdiğim mis kokulu külotunu,
bir hamlede hoyratça çekip en ince yerinden koparttım. Artık Aysun’un kadın kokan tatlı amcığı ve çiçek gibi
göt deliği dilime amade idi. Dilimi bir amına bir götüne sokuyordum, ağzıma burnuma Aysun’un zevk sıvıları
bulaşıyordu, bende onları zevkle yutuyordum.
Ben Aysun’un amını götünü dillerken, yanıbaşımda arkası bize dönük yatan Nihal’in sol kolunun ritmik
hareketler yaptığını fark ettim. Tam olarak, yorganın altında ne yaptığını göremiyordum ama tahminim
doğruysa harika olacaktı. Aysun’un zevkten vıcık vıcık olmuş amını yalarken, sanki yanlışlıkla olmuş gibi, elimi
Nihal’in ön tarafına doğru kaydırdığımda, elinin eşofmanının içinde olduğunu, O’nun da gizlice amını
parmakladığını fark ettim. Dilimi Aysun’un amından çekerek, Nihal’i nazikçe sırtüstü çevirip bir hamlede
eşofmanıyla birlikte külotunu aşağı indirdim ve O’nun da zevkten sırılsıklam olmuş amını yalamaya başladım.
Bir yandan parmağımla Aysun’un göt deliğine masaj yapıyor, bir yandan da Nihal’in buram buram sex kokan
tatlı amını dilimle mest ediyordum…
İki azgın dul’un uzun zamandır yarağa hasret kaldıkları her hallerinden belliydi. İkisi de zevkten deliye dönmüş,
tatlı tatlı inliyor, kalın ve damarlı yarağımı amlarına bir an önce sokmam için telepatik olarak yalvarıyorlardı.
Sikimin tadına ilk Aysun’a baktırmaya karar vererek, Nihali bırakıp Aysun’un bacak arasına geçtim. Kazık gibi
olmuş kocaman sikimi amının dudakları arasında biraz gezdirdikten sonra sırılsıklam amcığına birden
kökledim. Aysun’un derin bir “Ohhh…” çekip başını geriye atmasıyla beni belimden sıkıca yakalaması bir oldu.
Yarağımı her kökleyişimde “Nihayet… nihayet…” diye çığlıklar atıyor, ateş gibi amcığıyla, koca sikimi, boşluk
bırakmadan kavrıyordu.
Bu arada Nihal dizlerinin üzerinde doğrulmuş, ben Aysunu sikerken, O’da boynumu ve kulağımı yalıyor, tatlı
nefesiyle beni deliye çeviriyordu.
Az sonra Aysun sikimin altında sarsıla sarsıla boşalırken, “Kocammm… canım kocacığımmm…” diye, yüksek
sesle çığlıklar atıyor, sanki sikimi amının içinde kırıp oradan hiç çıkarmak istemiyorcasına sert hareketler
yapıyordu. Nihayet orgazm olup sakinleştiğini fark edince, zevk sıvılarına bulanmış sikimi Aysunun amından
çekip, Nihal’i saçlarından tutarak yarağıma doğru yaklaştırdım. Nihal yarağımı sanki yüksek devirli bir elektrik
süpürgesi gibi emiyor, ağzına her sokuşunda sanki içimden bir şeyler kopuyormuş hissi veriyordu…
Azgın dul Nihal’i yaraktan daha fazla mahrum etmeye hakkım olmadığını düşünüp, arkasını çevirip domalttım.
Amının zevkten kabarmış dudakları, arkasından taşak gibi çıkmış, içine girmesi için adeta sikime yalvarıyordu.
Karşımdaki arzulu ve sikilmeye hazır amcığı daha fazla bekletmedim. Zevkten kazık gibi dikelip, kafası kadın
yumruğu gibi kocaman olmuş yarağımı Nihal’in uzun zamandır yarak girmeyen amına dayayıp, taşaklarıma
kadar kökledim. Nihal zevkten adeta kudurmuş, ben amına kökledikçe kafasını sağa sola sallıyor, bir eliyle de
aşağıdan taşaklarımı avuçlamış canımı acıtıyordu. Az sonra Nihal de kalın yarağımın verdiği sonsuz hazza
boyun eğip çığlıklar atarak boşalıp rahatladı…
Ama benim azman, azgın dullar’ı sikmeye doymuyordu. Bu kez Nihal’i bırakıp tekrar Aysun’a döndüm. O’nu
yüzükoyun yatırıp göbeğinin altına iki tane de yastık koyarak poposunu yükseltince, kara incisi bütün
ihtişamıyla hizmetime girdi. Hemen eğilip misler gibi göt deliğini dilimle yumuşatıp yarağıma hazırlamaya
başladım. Göt deliğinin iyice yumuşayıp kendini bıraktığından emin olduktan sonra, hala sikmeye doymayan
yarağımı muhteşem kara incisine dayayıp yavaşca kafasını içeri soktum… Azgın dul, sikimi götünden çıkarmam
için yalvarıyor, acıyla karışık zevk çığlıkları atıyordu. O’nun çığlıklarına aldırmayıp sikimi köküne kadar götüne
soktum. Gidip geldikçe deliğini kasmayı bırakıp, kızışmış azgın bir kısrak gibi altımda dans etmeye başladı…
Ben Aysun’un götünü sikerken Nihal de boş durmuyordu. Arkama geçmiş popomu yalıyor, küçük ısırıklar
atarak beni kudurtuyordu. Anladım ki daha yarağa doymamıştı esmer güzeli azgın dul. Bir yandan Aysun’un
daracık götünü sikerken bir yandan elimi arkaya atıp Nihal’in kısa saçlarını yakaladım ve kendime çekip alev
gibi yanan dolgun dudaklarını emmeye başladım. Sonra bacakları arasına Aysun’un sırtı gelecek şekilde,
önümde domaltıp, O’nun da göt deliğini doya doya yalamaya, sikim için ideal duruma getirmeye başladım. Göt
deliğine her darbe atışımda poposunu yüzüme daha çok bastırıyor, amından sızan zevk sıvılarını çeneme
bulaştırıyordu. Ben de zaman zaman dilimi götünden çekip salgıladığı sıvıları zevkle yalayıp yutuyordum.
Aysun’un orgazm olduğunu, artık poposunu altımda yılan gibi kıvrandırmamasından anladım. Ve sikimi, vantuz
gibi kavrayan sıcak götünden çekip, onun sırtında bana domalmış duran Nihal’in götüne dayadım. Yarağımı,
Nihal’in daracık ama istekli götüne, yavaş yavaş sokarken, Aysun gibi çıkarmam için yalvarmıyor, aksine daha
da köklemem için poposunu sikime doğru bastırıyordu. Nihal’in güzel götünü Aysun’un sırtında yarım saat
kadar siktikten sonra, artık takatımın kalmadığını, döllerimin dışarı çıkmak için sikimin sınırlarını zorladığını
hissedince, kendimi orgazm olmaya şartlandırdım.
Nihalin sıcacık ve dar götünü biraz daha siktikten sonra, sikimi çıkarıp, Nihal’i ve Aysun’u yan yana sırtüstü
yatırarak, ben de üzerlerinde ayağa kalktım. Patlamak üzere olan sikimi birkaç saniye elimle sıvazladıktan
sonra yarağımın kafasını, yan yana yatan Aysun ve Nihal’in yüzüne doğru eğerek şiddetle boşaldım.
Spermlerim sikimin ucundan öyle tazyikli ve bol çıkıyorlardı ki, döllerimi azgın dullar’ın yüzüne itfaiye
hortumuyla fışkırtır gibi fışkırtıyordum… Onlar da zevkle döllerimi yalayıp yutuyor, şifalı bir iksir gibi elleriyle
memelerine ve yüzlerine sürüyorlardı…
Birlikte yaşadığımız bu mükemmel hazzın ardından, azgın dullar’ın ortalarına uzanıp, iki koluma da onları
yatırdım. Bir yandan saçlarını öpüp kokluyor, bir yandan da en baştan beri planladığım muzipliklerimi
anlatıyordum. Her ikisinden de tek kelime tepki almayınca bu maceranın onların da çok hoşuna gittiğini
sezinleyerek rahat bir nefes alıp rahatladım. Azgın dullar’ın beni affettiklerinin en bariz ispatı da, ertesi gün
ikisinin de işe gitmeyip seks partimize kaldığımız yerden devam etmemizdi

İstanbul Fatih semtinde bir apartmana taşındık. Oturanların hepsi tutucu aileler. Bazıları çarşaflı, bazıları
türbanlı. Karım açık giyinir ama fazlada açık olmayı sevmez. Apartmana taşınalı bir ay geçmesine rağmen
hiçbir komşu hoşgeldine gelmediler. Erkekler bana, kapalı kadınlarda karıma selam vermiyorlardı. Bizi
dışlamışlardı. Komşular hoşgeldine gelmeyince, karım kek pasta falan pişirmiş, onları çaya davet etmiş, ama
kimse gelmemiş. Akşam karımın gözlerinden yaşlar akarak bana şikayet etti ve “Buradan taşınalım!” dedi. Ne
olduğunu sorduğumda, komşular (Biz açık bir kadının pişirdiklerini yemeyiz!) demişler.
Benim de canım çok sıkıldı, fakat, “Taşınmayıp sabredelim, nasıl olsa bir aileyle bir gün samimiyet kurarız.”
dedim. Ama 1 yıl kimseyle konuşamadan apartmanda oturduk. Birgün karşı komşumuz çarşaflı Menekşe
hanımla apartman girişinde karşılaştım. Elinde çok büyük bir karton kutu vardı, taşımakta zorlanıyordu. Başını
öne eğerek bana, “Komşu, yardım edermisin?” dedi. Ben de, “Hayhay efendim!” dedim ve elinden aldım,
yukarıya kadar taşıdım. Karton gerçekten çok ağırdı, içinde Çelik Tencere takımı varmış. Kapısının önüne
kadar götürüp bıraktım. Menekşe hanımın sadece gözleri görünüyordu ve gözleri gülerek bana teşekkür etti.
Birkaç gün sonra Menekşeyle tekrar kapıda karşılaştık. Bana selam verdi, gözleri yine gülüyordu. Bu sefer
gözlerine dikkatli bakınca çok güzel olduğunu fark ettim. O da benim gözlerime derin derin baktı ve “Komşu,
kocam sizinle tanışıp bir çay içmek ister, bize gelirmisin?” dedi. Ben, karımın bir aylığına annesine gittiğini,
evde yalnız olduğumu söyleyip, “Karım gelince beraber ziyaret edelim.” dedim. O da, “Siz yalnız gelseniz de
olur…” dedi. “Hayhay! Geleyim ozaman.” dedim.
Akşam yemeğinden sonra kapılarını çaldım. Menekşe açtı ve buyur etti. Beni oturma odasına aldı. Kocası
yatakta uzanıyordu, beni görünce yarım oturdu ve “Komşu hoşgeldin, kusura bakma, ben biraz rahatsızım,
ayağa kalkamıyorum.” dedi. Ben, “Önemli değil.” dedim. Kısaca tanıştık ve karısına yardımım için çok
teşekkür etti. Kocası tutucuydu, ama neşeli bir adamdı, kısa zamanda muhabbete başladık. Altı ay önce trafik
kazası geçirmiş ve belinden aşağısı felç olmuştu, her şeyiyle karısı ilgileniyordu.
Menekşe hanım çaylarımızı getirdi, çarşafını çıkarmadan odaya oturdu. Üçümüz biraz daha konuştuk ve
erkenden ayrıldım. Menekşe hanım kapıdan uğurlarken ona, “Bir ihtiyacınız olduğunda söylemeniz yeterlidir,
elimden geleni yaparım.” dedim. Güzel gözleriyle gülerek teşekkür etti.
Menekşenin gözlerini unutamıyordum. Çok güzeldi. Uyurken dahi hayal kurmaya başlamıştım, Menekşenin
gözlerine bakarak onu öptüğümü düşünerek uyuyordum.
Bir akşam geç vakitte kapım çaldı, hemen açtım. Karşımda Menekşe duruyordu. Gözleri bu sefer daha da
güzeldi, çünkü gözkapaklarını pembe ile renklendirmişti. Çarşafının yüz kısmını açarak, “Mesut bey, size bir
tabak börek getirdim, alırsanız memnun olurum.” dedi. İlk defa yüzünü tam görmüştüm ve içimden (Aman
Tanrım!) dedim. Parlak kırmızı rujlu dudakları, bembeyaz inci gibi dişleriyle, karşımda sanki bir manken vardı.
Ne diyeceğimi bilemeden dondum kaldım. Menekşe benim şoka girdiğimi görünce tabağı elime tutuşturdu.
Elini elime hafifçe değdirince kalbim duracak gibi oldu. “Menekşe hanım zahmet etmişsiniz, teşekkür ederim,
tabağınızı boşaltıp hemen getiriyorum, biraz bekleyin lütfen.” dedim.
Hiç beklemedim bir cevap verdi, “Mesut bey müsadeniz olursa ben boşaltayım.” dedi. Hemen kapıdan
çekilerek, “Buyurun.” dedim. Kapıyı kendisi örttü ve mutfağa girdi, ben de arkasından gittim. Bir melek gibi
süzülerek yürüyordu. Çarşafının altında uzun topuklu ayakkabı vardı. Çarşafını biraz yukarı çekmiş,
ayakkabısının ve ince siyah çorabının güzelliği ortaya çıkmıştı. Tabağı masaya koydu. Ben korkarak
sandalyeyi çektim, “İsterseniz biraz oturun.” dedim. Hemen oturdu, ben de karşısına oturdum. “Kocanız
nasıl?” dedim. Gözleri bir an sulandı ve “Çok kötü Mesut bey, çok ağır ilaçlar kullanıyor ve sürekli uyuyor,
biraz önce yine uyudu, sabaha kadar top atsan uyanmaz artık!” dedi. Canının çok sıkıldığını ve biraz
dertleşmek istediğini söyledi. Karımın olmadığını bildiği halde çarşaflı şuh bir hanımla evde yalnızdım ve şeytan
(Tamam oğlum köşeyi döndün!) diyordu.
Menekşe biraz havadan sudan anlattı ve esas konuya girdi. Kocasının belinden aşağısıyla birlikte erkeklik
organı da işlev görmüyormuş ve iyileşmesi yıllar alacakmış. Menekşe hanım benden ilk defa yardım istediğinde
gözlerindeki gülümsemeyi anımsadım, ilk mesajını ta o zaman vermişti. Genç ve güzel kadın 6 aydan beri bir
erkeğe açtı. Aklımdan bunlar geçerken, Menekşe hanım gözlerime bakarak, “Mesut bey ben çok özledim…”
dedi. Anladığım halde, “Neyi?” diye sordum. “Biliyorsun… Bir kadın en çok neyi özlüyorsa onu…” dedi ve
gözleriyle (Beni sik!) diye yalvarırcasına bakmaya başladı.
Ben de neredeyse 1 aydan beri karım olmadığından iyice sekse susamıştım. Yavaşça Menekşenin
yanaklarından tuttum ve rujlu dudaklarını emmeye başladım. Belime sarılarak amını sertleşen yarağıma dayadı
ve dilini ağzıma soktu. Dilini ısırdım, o da benim dilimi emdi ve ısırdı. Çarşafının üstünden poposuna yapıştım,
altında külot yoktu ve ipek çarşafın yumuşaklığıyla poposunun sertliği beni çıldırtmaya yetmişi. Gözlerine
bakarak, “Siz evdeyken makyaj yaparmısınız?” dedim. “Hayır, ilk defa bugün kocam uyuduktan sonra gizlice
yaptım.” dedi. “Neden?” dedim. “Seni çıldırtmak ve kendimi siktirtmek için!” dedi. Çarşafını bir hamlede
üzerinden çıkardım…
Memeleri çok güzel ve dimdikti. Siyah külotlu çorap giymişti. Ben külotlu çorap fetişiydim, onu öyle görünce
yarağım biraz daha büyüdü ve kazık gibi oldu. Rujlu dudaklarıyla yarağımı yalamaya emmeye başladı. Ben de
çorabının üzerinden amını yalamaya, öpmeye ısırmaya başladım. İkimiz de çıldırmıştık. Çorabının önünü yırttım
ve dilimle içini yaladım. Başımdan tutarak kendine çekti, “Sik artık beni, dayanamıyorum, tam 6 aydan beri
amıma yarak girmedi, sok artık, sok!” diye bağırdı. Siyah başörtüsüyle altımda sikilmeye hazır bir karı vardı.
Ağzımla ağzına yapıştım. Nefes alamıyordu ama dilimi ısırıyor ve eliyle tuttuğu yarağımı amına sokmaya
çalışıyordu. Amı vıcık vıcık ıslanmış köpürmüştü. Çok dar ve küçük bir amı vardı. Benim yarak ise hayli
büyüktü, girerken zorlayacağı belliydi.
Menekşeye “Benim yarak biraz büyük galiba, sokarken acıtabilirim, kusura bakma.” dedim. “Evet Mesut bey,
yarağınız çok büyük, kocamınkinin iki katı, sokun artık!” dedi. Birden ve de çok hızlı sokmalıydım altımdan
kaçmasın diye. Bağırmamasını söyledim ve ağzımı ağzına iyice bastırdım, ki çığlık atarsa duyulmasın diye.
Yarağımı amına en son hızımla soktum, Menekşenin çığlığı ağzımın içinde boğuldu ve gözlerinden yaş geldi.
Altımdan kaçmaya çalışıyor fakat yaraktan kurtulamıyordu. Yavaşça çektim yavaşça soktum ve ağzını serbest
bıraktım. Zevkten inlemeye başladı ve yüzlerce kez (Sik beni!) diye yalvardı.
15-20 dakika yavaş yavaş siktim ve Menekşe 2 kez orgazm oldu, elleri yana düştü. Birkaç kez dölüm
gelmeden beklemiş ve geciktirmiştim. Birkaç kez geciktirince benim yarak küser ve dölü fışkırtmazdı. Kendi
karımı da bu yöntemle en az bir saat sikerdim. Karım da (Ne olur boşal artık amım felç oldu!) diye yalvarırdı.
Menekşe de aynı karım gibi başladı, gözlerime bakarak, “Hadi boşal artık, fışkırt dölünü, doldur içimi,
korkma korunuyorum!” dedi. Ben de dölümün ancak bir saat daha amını sikersem veya götüne sokarsam
fışkıracağını söyledim. “Tamam, nasıl olsa orospu olduk, götümü de sik ki tam orospu olayım!” dedi ve
arkasını dönüp domaldı…
Menekşenin götüne hiç yarak girmediği belliydi. Amından akan sularla göt deliğini yarağımla yağladım. Sonra
yarağımın başını göt deliğine dayayıp yavaş yavaş soktum. Bağırmasını ve kaçmasını bekliyordum, ama öyle
olmadı. Başı girince, “Acımıyor mu?” diye sordum. “Acıyor, ama aldığım zevk daha fazla, yavaş yavaş sok
canım!” dedi. Götünün o dar deliğine yavaş yavaş gitgeller yaparak giriyordum. 5 dakika içinde delik iyice
genişledi ve dibine kadar gömünce Menekşe derin bir zevk çığlığı attı. Artık hızlı hızlı sokup çıkarıyordum. 5-6
dakika kadar daha götünü siktim, dölüm gelmek üzereydi. Dölüm tam fışkırmak üzereyken götünden çekip
amına gömdüm ve boşalttım. Yarağımı amından çıkarmadan bir süre arkasına abanmış halde kaldım. Sonra
amından çıkıp bunu sırtüstü yatırdım ve dudaklarına yapıştım. 10 dakika öpüştük. Menekşe aniden kalktı
giyindi ve hiçbir şey söylemeden kaçtı gitti.
Ertesi akşam eve gelirken Menekşeyi tekrar sikmeyi hayal ediyordum. Ama birdaha uğramadı. Birkaç gün
sonra da (ben işteyken) taşınmışlar. Kapıcıya nereye taşındıklarını sordum, bilmiyordu. Birdaha da Menekşeyi
bulamadım.

Adım Nesli. 37 yaşında, 1.65 boy, 58 kilo, kumral, kocamın zoruyla kapalı giyinen, sexy bir kadınım.
Kocamla monoton bir evlilik yaşıyordum ve mutsuzdum. Ehliyet kursuna gitmeye karar vermiştim, kocamı
zorlada olsa ikna ettim ve kursa başladım. Kursum akşam olduğu için bazen beni kocam bırakıp alıyordu,
bazende yalnız gidip geliyordum. Kursun ilerleyen günlerinde sınıfta yanımda oturan Alirıza ile aramızda
duygusal bir bağ oluşmuştu. Önceleri aramızda kaçamak bakışmalarla başlayan bu macera daha sonra aşka
dönüştü. Alirıza da bende evliydik, ama ikimizde mutsuzduk.
Bir akşam arkadaşından emanet aldığı bir arabayla geldi. Kursu asıp, biraz araba ile dolaşmaya çıktık. Derken
tenha bir yerde durduk. Alirıza beni çok sevdiğini ve arzuladığını söyleyip bacaklarımı göğüslerimi okşuyor, bir
yandan da ateşli bir şekilde öpüşüyorduk. Ben hem Alirızayı istiyordum, hemde kendime engel olmaya
çalışıyordum. Ama daha fazla dayanamadım ve Alirızaya karşılık vermeye başladım. Pantolonunun üstünden
kalkmış yarrağını sıkıca kavradım, dudaklarını, boynunu öpüyordum. Rahat etmek için arka koltuğa
geçtiğimizde Alirıza de yavaş yavaş eteğimi kaldırıp külotumun kenarından elini sokup amcığımı
parmaklıyordu. Offf! Bunu yapması beni çıldırtıyordu, onun o kocaman yarrağını bir an önce içimde
istiyordum…
Alirıza gömleğimin düğmelerini açtı, sütyenimi sıyırıp göğüs uçlarımı dişleyerek emiyor, bir yandan da külotumu
çıkarmaya çalışıyordu. Bende onun fermuarını açtım ve kocaman damarlı yarrağını çıkarıp yumuldum,
dillemeye ve yalamaya başladım. Ağzıma zor aldığım yarrağını daracık amcığıma nasıl alırım diye düşünürken,
Alirıza ilk postayı böğürerek ağzıma boşalmıştı. Döllerini son damlasına kadar yuttum. Okadar güzeldi ki tadı,
yalamaya doymamıştım. Tekrar öpüşmeye başladığımızda, bir yandan da sönmüş yarağını okşuyordum. Bir
süre sonra yarağı yeniden eski sertliğine kavuştuğunda Alirıza, “Seni sikmek istiyorum Nesli, benim olmanı
istiyorum!” dedi. “Ben de seninle sikişmek istiyorum, sikkk beni aşkım!” dedim ve tekrar yarrağını ağzıma
aldım ve yaladım. Gırtlağıma kadar köklüyordu ve “Off aşkımmm senin o amcığını sikip parçalıyacam, benim
olacaksın, tüm döllerimi akıtacam dolduracam amcığını!” diyordu.
Bu şekilde sözleri beni daha da çıldırtıyor, ben de ona, “Sik aşkımmm, sikkk beni, parçala amımı, bu am
senin, doldur, tüm deliklerim sana feda olsun!” diyordum. Beni arka koltuğa uzatıp kendi tarafındaki kapıyı
açtı ve yere indi, sonra da ayaklarımdan başlayıp yalayarak amıma kadar çıktı. Dilini amıma sokup çıkartıyor,
klitorisimi emiyordu. Off! Zevkten deliye dönmüştüm, amım su gibi olmuştu. Dayanamıyordum, “Sokkk artık!
Sikkk beni!” diye bağırmamla, Alirıza kocaman yarrağını amıma kökledi. “Ohhh Neslim! Kadınımmm!”
diyerek yarım saate yakın git gel yapıp, sonunda, “Geliyorummmmm!” diye böğürdü. Amcığıma tüm sıcaklığını
akıtırken, ben de, “Ohhh aşkımmm, erkeğimm, sikicimmm!” diye çığlık çığlığa, onunla aynı anda boşaldım.
Birer sigara içtik ve beni eve bıraktı. Artık her fırsatta buluşup sikişiyoruz. Onu çok seviyorum, o da beni
seviyor. Eşlerimizden boşanıp birbirimizle evlenmeyi düşünüyoruz.
Herkese bol sikişli günler diliyorum, byee.

Ben Sedat. 46 yaşındayım. Kumral uzun boylu yakışıklı biriyim. Eşimse 42 yaşında bembeyaz tenli harika
vücutlu biri. İyi bir işim var, gelir düzeyim de oldukça yüksek. Oğlumuz ilköğretimi bitirince onu yurtdışında
okutmaya karar verdik. Uzun arayışlardan sonra İngilterede bir okula yerleştirdik. Eşimle hiçbir sorunumuz
yok. Birbirimizi de deliler gibi seviyoruz. Yatakta da sınır tanımayız. Her şeyi deneyebiliyoruz. Oğlum
yurtdışına gittikten sonra evde yalnız olduğumuz için cinsel hayatımız daha da renklendi. Fakat eşimin çocukluk
arkadaşı Sibelin tayini İstanbula çıkıp gelince hayatımız biraz değişti. Sibel kısa boylu, minyon tipli, çok hoş bir
kız. Mimar olarak çalışıyor. Ona bize yakın bir ev tuttuk. Evini taşıdı, oldukça sempatik bir ev olmuştu. Eşimle
de çok iyi anlaşıyorlardı. Sık sık bize geliyor, biz de ona gidiyorduk. Oldukça güzel bir kız olmasına rağmen
daha evlenmemişti. Konuşmalarımızda hep ona evlenmesini falan tavsiye ediyorduk. O da, “Buldukta mı
evlenmedik?” diye geçiştiriyordu. Aramızda teklif yoktu. Ama ben ona cinsel açıdan hiç bakmıyordum.
Aslında buna da ihtiyacım yoktu. Çünkü harika bir karım vardı ve her türlü ilişkiyi deniyorduk.
Bir gece eşimle birlikte dışarıda yemekteydik. Ama eşim o gece çok farklıydı. Sanki vücudu elbisesinin
dokunuşundan bile tahrik oluyordu. “Geç kalmayalım, eve gitmek istiyorum!” dedi. Saat 23 gibi kalktık. Daha
yolda sarkmaya başlamıştı. Eve zor girdik, antrede öpüşmeye başladık, yatakta devam ettik. Harika olmuştu
her zamanki gibi. Göğsümde yatarken konuşmaya başladık. İlk geceyi, gerdek gecemizi unutamadığını söyledi.
Karım benimle evlenmeden önce hiç erkek arkadaşı olmamış, eline erkek eli değmemişti. Cinsel bilgisi sadece
arkadaşlarının anlattığı kadarmış, düğün günü yaklaştıkça içindeki korku büyüyormuş. Düğün gecesinin
heyecanı ve korku hepsi birbirine karışmış, ben hiç hissetmemiştim. Ama benim anlayışımla eşimin ilk gece
korkularını yenmiş ve düşündüğünün aksine sexten zevk almış, nasıl girecek, nasıl patlayacak korkusunu
atmıştı üzerinden.
Eşim gerçektende o gece çok heyecanlıydı. Düğün gecesi balayı otelimizdeki süitte ben sanki o gece gerdek
gecesi değil de özel bir buluşmaymış gibi davranmıştım. Eşimi sikmek isteğimi belli etmemiştim. Konuştuk
gülüştük, sonra yatağa girdik sarıldık, sabaha kadar öyle devam etti. Ertesi gün öğleden sonra bozmuştum
eşimin kızlığını. O da kendi isteğiyle olmuştu ve bir nevi ben onu değilde, kendi bozmuştu kendini. Ben sırt üstü
yatmıştım, o da üzerime oturup amını sikime sürtüyordu. Daha sonra sikimin başını amına yerleştirdi ve çok
zevklendiği bir anda kendini bıraktı. Sikim önce kızlığına dayandı. Bir hamle daha yaparak tamamını içine aldı.
Sikimin kenarından ince bir kan sızıntısı oldu. Ve sonrasında ilk orgazmını yaşadı.
Yıllar sonra bunun için tekrar teşekkür etti bana, ama benden o geceyi bir kez daha yaşatmamı istiyordu. Ben
de, “Nasıl olacak?” dedim. “Ben planlarım, sen kendini bana bırak!” dedi. Yeniden sevişmeye başladık, ikimiz
de daha coşkulu orgazm olduk. Ertesi gün eşim bir otelin balayı suitini tutmuş hafta sonu için. Anlatmaya
başladı: “Çarşambadan itibaren bana dokunmayacaksın. Cumartesi günü ikimiz ayrı ayrı otele gideceğiz.
Birbirimizi hiç tanımıyormuş gibi davranacağız. Ben odaya yerleşeceğim. Seninle havuzda karşılaşacağız, orada
tanışacağız. Daha sonra neler olacağını sen halledeceksin. Beni ilk kez tanıştığın biriymiş gibi tavlayıp
sevişmeye ikna edeceksin!” dedi. “Tamam!” dedim, ama Çarşambadan Cumartesiye dokunmamak hoşuma
gitmemişti. Ne yapalım katlanacaktık. Salı gecesi harika bir seks yaşadık ve perhize başladık. Gerçekten
Cuma gününe kadar gerekli olmadıkça konuşmadı benimle ve ayrı yattık.
Cuma günü işime gittim. Saat 13 gibi telefonum çaldı, arayan eşimdi. Annesi hastalanmış, gitmesi
gerekiyormuş. Üzüldüm, ama bütün plan da bozulmuştu. Ve ben 3-4 gün daha perhize devam edecektim.
Uçak biletini almış, Otelin rezervasyonunu gelecek haftaya ertelemiş. Uçağı saat 18 de kalkacakmış. Ne
yapalım, tüm düşüncelerimiz haftaya kalmıştı. Saat 16 gibi işten çıktım, evden eşimi alıp hava alanına
götürdüm. Yolcu ettim ve hava alanından çıktım. Evde yemek yoktu, dışarıda yemek yiyip eve gidip
dinlenmek istedim. Yoldayken telefonum çaldı. Arayan Sibeldi. Eşimin ona telefonda annesinin hastalandığını
söylediğini, geçmiş olsun dileklerini iletti. “Evde yemek yoktur şimdi, istersen bana gel, yemeğim var birlikte
yeriz!” dedi. Ben de olur dedim. Evinin önüne gelinceye kadar saat 20 olmuştu. Güzel bir sofra hazırlamış,
balık yapmış. Yemeğe başladık. “Balık Rakısız olmaz!” dedi, hadi Rakı ile devam ettik. Çok güzel
geçiyordu…
Eşim aradı. Ulaşmış, annesinin ciddi bir şeyi yokmuş, ama yine de gittiği iyi olmuş. Ne yediğimi sordu. Ben de,
“Sibelde Balık Rakı yapıyoruz!” dedim. “Sibeli verir misin?” dedi. Sibel telefonumun hoparlörünü açtı. Eşim,
“Kız kocama iyi bak, aç bırakma, sana emanet, sakın çapkınlık falan yapmaya kalkmasın!” dedi, gülüştük.
Telefonu kapattık. Yemek faslı bitince Sibel, “Ben sofrayı toplayayım!” dedi. Birlikte topladık. Masayı
temizledik. Meyve getirdi, koltuklara geçtik. Birer duble daha Rakı koydu. Onu da bitirdik. Yeniden
tazeledik. Çakır keyf olmuştuk ikimiz de. Bir ara mutfağa gitti, dönerken bileği burkuldu ve elindeki çerez
tabağı yere düşüp kırıldı. Dizlerinin üzerine kapaklandı. Hemen fırladım kaldırdım, kanepeye yatırdım. Ayak
bileğini ovuyordu. Sanırım zedelenmişti. Tabağı, dökülenleri topladım. “Hadi seni yatağına götüreyim!” dedim.
Kolunu boynuma doladı belinden tutup götürdüm. Yatağa uzattım. Bileğine baktım, bir şeyi yok gibiydi, ama
yine de ağrıdığını söyledi…
Ben biraz ovaladım iyi gelmişti. Banyoda ağrı kesici merhem olduğunu, onunla ovmamı istedi. “Tamam, ama
geceliğini giy, taytla olmaz.” dedim. “Tamam.” dedi. Banyoya gittim Pomatı aldım biraz oyalandım,
döndüğümde kapıyı tıklattım, “Giyindin mi?” dedim. “Evet, gelebilirisin!” dedi. Kapıyı açtım, aman Tanrım,
kısacık bir gecelik ve içinde birşey yok, heryeri görünüyor, ama memeleri harika. Yinede aklıma kötü birşey
getirmedim, çünkü onu yazlıkta da bikiniyle ve bir seferinde duşta çıplak görmüştüm. Yatağın kenarına
oturdum ayağını avuçlarıma aldım, biraz okşadım. Tam elime Pomat sürecekken doğruldu, iki elimi tuttu,
“Ayağımda birşey yok…” dedi ve ağlamaya başladı. Sonra da, “Sedat abi senle konuşmak istiyorum!” dedi.
Şaşırmıştım, “Dinliyorum?” dedim. “Ben bu güne kadar evlenmedim ve elime erkek eli değmedi. Çıkan
taliplerimi de bir erkeğin bana dokunmasından, kızlığımın bozulmasından korktuğum için reddettim. Şimdi bir
erkek arkadaşım var ve benimle evlenmek istiyor. Ama ben korkudan yine red edeceğim. Kızlığımı değer
verdiğim, güvendiğim birinin bozması ve bu korkumu yenmemi sağlamasını istiyorum. Bunu da ancak sen
yaparsın, çünkü sana güveniyorum!” dediğinde daha da şaşırmıştım…
“Bak Sibel… Kızlığını sevdiğin adama vermelisin, bunda korkulacak birşey yok. Ayrıca sen eşimin
arkadaşısın, bunu benimle yapman doğru değil. Ben eşime ihanet etmek istemiyorum.” dedim. “Hayır… hayır
yapamıyorum. Bir erkeğin bana dokunması çıldırtıyor beni. Bunu ancak sen yapabilirsin. Bunu ihanet olarak
görme lütfen, ben de arkadaşımın kocasını ayartan biri değilim. Bu işi sadece tıbbi bir işlem olarak yerine getir.
Çünkü senden başka bir erkeğin bana dokunmasına dayanamıyorum!” dedi. Şok olmuştum. Kafam
karmakarışıktı. Salona geçtim bir duble Rakı koydum kendime. Karanlıkta oturuyordum. Düşünüyordum.
Nasıl yapardım böyle birşeyi, nasıl ihanet ederdim eşime, hem de en samimi arkadaşıyla. Yapmamalıydım,
ama Sibel de zor durumdaydı. En iyisi burdan gitmek diye düşünürken Sibel geldi salona, kanepeye yanıma
oturdu. Ağlıyordu. “Yapmak istemiyorsan yapma!” dedi ve bundan kesinlikle eşime bahsetmememi istedi.
Bana yakındı, kolumu boynuna doladım, başını göğsüme koydu, titriyordu…
Parmağımın ucuyla kolunu okşamaya başladım, kasıldı. “Dur, sakin ol, bu sorununu çözelim birlikte.” dedim.
Işığı yakmadan güzel bir müzik hazırladım ve onu dansa kaldırdım. Sarıldı boynuma dans ediyorduk. Sırtını
okşamaya başladım, irkildi. Ben de 3 gündür sikişmemiştim ve kollarımın arasında dipdiri bir vücut vardı.
İncecik geceliğin üzerine giydiği incecik sabahlık bir yerini örtmüyordu aslında, memelerinin ucunun sertleştiğini
hissediyordum. Uzun süre dans ettik. Bir an sırtındaki sabahlığı çıkardım, önce direndi ama sonra vazgeçti.
Sikim kalkmıştı. Göbeğine değiyordu. Geceliğini de sıyırdım. Şimdi kollarımda çırıl çıplaktı. Titriyordu
kollarımda. Kulağına eğildim minicik bir öpücük kondurdum, “Hiç sik elledin mi?” dedim. Kalbi hızlı hızlı
çarpıyordu, “Hayır, korkuyorum! Sadece bir kere seni yazlıkta duşta gördüm. Kocamandı.” dedi.
“Gel o zaman!” dedim. Yatak odasına götürdüm onu. Gardrobundan iki ipek fular çıkardım, biriyle gözlerini
bağladım. Yatağa sırt üstü yatırdım. Ben de soyundum, sikim taş gibi oluş, şaha kalkmıştı. Ama ne yazık ki
bizim ürkek ceylanı sikmek kolay olmayacaktı. Beyaz ipek fuları alnında gözlerinde gezdiriyordum irkiliyordu.
Yavaşça boynuna indim, kıpırdamaya başladı. Memelerinin etrafında dolaşmaya başladım, inliyordu. Sol
ayağını sağ ayağının üzerine koydu ve amını bacak arasında sıkmaya başladı. Bir hayli gezdirdim fuları
vücudunda. Derken göbeğine doğru indim, daha çok kasılmaya başladı, inliyordu. Kasıklarına indim. Külot
çizgisinde dolaşıyordum. Bacaklarını sıkıyor, kalçalarını kaldırıp indiriyordu. Birden ağlamaya başladı.
Kasılıyordu. Kalçalarını vurmaya başladı yatağa, hıçkıra hıçkıra orgazm oluyordu. Memeleri daha dikilmiş,
harika görünüyor, bacaklarını sıkıp bıraktıkça amından sular akıyordu. Titreyerek sarsılarak boşaldı.
Ben bir sigara yaktım. Sırt üstü yattım. Hep bu şekilde bacaklarını sıkarak masturbasyon yaptığını, bacağını
açtığında kesinlikle boşalamadığını söyledi. Gözleri kapalıydı. “Şimdi sıra sende. Sen de benim vücudumu
tanıyacaksın!” dedim. “İmkansız, dokunamam!” dedi. “Dene bir kere!” dedim. El yordamıyla fuları aramaya
başladı. “Hayır, sen parmak uçlarınla gezeceksin!” dedim. Parmak uçlarını dudaklarıma götürdü, burnuma,
kaşlarıma. Sadece yüzümde geziyordu. Nefes alışları sıklaşmıştı. Hiç müdahale etmiyordum. Yüzümde
oldukça oyalandı, nihayet boynuma indi, göğsümde geziyordu şimdi. Bir an bacağı sikime değdi, titredi,
kasıldı. Devam etti, göbeğime geldi. Şimdi kolu sikime değiyordu, taş gibi dikilmişti sikim. Aşağı indi. Sikimin
etrafında dolaştı uzun müddet. Bir türlü cesaret edip dokunamıyordu. Hiç acele etmiyordum, mutlaka merakı
galip gelecekti. Yaklaşmaya başladı, artık sikime kaçamak dokunuyordu. Harika oluyordu, içim geçiyor, sikim
hiç olmadığı kadar sertleşiyordu…
Bir an tamamını tuttu. Bir anda bırakıp gözlerini açmak istedi. Engelledim. “Hayır gözlerini açma, istemiyorsan
dokunma!” dedim. “Çok büyük, korkuyorum!” dedi. Serbest bıraktım, ürkek ceylan yine çekingen, sikimin
etrafında dolaşmaya başladı. Ama biraz daha cesaretliydi, parmağının birini sikimin ucunda dolaştırıyordu
şimdi. Memelerinin ucu sertleşmiş, kasıklarıma değiyordu. Bir anda tüm eliyle kavradı, geri çekti elini, tekrar
kavradı. Alışmıştı. Okşamaya başladı. Harikaydı, boşalmamak için zor tutuyordum kendimi. Sikimin ucuna bir
minik öpücük kondurdu, açılmıştı artık. Biraz sonra ürkek öpücük yerini müthiş bir oral sexe bırakmıştı.
Harika emiyor, sıvazlıyordu. Uffff nefisti… Artık zor tutuyordum kendimi, ama ağzına da boşalmak
istemiyordum doğrusu. Kıpırdadım yerimden. Durdu. Onu sırt üstü yatırdım. Boynundan kulak memelerinden
öpmeye başladım yeniden kıvranmaya başladı. Yavaşçacık dudaklara geldim, önce kaçırdı dudaklarını, sonra
teslim etti. Hiç öpüşmemişti bu güne kadar, acemice öpüyordu. Sonra kendini bana bıraktı. Dudaklarını
araladım. Dilim diliyle dans etmeye başladı. Artık ustalaşıyordu.
Yavaş yavaş boynundan aşağıya doğru indim. Kıvranıyordu. Memelere gelince yine kasıldı. Ama dilim
memelerinin etrafında dolaştıkça aldığı zevk arttı. Meme uçlarına dil attım, üzüm gibi şişmişti. Yavaş yavaş
göbeğine doğru indim, ayaklarını yine üst üste koydu amını sıkmaya başladı. Aşağı indim, bacaklarını hafifçe
aralamak istedim. Kastı kendini. Anlaşılan açmayacaktı. Başka formül bulmalıydım. Yüzü koyun çevirdim.
Ensesinden öpmeye başladım. Aşağıya doğru indikçe ürperiyor, kıvranıyordu. Bel çukurunda dilimle daireler
çizdim. Kalçalarını kaldırmaya başladı, bacakları hala sımsıkı kapalıydı, sıkıp gevşetiyordu. Belinin iki yanından
tutarak kalçalarını kaldırdım, başını yastığa gömdü, ama bacakları yine bitişikti. Arkadan harika görünüyordu.
Amına dilimi gömdüm, emmeye başladım. Kalçaları daha çok dikildi. Emdikçe suları akıyordu. Dilimi sokup
çıkarıyordum derinliklerine. Uzun süre devam ettim böyle. Sonra sikimi elime alıp amında gezdirmeye
başladım. Fark etmemişti. Dilliyorum sanıyordu, ama bacaklarını da açmıyordu.
Bacaklarını bacaklarımın arasına aldım. Sikimi dayadım, kıvranıyor, memelerini yastığa sürtüyor, inliyordu
şimdi. Hala dayadığım sikimi farketmemişti, dilliyorum sanıyordu. Biraz bastırdı kendini, başı girmişti. Kızlığına
dayanmıştı. İnliyordu. Hafif hafif girip çıkıyordum, sel gibi suları akıyordu. Bir anda kalçalarını geriye verdi,
sikim önce kızlığına takıldı sonra yağ gibi girdi yarıya kadar, iniltisi odayı dolduruyordu. Kıpırdamadım ben,
kendisini ileri geri oynatarak gidip geliyordu. Biraz sonra birden bastırdım, şimdi köküne kadar içindeydi.
“Ahhhh!” diye bir ses çıktı. Sikimin kenarından kan sızıyordu. Biraz durdu, ileri geri oynatmaya başladı. Artık
kendimi tutamıyordum. Fışkırmalıydım amına… Bir anda patladım. Şaşırmıştı. Kasıldı. “Çok güzel emiyorsun,
içime sıcak birşeyler akıyorrrr, harikaaaa!” diye hızlandı. O hala sikimin farkında değildi. Hızlandı, hızlandı ve
kasılmaya başladı. Titreyerek boşaldı, yığıldı yatağa, ben de üzerine yığıldım…
İpek beyaz fularla sızan kanı sildim. Görmeyeceği yere koydum. Yana devrildim. İkimiz de soluk soluğaydık.
Birer sigara yaktık. Çarşafı göğüslerine çekti. Çok farklı şeyler hissettiğni söyledi, “Çok güzel emdin beni, ama
içime fışkıran o sıcak şey neydi?” dedi. Anlaşılan sikildiğinin, o çok korktuğu kızlığının bozulduğunun farkında
değildi. Güldüm, dudaklarına bir öpücük kondurdum. Fuları aldım elime, “Artık sen kadınsın!” dedim. Şaşırdı.
Gözlerinden iki damla yaş süzüldü, “Ne yani, oldu mu şimdi?” dedi. “Evet… Bak bu kan senin kadınlığa
geçişini simgeliyor!” dedim. Öptüm, kokladım, “Hadi şimdi banyoya gir!” dedim. Kalktı yataktan, müthiş
vücuduyla banyonun yolunu tuttu. Ben de yatağa uzandım bir sigara yaktım. Hiç düşünmediğim şeyler
yaşamıştım. Eşim bilse ayrılmaya bile kalkardı…
Biraz sonra banyodan bornozla geldi, yanakları pembe pembe idi. Yaramıştı ona. Kafam karmakarışıktı.
Yataktan kalktım banyoya gittim. Sıcak su iyi gelmişti. Biraz kafamı toplamıştım. Niyetim duşumu alıp giyinip
evimin yolunu tutmaktı. Banyodan çıktım, yatak odasına geldim, külodum pantolonum toplanmış asılmıştı. Ama
Sibel yoktu. Gecenin saat 3’ü olmuştu. Seslendim. “Salondayım…” dedi. Belimde havluyla oraya yürüdüm.
Siyah bir gecelik giymiş ve ortadaki sehpanın üzerini boşaltmış, üzerine çikolata meyve çerez tabaklarını
yerleştirmiş, kristal bir kasenin içine kızlık kanını sildiğim bembeyaz ipek fuları yerleştirmiş ve buz kovasının
için de bir şampanya şişesi. “Hayrola?” dedim. “Bunu kutlamalıyız!” dedi. “Tamam, giyinip geleyim.” dedim.
“Yok… Giyinmene gerek yok, öyle gelebilirsin!” dedi. “Olmaz!” dedim. “O zaman sadece külodunu giy!”
dedi. Giyip geldim. Beni oturttu. Şampanya şişesini aldı. Patlattı. İyiki fazla ses çıkmamıştı, yoksa
apartmandakiler ayaklanabilirdi. Kadehlerimizi doldurdu. Yanağıma minicik bir öpücük kondurdu, “Teşekkür
ederim! Beni büyük bir sorundan kurtardın!” dedi.
Ben de, “Bu işi arkadaşınla yapmalıydın!” dedim. “Yapamadım. Olmadı. Olamıyor. Hem arkadaşıma bakire
olmadığımı söylemiştim!” dedi. Şampanyalarımızı yudumlamaya başladık. Yanıma oturdu. Sırtını kanepenin
yanına dayadı. Ayaklarını kucağıma uzattı. Şeffaf geceliğin altında külot yoktu. Pırıl pırıl amı kadınlığının
gururuyla gülümsüyordu sanki. Neden böyle bir korkusu olduğunu sordum. Ailesinin tek kızıymış. Çok iyi bir
yaşantıları ve çok güzel bir annesi varmış. Küçükken annesinin odasından sesler geldiğini, annesinin
inlemelerini, Ahhhh ve Offff’larını duydukça, başını yastığın altına sokup ağladığını, babasının annesine işkence
yaptığını sandığını anlattı. Sibel biraz daha büyüdüğünde, bir gece sesler o kadar artmış ki, kalkıp mutfaktan
bir bıçak almış, annesinin yatak odasının kapısına gelmiş, içeri dalmayı ve annesini kurtarmayı düşünmüş.
Fakat bir anda aklına kapının anahtar deliğinden içeriye bakmak gelmiş. Eğilmiş bakmış…
Babası sırt üstü yatmış, annesini üzerine oturtmuş. Annesi de, “Ohhh, sik hadi, kökle!” diye zevkten ve
mutluluktan kıvranıp duruyormuş. Sibel tabii şaşırmış. Bakmış ki annesi hiçte işkence görüyor gibi değil, geri
odasının yolunu tutmuş. Biraz sonra annesi banyoya gitmiş. Banyodan çıktığında Sibel annesini kapıda
karşılamış. Annesi, yüzünde güller açmış bir halde, Sibelin yanağını sıkmış, “Noldu kızım uyuyamadın mı? Hadi
yat uyu!” demiş ve gülümsemiş, yatak odasına gitmiş. O geceden sonra Sibel babasının annesine yaptığı şeyin
kötü birşey olmadığını düşünmüş ve onların her sevişmelerinde seslerini dinleyerek masturbasyon yapmış.
Üniversiteyi kazandıktan sonra da birçok erkek arkadaşı olmuş, ama iş ilerleyince içindeki korku büyümüş.
Dokundurtmamış kimseyi kendine. Birçok talibini de reddetmiş. Şimdi biriyle arkadaşmış. Onu da bu
korkusundan dolayı reddetmek üzereyken aklına ben gelmişim. Bana karşı, diğer erkeklere duyduğu gibi
korku duymadığını, beni yazlıkta duşta çıplak gördüğünde anlamış. Orada ilk kez bir erkeğin sikini okşamak
istediğini düşünmüş. Ve benden yardım istemeye karar vermiş…
Şampanyalarımız bitmişti. Kalkıp yeniden doldurdu kadehlerimizi. Ayağını yeniden kucağıma uzattı.
Etkilenmiştim. Ayak bileklerini okşamaya başladım. Ürperdi. Dizlerine kadar çıktım. Bu arada sikim de
yeniden taş gibi olmuştu. Ayağının birini kaldırıp kanepenin sırtına koydum. Amı yine sulanmıştı. Yavaş yavaş
yukarıya doğru hareketlendim. Açıldı iyice, parmağımı amının etrafında gezdirmeye başladım. İnliyordu, gözleri
kapalıydı. Parmağımla klitorisine baskı yapmaya başladım. İyice ıslandı. Memelerini geceliğinin üzerinden
sıkmaya başladım. Bir çırpıda geceliğini çıkardı, pırıl pırıl pürüzsüz tüysüz vücudu karşımdaydı. Gömdüm
ağzımı amına, içime çeke çeke emmeye başladım. Çıldırmıştı. İnlemeye başlamıştı. Kaldırdım, sırtımı kanepeye
yasladım, ata biner gibi üzerime aldım. Sikim tam amının ağzındaydı. Başını sürtüyordum şimdi. Suları
akıyordu. Azıcık eğildi, memelerini dudaklarıma verdi. Sonra da bir anda kendini sikimin üzerine bıraktı.
Köküne kadar içindeydi şimdi. Ağzından bir, Ahhhhh!” döküldü. Komşular duymadıysa iyi… Zıplamaya
başladı üzerimde. Çığlık çığlığa boşalıyordu. Bende zor tutuyordum kendimi. Bir anda fışkırtmaya başladım.
Kasıldı, o da geliyordu. Çılgın gibi inip kalkıyordu. Daha sonra üzerime yığılıp kaldı.
Kalktık yeniden duşa girdik birlikte, birbirimizi yıkadık, sonra yatak odasına geçip sarıldık birbirimize. Zaten
gün ağarmış, sabah olmuştu. Sarıldık öylece uyuduk. Derin uyurken bir elin sikimle oynadığını hissettim
uyandım, saat 11’i geçiyordu. Bizim ürkek ceylan sikimle oynuyordu, “Hayrola?” dedim. “Uyanmalı artık!”
dedi, emmeye başladı. Amı sıcak ve ıslaktı yine. Sikim yine taş gibiydi, bu sefer ben de azmıştım. Birden
döndürüp sırt üstü yatırdım, bacaklarını omzuma aldım, kökledim, gerçek sikilmeyi görmeliydi. Çıldırmıştı yine,
kökledikçe inliyor, bağırıyordu. Kalçalarına vura vura siktim, yine biraz sonra çılgın gibi içine fışkırtım. O da
boşalıyordu. Harikaydı. Bittik ikimiz de. Yığıldım kaldım üzerine. Kalktık banyoya girdik. Ben banyodan
çıkıncaya kadar kahvaltıyı hazırlamıştı. Birlikte kahvaltı yaptık. Giyindim evden çıktım. En yakın eczaneye
uğrayıp ‘Ertesi Günü’ haplarından aldım. Geri döndüm, ürkek ceylanıma içirdim. Ne olduğunu sordu.
Söyledim, “Seni kocana açık göndereceğim, ama hamile göndermek istemem!” dedim, gülüştük.
Dudaklarımdan öperek uğurladı.
Evime gittim. Yatağı yatılmış gibi bozdum. Akşam eşim gelecekti. Hava alanından alacaktım onu. Sanki
kahvaltı yapmışım gibi çay demledim. Kahvaltı sofrası hazırladım. Her şey eşimin şüphelenmeyeceği şekildeydi
artık. Biraz uzanıp dinlendim. Ve akşam 19 da hava alanının yolunu tuttum. Gelmişti fıstığım. Eve geldik,
yemek hazırladık, birlikte yedik. Biraz sonra Sibel telefon açtı, “Hoş geldin!” dedi. Eşim de, “Kız kocama iyi
baktın mı? Aç falan bırakmadın değil mi?” dedi. Sibel de, “Yok yok, çok iyi baktım. Balık Rakının üzerine
kaymaklı kadayıfta yedirdim!” 🙂 dedi. Gülüştüler. Ben birşey anlamamıştım, ama meğerse iş başkaymış…

Slm arkadaşlar, biz Kastamonudan 26 ve 28 yaşlarında evli bir çiftiz. Sekiz sene sonra karımla sex hayatımız
monotonlaşmış ve ilk evlilik yıllarımızdaki gibi ateşli geçmiyordu, artık değişiklik arıyorduk. Karımla sürekli
pornofilm izliyorduk ve izlerken karımda bazı değişiklikler dikkatimi çekti, grupseks filmlerini seyrederken
karım daha çok heyecanlanıyor ve gözlerini hafif kısarak amını sert bir şekilde parmaklıyordu. Ve film bittikten
sonra ateşli bir şekilde sikişmeye başlıyorduk. Artık film izlemeden kesinlikle sikşemiyorduk. Karımla birlikte
netten çiftlerin sikiş hikayelerini de okumaya başlamıştık ve okuduklarımız çok hoşumuza gidiyordu. Karımla
fantaziler kuruyorduk, “Keşke biz de güvenilir bir çift bulabilsek de grup halinde sikişsek!” diye…
Bu arayışımız tam 2 ay sürdü. Karımın adına bir Face hesabı açarak, netten bulduğumuz bir resmi profil resmi
diye koyduk. Faceden sürekli çiftleri ekliyorduk. Bir gün Ankaradan bir çift bize mesaj atmış ve Cam teyidi
istediler, karşılıklı Camları açarak yüzlerimizi göstermeden görüştük. Çok güzel uyumlu bir çiftti. Meğer
profillerindeki resim o çiftin kendi resimleriymiş. Biraz yazıştıktan sonra kendileri söyledi, bana ceza vermek
için beni eklemişler bana mesaj atmışlar, bu kesin tek erkek demişler, bunu kandırıp bir yere çağırıp
dövdürelim diye planlıyorlarmış. Fakat çift olduğumuzu görünce sıkı dost olmuştuk, birbirimize iyice ısınmıştık.
Artık Necip ve Yelda ile her akşam (yüzlerimizi de göstererek) Camda görüşüyorduk. Bir görüşmemizde bizi
Ankaraya davet ettiler, onlarla grupseks yapmak için. Biz de kabul ettik, zira 14 Şubatta Ankarada bazı
işlerimiz vardı ve 13 Şubatta gelebileceğimizi söyledik…
13 şubata 4 gün vardı, karım da ben de çok heyecanlıydık, günler geçmek bilmiyordu. Sonunda 13 şubat
geldi, Ankaraya gitmek için öğlen saat 13:00’de otobüse bindik, saat 17:00’de Ankaradaydık. Kararlaştığımız
yerden Necip bizi arabasıyla aldı ve evlerine doğru yola çıktık. Karısı Yeldanın neden gelmediğini sordum,
Necip de, “Yelda çocukları uyutup gelecek.” dedi. Ankarada iki tane evleri varmış ve o gittiğimiz evi sadece
bu işler için kullanıyorlarmış. Karısına telefon açarak çocukların uyuyup uyumadıklarını sorduktan sonra
telefonu karıma verdi, karısını karımla biraz konuşturdu. Heyecandan elimiz ayağımız titriyordu. Yolda durdu
ve bir marketten içecek birşeyler aldı ve eve vardık. Biz Neciple salona geçtik, karım da üstünü değiştirip
yanımıza geldi. Biraz karımdan bahsedeyim, karım dışarda kapalı, fakat evde açık giyinen, 1.65 boyunda,
balık etli ve beyaz tenlidir. O günde evde mini etek ve o gün için özel aldığım parlak külotlu çorabını giymiş ve
çok sexy olmuştu…
Üçümüz oturduk ve Necipin yoldan aldığı Wiski ile enerji içeceğini yavaş yavaş içmeye başladık. Bir saate
yakın içtik sohbet ettik ve iyice birbirimize ısındık. Bizim için artık başlama zamanı gelmişti, ama Necip (karısı
daha gelmediği için olsa gerek) çok ağırdan alıyordu. Bir ara karım WC’ye gidince, Necip bana, “Yelda daha
çocukları uyutamadı herhalde, ne yapalım?” diye sordu. Ben de, “Yelda gelesiye istersen biz bir posta
yapalım?” dedim. Necip de, “Bana uyar!” diyerek müzik setine Slow bir müzik koydu. Karım WC’den
döndüğünde biz karımla dans etmeye başladık. Necip de bizi seyrediyordu. Biz karımla dans ederken ayakta
sevişmeye başladık. Necip de eşofmanın üzerinden yavaş yavaş sikini kaldırmaya çalışıyordu. Ben bunu
görünce karımın kulağına, “Hadi aşkım başla saksoya!” dedim. Karım önüme eğilerek fermuarımı açıp sikimi
çıkardı ve ağzına alıp emmeye başladı. Bu arada Necip de tamamen soyunmuş, yanımıza gelmişti ve siki
dimdik olmuştu. Karım bana sakso çekerken, Necip de arkadan karımın mini eteğinin altına elini sokarak
karımın kalçalarını elleyip sıkmaya başladı…
Karım sikimi kudurmuş gibi emiyordu, nerdeyse boşalacaktım. Boşalmamak için karımın ağzından sikimi
çektim ve karımın kafasını Necipe çevirdim. Karım başladı Necipin sikini emmeye. Çok süper emiyordu. Ben
de karımın arkasına geçip karımın külotlu çorabını ve tangasını aşağı sıyırıp, karımın amını yalamaya başladım.
Karım adeta çıldırmış, “Sikin beni erkeklerim!” diye inlemeye başlamıştı. Önce ben soktum sikimi karımın
amına, ben karımı sikerken karım da Necipin sikini parçalarcasına emiyordu. Karımın bu hali çok hoşuma
gitmişti. Ben pompalarken karım orgazm üstüne orgazm oluyordu. Ben yorulup biraz dinlenmek için oturunca,
Necip karımın ellerini masaya dayayıp domaltarak arkasına geçti ve iyicene kalkmış sikini arkadan karımın
amına yavaşca geçirdi. Karım çıldırmış gibi inliyordu, çünkü Necipin siki benimkinden hem uzun hemde
kalındı. Karım zevkten haykırken ben dayanamadım ve kalkıp tekrar karımın ağzına sikimi verdim. O kadar
güzel emiyordu ki…
Karım artık zevk çığlıkları atıyordu. Bulunduğumuz oda binanın giriş kapısına yakın olduğu için, duyulacak
diye, yatak odasına geçtik. Odaya girince, sırf grupseks için özel yaptırdıkları kocaman yatak dikkatimi çekti.
Karımla ben de tamamen soyunduktan sonra Necip yatağa sırt üstü uzandı ve karımı üstüne alarak sikini
karımın amına geçirdi. Ben de arkadan yanaşıp, karımın içinde yarak olan amına ben de geçirdim ve duble bir
şekilde karımın amına pompalamaya başladık. Ben o şekilde bir posta boşaldım ve çekildim. Necip daha
boşalmamıştı, karımı sikmeye devam ediyordu. Ben oturup bir sigara yaktım onları izliyordum. Karımla
pozisyondan pozisyona geçiyorlardı. Necip 20 dakika boyunca hiç durmadan karımı sikti ve yorulmuştu.
Karım ise Necipi altında ezercesine durmadan zıplıyor ve “Sikin beni!” diyordu, kudurmuştu adeta. Necip
artık hızlı pompalayamıyordu ve sanki karımın altından kurtulmak ister gibi bir hali vardı…
Saat te bir hayli ilerlemişti ve ben Necipe, “Karın gelmeyecek galiba?” diye sordum. O da, “Ben şimdi
Yeldayı alır gelirim!” diye karımı nazikçe üstünden indirdi ve kalktı. Elbiselerini giyindi ve giderken beni kapıya
yanına çağırdı. Bana, “Dostum karın çok azgınmış, hele şimdi Yeldayı da getirdim mi ikisiyle hayatta
başedemeyecez, istersen bizim sürekli tek erkek olarak aldığımız güvenilir bir kişi var, adı Selim, Yeldayla
birlikte onu da getireyim, çok iyi bir sikicidir! Hem karına da sürpriz olur!” dedi. Ben hemen, “Olur!” dedim ve
Necip onları almaya gitti. Biz de karımla duşa girdik, temizlenip çıktık, bornozla oturuyoruz. 10 dakika sonra
Necip, karısı Yelda ve Selimle geldiler. Herkes birbiriyle tanıştı. Gelirkende yiyecek birşeyler almışlar. Hep
birlikte onları yeyip, birer duble Wiski alarak biraz sohbet ettikten sonra, ben Necipin karısına hediye olarak
aldığımız kırmızı iç çamaşır setini verdim. Yelda teşekkür ederek hediyesini aldı ve giymek için yatakodasına
gitti…
Yelda 5 dakika sonra seslenerek hepimizi yatak odasına çağırdı, gittik. Yelda sexy bir şekilde yatakta
uzanıyordu. Aldığımız iç çamaşırları çok yakışmıştı. Neciple Selim soyunurlarken, biz karımla bornozlarımızı
çıkarıp Yeldanın sağına soluna uzandık. Yelda hemen karımın göğüslerini okşamaya başlayınca, ben de
Yeldanın amını okşamaya başladım. Az sonra Selim geldi sikini karımın ağzına verdi, Necip de karımın amını
yalamaya başladı. Gözüm Selimin sikine takıldı, inanın Rakı bardağından kalındı, ama fazla uzun değildi. Karım
domalmış bir şekilde Selimin o kalın yarağını yalarken, Necip de karımın arkasına yanaşmış, arkadan amına
geçirmiş pompalıyordu. Karım zevkten nerdeyse o kalın yarağı yutmak ister gibi gırtlağına kadar sokuyordu.
Biz de o arada Yelda ile 69 olmuş birbirimizi yalıyorduk. Yeldanın amı karımın amından çok daha dardı.
Yelda o küçücük ağzıyla sikimi emerken, ben nerdeyse boşalmak üzere olduğumu hissedince biraz dinlenmek
için oturdum. Necip karımı sikmeyi bırakıp Yeldanın ağzına verdi. Karım ise şimdi az önce benim yaladığım
amı yalıyordu ve Selim de karımın arkasına geçmiş o kalın yarağını karımın amının dudaklarına sürtmeye
başladı…
Selim karımın amına daha sokmamıştı, ben hemen kalkıp karımın yanına gittim ve sikimi karımın ağzına verdim,
çünkü çok merak ediyordum, o kalın yarak karımın amına nasıl girecek ve girerken karımın tepkisi ne olacak
diye. Derken Selim karımın amına öyle bir geçirdi ki, karım nerdeyse taşşaklarımı da ağzına alacaktı. Karımın
canının çok yandığını sikimi koparacakmış gibi emmesinden anladım. Ama aldığı zevke değiyordu ki sesini
çıkarmadı. Selim kökledikten sonra karımın amının içinde biraz öylece bekledi. Az sonra karım kalçasını
sallamaya ve Selime, “Geçir erkeğim, parçala amımı, hadi bebeğim!” diye inlemeye başladı. Selim bunları
duyunca karımın amını seri bir şekilde pompalamaya başladı. Karım zevkten adeta böğürüyordu. Ben de bu
arada kocasının sikini yalayan Yeldayı domaltıp arkadan amına soktum ve gidip gelmeye başladım. Necip
boru gibi sikini karısının ağzından çekti karımın ağzına verdi ve emdiriyordu. Ve o şekilde pozisyondan
pozisyona geçerek, saat gece 03:00’e kadar sikiştik. Herkes halinden çok memnundu, özellikle de karım,
nede olsa 3 tane yarrak emrindeydi…
Çok yorulmuştuk. Neciple Yelda sabah işlerinin olduğunu söyleyerek müsade istediler ve taksi çağırarak öteki
evlerine döndüler. Selimin işi olmadığından bizimle kaldı. Sabah bizim de işimiz vardı, fakat bir posta daha
sikiştikten sonra karımı aramıza alarak uyumuşuz. Sabah 06:30’da uyandım ve karımı uyandırdım. Selim daha
uyuyordu, ilkbaşta onu uyandırmayı düşünmüyordum, fakat karım, “Gitmeden önce bir kez daha üçlü sikişelim
mi?” diye sorunca kabul ettim. Karım Selimi yavaşca sırtüstü çevirip sikini emmeye başladı. Selimin siki demir
gibi olmuştu, adam daha uykuluyken karım adamın sikinin üstüne oturdu ve yarrağı amının derinliklerine
kaydırdı. Selim uykulu bir şekilde, “Ne azgın karıymışsın, oldürdün beni…” diye inlemeye başladı. Sonra
gözlerini açarak karımın amına pompalamaya başladı. Karım resmen yarrağın üstünde hopluyordu. Ben de
yatağın kenarına dikilerek sikimi karımın ağzına verdim. Karım yine zevkten çığlıklar atıyordu. Az sonra ben
karımın arkasına geçtim ve karımın belinden bastırıp iyice öne eğdim ve Selim amdan sikerken ben de karımın
götüne soktum. Karım zevk denizinde yüzüyordu…
Saat 09:30’a kadar Selimle birlikte çeşitli şekillerde karımı siktik. Ordan ayrıldığımızda, karım da bende çok
mutluyduk. Karım, “Bunları bana yaşattığın için seni çok seviyorum aşkım, birtanesin sen!” diye sürekli
teşekkür ediyordu. İşte arkadaşlar, karımla ilk grup sikişimiz böyle zevkli geçti. Tüm çiftlere tavsiye ediyoruz,
çok süper oluyor ve çok mutluyuz. Kimse tek taraflı düşünmesin, biz erkekler canımız isteyince gidiyoruz
paramızla dahi olsa bir am bulup sikip geliyoruz. Ya karılarımız? Onların da değişik yarak yemek istediklerini
gözardı etmemek gerekiyor. O yüzden birkere dahi olsa karınızı sikiştirin, yoksa sizden habersiz gidip sikişirler
ve ruhunuz bile duymaz!
Herkese bol sikişler.

Selam değerli arkadaşlar, benim ismim Dilan. Ankarada oturmaktayım. 3 yıllık evliyim ve 2 yaşında bir kızım
var. 1.70 boyunda, 90-65-95 ölçülerine sahip, etrafımca güzel denilen, kumral tenli bir bayanım. Dekolte ve
dar kotlar giymeyi çok seviyorum. Şunu da belirtmek isterim ki, popoma herkes hastadır. Ne zaman alışverişe
gitsem, ne zaman çarşıda pazarda yalnız yürüsem, esnaf adamların yada markete giderken önünden geçtiğim
dükkan sahiplerinin popoma bakarak iç geçirdiklerini çok iyi biliyorum. Götümü o ana kadar hiç siktirmediğim
halde, aslında gizliden gizliye merak ta etmiyor değildim hani :)) Bir keresinde ise hiç tanımadıgım bir erkeğin
arkamdan, “Güzelim senin o götüne benimkini bir soksam dünyalar benim olur!” dediğini duydum ve içimden,
‘Keşke soksan erkeğim, benimde öyle olur valla!’ diye geçirdim :)) Yani anlayacağınız götüme bu tür
bakmalara ve laf atmalara alışığım.
Geçen sene başıma gelen olayı ilk defa burda paylaşıyorum, artık içimde tutamıyacağım ve başka birine
anlatsam utancımdan öleceğimi biliyorum. Bundan yaklaşık 1 yıl önceydi. Bir Pazar günüydü. O gün kocam
çalışmıyordu ve arkadaşlarının yanına gitmişti. Bense çocuğu uyutup evin işlerini bitirmiştim. Hava çok güzeldi,
evde bunaldım, canım dışarı çıkmak istedi. Kocam olacak salağı aradım ve “Ali nerdesin?” diye sordum.
“Arkadaşlarımın yanında kahvedeyim canım, birşey mi oldu?” dedi. “Hayır birşey olmadı, ama evde canım
sıkıldı, gel de bizi biryerlere götür!” dedim. Kocam tamam deyince hazırlanmaya başladım. Yine altıma dar bir
kot, üstüme yakası açık bir bady giydim, atlet giymeden sadece bir südyen taktım ve kocamı beklemeye
başladım. Kocam geldiğinde çocuk ta uyanmıştı. “Ali hadi çocuğu da alalım pikniğe gidelim.” dedim. Kocam
da, “Tamam olur. Kemal beyle eşi Banu hanıma da haber verelim mi? Belki onlar da gelmek isterler.” dedi.
“Farketmez, gelsinler.” dedim. Onlara da haber verdik, onlar da geldiler. 2 araba yola çıktık. Yolda alışveriş
falan derken piknik yerine vardık. Sonunda yerleştik ve çayımızı demleyip oturduk sohbete başladık…
Bizimle beraber gelen Banu ile Kemal, karşı binada oturan komşularımızdı. Onlarla oldukça samimiydik.
Banunun kocası olacak Kemal pezevengi, arada sırada bana kaçamak bakışlarını yakaladığım, aklı sikinde
olan birisiydi. Banunun anlattığına göre, siktigi zaman Banu 3 gün oturamıyormuş. Banu bana gerdek gecesini
ve bazı geceler sikşmelerini tüm ayrıntılarıyla anlatırdı. Orospu bir de öyle bir ballandırarak anlatıyor ki,
sormayın, sanki kocası beni sikmiş gibi oluyorum her seferinde. Neyse, bu arada kocam mangalı falan yaktı,
Pirzolalar köfteler pişti, yedik içtik oturuyorduk. Herkeste bir mayışma başladı. Benim kızın uykusu geldi,
arabaya yatırdık uyudu. Benim çişim gelmişti, ama burda nerde yapacaktım, her yer açıktı, ağaçlık alan ise
uzaktı. Okadar sıkıştım ki, zor tutuyorum, nerdeyse donuma işeyeceğim. Çaresizce etrafa bakınırken, Banu,
“Ben de sıkıştım, kız gel hadi bakınıp durma, beraber ağaçların oraya gidelim!” dedi.
Ben de kocama seslendim, “Ali hadi uyan, biz WC’ye gitcez, bize götür!” dedim. Ama nerdeee, bizim herifin
karnı doydu, Rakıları da lüp lüp götürdü, uyanır mı hiç? İçimden, ‘Adi herif, inşallah karını ormanda biri
bağırta bağırta siker de, onu bile duymazsın!’ dedim ve Banuyla yalnız gitmeye karar verdik ve yanımıza
peçetelerimizi aldık, ayaklandık. O sırada Banunun kocası gözlerini açtı ve “Ben size eşlik edeyim kızlar,
merak etmeyin ben arkanızda olacağım!” dedi. İçimden, ‘Hapı yuttun Dilan, asıl şimdi merak et!’ dedim. Banu
da, “Sağol aslan kocam!” diyerek yola çıktık. Araba ile gidemediğimzden yürüyorduk, Banunun kocası ise
arkamızdan geliyordu. Banu da benim kadar sexy bir kadındır, o da benden aşağı kalmaz ve o gün dapdar bir
eşofman giymişti. Arada bir arkama baktığımda, her seferinde kocasının götüme yiyecekmiş baktığını gördüm
ve birşey diyemedim. Böyle ilerleyerek 5 dakika falan yürüdük ve ormana girdik, piknik yaptığımız yer gözden
kayboldu…
Banuya, “Hadi hayatım sen şöyle yap, ben de az öteye yapayım!” dedim. Banu orda bir ağacın arkasına gitti,
ben biraz daha ilerilere gittim. Pantolonumu (dar olduğundan) zorla indiridim ve işemek için yere çömeldim.
Etraf çok sessizdi, birden korktum ve Banuya seslendim, “Banuuuuu? Banuuuuuu?” diye. Ama birkaç metre
ötemde olmasına rağmen Banudan cevap gelmeyince kocasına seslendim, “Kemal abiii? Kemal abiiiiiiii?” diye.
Kocasından da ses gelmeyince iyice korkmaya başladım. Hemen peçete ile amımı silip kalktım ve etrafa göz
attım. Ama ikisi de ortalıkta yoktu. Derken arkamdan bir çıtırtı duydum ve daha arkamı dönemeden ağzımı bir
el kapattı. Korkudan aklım çıktı, arkama dönmeme izin vermiyordu. Elinin birisini götüme atınca, bu olsa olsa
Banunun sapık kocası Kemaldir diye şüphelendim ve çırpınmaya başladım. Kulağıma, ​Şşşttt, sesini çıkarma,
ben Kemal!” deyip elini ağzımdan çekti ve “Sakın ses çıkarma, kocan duyarsa rezil olursun!” dedi. Ben de,
“Birşey yapmaya kalkarsan bağırırım, karın duyar, sen rezil olursun!” dedim…
“Banu duymaz, baygın yatıyor!” dedi. Meğerse Banu çişini yaptıktan sonra ayağa kalkarken tansiyonu düşmüş
ve bayılıp yere yığılmış. Pezevenk kocası da bunu görünce, gidip Banuya yardım edip onu ayıltacağı yerde,
benim yanıma gelmiş! Elinin birisiyle götümü avuçlarken, diğer eliyle de göğüslerimi yoğuruyordu. “İster
güzellikle olacak, ister zorla! Seni burda sikmeden gitmem! Güzellikle olursa kimse farkına varmaz, zorla
olursa üstünü başını yırtar, yerlerde süründürür yine sikerim, ozaman bunu da kocana nasıl açıklarsan açıkla
bakalım, ben Banuyu ayıltmaya çalışıyordum derim işin içinden çıkarım!” dedi. Haklıydı, ben artık çırpınmayı
bıraktım, kocama da kızdığımdan, “Tamam, acele et ozaman, kocam uyanmadan işini bitir de gidelim!” dedim.
O da, “Emrin olur fahişem, sen hiç merak etme, o pezevenk kocan uyanmadan amını götünü dağıtırım!” dedi.
“Nebiçim konuşuyorsun sen öyle, düzgün konuşşana sapık herif!” dedim. “Hemen kızma güzelim, sende de
hiç fantazi yokmuş!” dedi. “Tamam tamam bırak fantazi yapmayı da hadi acele et!” dedim…
Kemal pantolonumu külotumla birlikte dizime indirip başladı götümün yanaklarını avuçlamaya. “Senin bu
götüne hastayım Dilan, sen bir Huri misin? Bu nasıl göt yaa?” deyince ve beni bir gülme aldı. “Hadi tamam
uzatma, öyle bir göt işte, sen sikmeme bak! İyi sikersen ve akıllı olursan, bu göt daha çoooooook çıkar
karşına!” deyiverdim. O da, “Sen yeter ki iste orospum, fahişem benim! Senin o götüne kurban olurum!”
diyerek yumuldu arkama ve göt deliğimi yalamaya başladı. Bir götümü, bir amımı yalaması beni iyice azdırdı.
Zevkten deliriyordum, “Hadi Kemal abi, sik artık ne olur! Beni iyice azdırdın sapık herif, sikeceksen sik artık,
Banu ayılacak, kocam uyanacak, hadiii!” dedim. “Tamam Dilanım, seni öyle bir sikecem ki, ömrünce
unutamaycaksın, aklından çıkmayacak, rüyalarına girecek ve hergün Kemalin yarrağı, Kemalin yarrağı diye
sayıklayacaksın!” dedi. “Bak sennnnnn, öyle mi? Hadi sikte görelim şu meşhur yarrağını!” dedim. Dememle
birlikte pantolununu indirdi ve yarrağı da külotundan kurtuldu. Ama ne kurtulma, göbeğine öyle bir çarptı ki,
inanın korktum. Hemde nasıl korktum, hemen pantolonuma külotuma sarılıp yukarı çekmeye çalıştım…
Ama nafile, Kemal sapığı, “Ne oldu kız orospu? Rahat dursana! Tadına bakmadan nereye?” diyerek
pantolonumu ve külotumu yeniden sıyırdı aşağı. Ben korkudan titreyerek, “Yalvarırım Kemal abi, ben o
yarrağı nasıl alırım, başka ne istersen yapayım, ağzımla boşaltayım, ağzımdan diledigin kadar sik, ama onu
bana sokma!” diyebildim. Kemal abinin yarrağından resmen tırsmıştım, korkudan titreye titreye bir hal oldum.
Ama ok yaydan çıkmıştı birkere ve ben kendim kaşınmıştım. Adama kalkıp ta, karın ayılmadan, kocam
uyanmadan beni hemen sik dersen, adam da böyle ballandıra ballandıra siker seni tabi! Bu yarrağı yemeden
kurtulamayağıma aklım kesince kendimi bıraktım saldım artık. Anladım ki dönüşü yoktu, sike sike bu yarrağın
tadına bakacaktım. Ve öyle de oldu. “Ağzına almaya okadar hevesliydin orospu, al bakalım!” diyerek beni
önüne çöktürerek uzattı yarrağını. İlk defa kocamın yarrağından başka yarrak gördüm ve ağzıma alcaktım.
Gerçi birazdan da götüme alacaktım 🙂
Yarrağını elimle tutup ağzıma yanaştırdım ve başladım yalamaya. Ama ağzıma sığmasını bırak, kafasını zor
alıyordum ağzıma. Biraz yaladıktan sonra nefes almak için ara verdiğimde, “Bu nasıl bir yarrak Kemal abi?
Banu anlatırdı da inanmazdım! Valla aynen dediği kadar varmış!” dedim. O da, “Banunun götü nasıl öyle
büyüdü, nasıl öyle güzelleşti sanıyorsun? Bu yarrağın sayesinde işte!” dedi. Beni bir telaş daha sardı,
yutkunarak, “Nasıl yani? Sen Banuyu götten de mi sikiyorsun Kemal abi?” diyebildim. “Ne sandın ya yavrum?
Herşeyi anlatmış sana orospu, birtek götten siktiğimi mi anlatmadı? Göt sikmek gibisi var mı! Ne o? Salak
kocan daha senin bu güzel götünü sikmedi mi yoksa?” dedi. “Abi ne sikmesi, kocam daha göt deliğimi
yalamadı bile! Hem isteseydi bile ordan vermezdim ki!” dedim. “Bana vereceksin ama!” diyerek beni ayağa
kaldırdı, yarrağını tükürükledi ve “Hadi dön arkanı Dilanım!” diyerek, hafif öne eğilmemi sağladı. Ben
doğrulup, “Kemal abi pantolonumu çıkarıp şuraya yatayım, bacaklarımı açayım, daha kolay olur!” dedim…
“Gerek yok yavrum, sen domal!” diyerek yeniden eğdi beni. Arkama yanaşıp yarrağıyla amıma badana
yaparken zevkten ölecektim, amımın suları akmaya başladı ve çok geçmeden titreyerek boşaldım. Titremeler
yüzünden ayakta zor duruyordum valla. Amıma sokacak diye heyecanla beklerken, o yarrağının başını göt
deliğimde gezdirmeye başlamıştı. Götümü delmeye kararlıydı, yine de son bir umutla yalvardım, “Kemal abi
yapma kulun köpeğin olayım orama elleme, amımdan ne kadar istersen sik, ama oraya dokunma, yalvarırım
ne olur yapma!” diye. Ama ikna edemedim pezevengi. Yarrağının kafasını birden götüme sokunca, acıdan
ben, “Kemal abiiiiii!” diye nasıl bağırdım ama. Götümün acısından ayaklarımı falan hissetmiyordum. Tecrübeli
piç, hani beni belimden tutmasa kesin düşecektim. Ben, “Kemal abi çıkarrr, yanıyor götüm!” diye yalvarmaya
devam ederken, piç kalanını da öyle bir soktu ki, acıdan geberiyorum sandım, beynimde şimşekler çaktı, nefes
bile alamıyordum. Sanki taşaklarını da götüme sokmak istercesine beni kendine iyice çekip bir süre hareketsiz
bekledi…
Ve sonrasında yarrağını götümün içinde yavaş yavaş oynatmaya başladı. Hafif hafif çekip geri sokarak götümü
sikiyordu. Bense götümün acısını unutmak için, önümdeki ve etrafımdaki ağaçlara bön bön bakınıyordum.
Birkaç dakika geçmişti ki artık yavaşça yarrağını başına kadar çıkartıyor ve tekrar yavaşça hepsini geri
gömüyordu. İşte o andan itibaren götümün sikilmesinden zevk almaya başlamıştım. Yarrağı götüme girip
çıktıkça amımın suları da kendiliğinden akmaya başlamıştı. İnleyerek, “Hadi erkeğim daha hızlı sik götümü,
hadi sikicim daha sert sok fahişene, karının götünü sikiyormuş gibi sik orospunu, bu göt sana kurban olsun sik
aslanım!” demeye başladım. Demez olsaydım, Kemal götüme öyle bir hızlı sokmaya başladı, öyle bir
pompalamaya başladı ki anlatamam. Bacağıma ılık ılık birşeyler akmaya başladığında götüm artık kesin yırtıldı
diye düşündüm, sanırım bu kandı. Telaşla, “Kemal abi neolur boşal artık, götüm kanıyor!” dedim. “Boşalacam
orospu bekle biraz!” diyerek birkaç kez daha pompaladıktan sonra, götümden kanlı yarrağını ‘Cork!’ diye
çıkarıp, beni döndürdüp önüne çömeltti ve suratıma öyle bir boşalmaya başladı ki anlatamam. Kocam Ali beni
3 gün sikse inanın bukadar boşalamaz!
Sonra hemen toparlandık, peçeteyle ağzımı yüzümü ve kanayan götümü sildim ve Banunun yanına gittik. Gittik
ama tabi ben oraya kadar Kemal abinin yardımıyla yürüyebildim. Bacaklarım ayrık ayrık yürürken gören
Kemal pezevengi pis pis gülüyordu. Neyse Banuyu bulduk ve ayılttık. Banu gözlerini açıp kendine geldiğinde
etrafına şaşkın şakın bakarak, “Bana ne oldu yaa, birden gözümün önü karardı, gerisini hatırlamıyorum,
kendimi sanki dayak yemiş gibi hissediyorum!” dedi. Kemal abi de, “Birşey olmadı karıcığım, çişini yaptıktan
sonra ayağa kalkarken birkaç saniyeliğine bayıldın, tansiyonun düştü herhalde, iyiki de yakındaydık hemen
yetiştik.” deyip, kollarına girdik ve Banuyu kaldırdık. Banuyu ortamıza alarak piknik yaptığımız yere yürümeye
başladık. Salak kocam uyanmış, çişimizi yapmaya gittiğimizi bilmediğinden etrafına salak salak bakınıyordu.
Bizi o halde görünce, “Hayırdır? Nerdeydiniz? Banuya ne oldu öyle, beti benzi atmış?” diye sordu. Kemal de,
“Hanımlar tuvalet ihtiyaçlarını göremeye gittiklerinde Banunun tansiyonu düştü, bayıldı!” dedi.
Kocam Banuya, “Geçmiş olsun!” deyip, bana da, “Ya sana ne oldu aşkım, aksak aksak yürüyorsun?” diye
sordu. Ben de, “Aşkım hiç sorma, WC olmadığından ağaçların oraya gittik, çişimi yapmak için çömeldiğimde
popoma öyle bir diken battı ki, mübarek sanki sopa gibiydi!” dedim. Ama bunu derken başka şeye benzetme
olacağı aklıma gelmemişti :)) Anında herkes gülüşmeye başladı. Neyse biraz daha oturduktan sonra toplandık
ve eve doğru yol aldık. Ama eve varana kadar ben arabada nasıl oturdum onu bana sorun. Eve girer girmez
aynamı aldığım gibi tuvalete girdim. Domalıp göt deliğime baktığımda, eskiden gömlek düğmesi gibi olan
götümün deliği, artık nerdeyse Rakı bardağının ağzı kadar açılıyordu. Üstelik büzüğüm öyle bir yırtılmış ve
kanamıştı ki, kandan dolayı beyaz tangam kıpkırmızı olmuştu…
Götümün iyileşmesi 3 hafta kadar sürdü, ve bu sürede Kemal pezevenginin yakınından bile geçmedim. Taaki
götüm kaşınmaya, yeniden Kemalin yarrağını istemeye başlayana kadar…
Hepinizin yarraklarını öpüyorum beyler. İyi sikişmeler!