Mesajlar Etiketlendi ‘hangi kadınlar anlatır’

İstanbul Fatih semtinde bir apartmana taşındık. Oturanların hepsi tutucu aileler. Bazıları çarşaflı, bazıları
türbanlı. Karım açık giyinir ama fazlada açık olmayı sevmez. Apartmana taşınalı bir ay geçmesine rağmen
hiçbir komşu hoşgeldine gelmediler. Erkekler bana, kapalı kadınlarda karıma selam vermiyorlardı. Bizi
dışlamışlardı. Komşular hoşgeldine gelmeyince, karım kek pasta falan pişirmiş, onları çaya davet etmiş, ama
kimse gelmemiş. Akşam karımın gözlerinden yaşlar akarak bana şikayet etti ve “Buradan taşınalım!” dedi. Ne
olduğunu sorduğumda, komşular (Biz açık bir kadının pişirdiklerini yemeyiz!) demişler.
Benim de canım çok sıkıldı, fakat, “Taşınmayıp sabredelim, nasıl olsa bir aileyle bir gün samimiyet kurarız.”
dedim. Ama 1 yıl kimseyle konuşamadan apartmanda oturduk. Birgün karşı komşumuz çarşaflı Menekşe
hanımla apartman girişinde karşılaştım. Elinde çok büyük bir karton kutu vardı, taşımakta zorlanıyordu. Başını
öne eğerek bana, “Komşu, yardım edermisin?” dedi. Ben de, “Hayhay efendim!” dedim ve elinden aldım,
yukarıya kadar taşıdım. Karton gerçekten çok ağırdı, içinde Çelik Tencere takımı varmış. Kapısının önüne
kadar götürüp bıraktım. Menekşe hanımın sadece gözleri görünüyordu ve gözleri gülerek bana teşekkür etti.
Birkaç gün sonra Menekşeyle tekrar kapıda karşılaştık. Bana selam verdi, gözleri yine gülüyordu. Bu sefer
gözlerine dikkatli bakınca çok güzel olduğunu fark ettim. O da benim gözlerime derin derin baktı ve “Komşu,
kocam sizinle tanışıp bir çay içmek ister, bize gelirmisin?” dedi. Ben, karımın bir aylığına annesine gittiğini,
evde yalnız olduğumu söyleyip, “Karım gelince beraber ziyaret edelim.” dedim. O da, “Siz yalnız gelseniz de
olur…” dedi. “Hayhay! Geleyim ozaman.” dedim.
Akşam yemeğinden sonra kapılarını çaldım. Menekşe açtı ve buyur etti. Beni oturma odasına aldı. Kocası
yatakta uzanıyordu, beni görünce yarım oturdu ve “Komşu hoşgeldin, kusura bakma, ben biraz rahatsızım,
ayağa kalkamıyorum.” dedi. Ben, “Önemli değil.” dedim. Kısaca tanıştık ve karısına yardımım için çok
teşekkür etti. Kocası tutucuydu, ama neşeli bir adamdı, kısa zamanda muhabbete başladık. Altı ay önce trafik
kazası geçirmiş ve belinden aşağısı felç olmuştu, her şeyiyle karısı ilgileniyordu.
Menekşe hanım çaylarımızı getirdi, çarşafını çıkarmadan odaya oturdu. Üçümüz biraz daha konuştuk ve
erkenden ayrıldım. Menekşe hanım kapıdan uğurlarken ona, “Bir ihtiyacınız olduğunda söylemeniz yeterlidir,
elimden geleni yaparım.” dedim. Güzel gözleriyle gülerek teşekkür etti.
Menekşenin gözlerini unutamıyordum. Çok güzeldi. Uyurken dahi hayal kurmaya başlamıştım, Menekşenin
gözlerine bakarak onu öptüğümü düşünerek uyuyordum.
Bir akşam geç vakitte kapım çaldı, hemen açtım. Karşımda Menekşe duruyordu. Gözleri bu sefer daha da
güzeldi, çünkü gözkapaklarını pembe ile renklendirmişti. Çarşafının yüz kısmını açarak, “Mesut bey, size bir
tabak börek getirdim, alırsanız memnun olurum.” dedi. İlk defa yüzünü tam görmüştüm ve içimden (Aman
Tanrım!) dedim. Parlak kırmızı rujlu dudakları, bembeyaz inci gibi dişleriyle, karşımda sanki bir manken vardı.
Ne diyeceğimi bilemeden dondum kaldım. Menekşe benim şoka girdiğimi görünce tabağı elime tutuşturdu.
Elini elime hafifçe değdirince kalbim duracak gibi oldu. “Menekşe hanım zahmet etmişsiniz, teşekkür ederim,
tabağınızı boşaltıp hemen getiriyorum, biraz bekleyin lütfen.” dedim.
Hiç beklemedim bir cevap verdi, “Mesut bey müsadeniz olursa ben boşaltayım.” dedi. Hemen kapıdan
çekilerek, “Buyurun.” dedim. Kapıyı kendisi örttü ve mutfağa girdi, ben de arkasından gittim. Bir melek gibi
süzülerek yürüyordu. Çarşafının altında uzun topuklu ayakkabı vardı. Çarşafını biraz yukarı çekmiş,
ayakkabısının ve ince siyah çorabının güzelliği ortaya çıkmıştı. Tabağı masaya koydu. Ben korkarak
sandalyeyi çektim, “İsterseniz biraz oturun.” dedim. Hemen oturdu, ben de karşısına oturdum. “Kocanız
nasıl?” dedim. Gözleri bir an sulandı ve “Çok kötü Mesut bey, çok ağır ilaçlar kullanıyor ve sürekli uyuyor,
biraz önce yine uyudu, sabaha kadar top atsan uyanmaz artık!” dedi. Canının çok sıkıldığını ve biraz
dertleşmek istediğini söyledi. Karımın olmadığını bildiği halde çarşaflı şuh bir hanımla evde yalnızdım ve şeytan
(Tamam oğlum köşeyi döndün!) diyordu.
Menekşe biraz havadan sudan anlattı ve esas konuya girdi. Kocasının belinden aşağısıyla birlikte erkeklik
organı da işlev görmüyormuş ve iyileşmesi yıllar alacakmış. Menekşe hanım benden ilk defa yardım istediğinde
gözlerindeki gülümsemeyi anımsadım, ilk mesajını ta o zaman vermişti. Genç ve güzel kadın 6 aydan beri bir
erkeğe açtı. Aklımdan bunlar geçerken, Menekşe hanım gözlerime bakarak, “Mesut bey ben çok özledim…”
dedi. Anladığım halde, “Neyi?” diye sordum. “Biliyorsun… Bir kadın en çok neyi özlüyorsa onu…” dedi ve
gözleriyle (Beni sik!) diye yalvarırcasına bakmaya başladı.
Ben de neredeyse 1 aydan beri karım olmadığından iyice sekse susamıştım. Yavaşça Menekşenin
yanaklarından tuttum ve rujlu dudaklarını emmeye başladım. Belime sarılarak amını sertleşen yarağıma dayadı
ve dilini ağzıma soktu. Dilini ısırdım, o da benim dilimi emdi ve ısırdı. Çarşafının üstünden poposuna yapıştım,
altında külot yoktu ve ipek çarşafın yumuşaklığıyla poposunun sertliği beni çıldırtmaya yetmişi. Gözlerine
bakarak, “Siz evdeyken makyaj yaparmısınız?” dedim. “Hayır, ilk defa bugün kocam uyuduktan sonra gizlice
yaptım.” dedi. “Neden?” dedim. “Seni çıldırtmak ve kendimi siktirtmek için!” dedi. Çarşafını bir hamlede
üzerinden çıkardım…
Memeleri çok güzel ve dimdikti. Siyah külotlu çorap giymişti. Ben külotlu çorap fetişiydim, onu öyle görünce
yarağım biraz daha büyüdü ve kazık gibi oldu. Rujlu dudaklarıyla yarağımı yalamaya emmeye başladı. Ben de
çorabının üzerinden amını yalamaya, öpmeye ısırmaya başladım. İkimiz de çıldırmıştık. Çorabının önünü yırttım
ve dilimle içini yaladım. Başımdan tutarak kendine çekti, “Sik artık beni, dayanamıyorum, tam 6 aydan beri
amıma yarak girmedi, sok artık, sok!” diye bağırdı. Siyah başörtüsüyle altımda sikilmeye hazır bir karı vardı.
Ağzımla ağzına yapıştım. Nefes alamıyordu ama dilimi ısırıyor ve eliyle tuttuğu yarağımı amına sokmaya
çalışıyordu. Amı vıcık vıcık ıslanmış köpürmüştü. Çok dar ve küçük bir amı vardı. Benim yarak ise hayli
büyüktü, girerken zorlayacağı belliydi.
Menekşeye “Benim yarak biraz büyük galiba, sokarken acıtabilirim, kusura bakma.” dedim. “Evet Mesut bey,
yarağınız çok büyük, kocamınkinin iki katı, sokun artık!” dedi. Birden ve de çok hızlı sokmalıydım altımdan
kaçmasın diye. Bağırmamasını söyledim ve ağzımı ağzına iyice bastırdım, ki çığlık atarsa duyulmasın diye.
Yarağımı amına en son hızımla soktum, Menekşenin çığlığı ağzımın içinde boğuldu ve gözlerinden yaş geldi.
Altımdan kaçmaya çalışıyor fakat yaraktan kurtulamıyordu. Yavaşça çektim yavaşça soktum ve ağzını serbest
bıraktım. Zevkten inlemeye başladı ve yüzlerce kez (Sik beni!) diye yalvardı.
15-20 dakika yavaş yavaş siktim ve Menekşe 2 kez orgazm oldu, elleri yana düştü. Birkaç kez dölüm
gelmeden beklemiş ve geciktirmiştim. Birkaç kez geciktirince benim yarak küser ve dölü fışkırtmazdı. Kendi
karımı da bu yöntemle en az bir saat sikerdim. Karım da (Ne olur boşal artık amım felç oldu!) diye yalvarırdı.
Menekşe de aynı karım gibi başladı, gözlerime bakarak, “Hadi boşal artık, fışkırt dölünü, doldur içimi,
korkma korunuyorum!” dedi. Ben de dölümün ancak bir saat daha amını sikersem veya götüne sokarsam
fışkıracağını söyledim. “Tamam, nasıl olsa orospu olduk, götümü de sik ki tam orospu olayım!” dedi ve
arkasını dönüp domaldı…
Menekşenin götüne hiç yarak girmediği belliydi. Amından akan sularla göt deliğini yarağımla yağladım. Sonra
yarağımın başını göt deliğine dayayıp yavaş yavaş soktum. Bağırmasını ve kaçmasını bekliyordum, ama öyle
olmadı. Başı girince, “Acımıyor mu?” diye sordum. “Acıyor, ama aldığım zevk daha fazla, yavaş yavaş sok
canım!” dedi. Götünün o dar deliğine yavaş yavaş gitgeller yaparak giriyordum. 5 dakika içinde delik iyice
genişledi ve dibine kadar gömünce Menekşe derin bir zevk çığlığı attı. Artık hızlı hızlı sokup çıkarıyordum. 5-6
dakika kadar daha götünü siktim, dölüm gelmek üzereydi. Dölüm tam fışkırmak üzereyken götünden çekip
amına gömdüm ve boşalttım. Yarağımı amından çıkarmadan bir süre arkasına abanmış halde kaldım. Sonra
amından çıkıp bunu sırtüstü yatırdım ve dudaklarına yapıştım. 10 dakika öpüştük. Menekşe aniden kalktı
giyindi ve hiçbir şey söylemeden kaçtı gitti.
Ertesi akşam eve gelirken Menekşeyi tekrar sikmeyi hayal ediyordum. Ama birdaha uğramadı. Birkaç gün
sonra da (ben işteyken) taşınmışlar. Kapıcıya nereye taşındıklarını sordum, bilmiyordu. Birdaha da Menekşeyi
bulamadım.

Slm arkadaşlar. Bende bu sitedeki birçok kadın gibi kocasını aldatanlardan biri oldum. Adım Müge, 30
yaşında, bir çocuk annesi, balık etli, seksi çok seven biriyim. Anlatacağım konu 4 ay önce başımdan geçti.
Şimdiki kocamla evlenmeden önce aşık olduğum, ama hiç açılmadığım Murat diye biri vardı. Murat yakışıklı
sayılmazdı, ama konuşmaları ve bana olan ilgisi beni kendine aşık ettirmişti. Aslında O’da bana aşıktı, ama hiç
bir zaman ne o, ne de ben, bir türlü birbirimize açılamadık. Bir gün Muratın düğün davetiyesini aldığımda çok
kötü olmuştum, ama yapabilecek hiç bir şey yoktu, görücü usulüyle ailesinin uygun gördüğü bir kızla evlendi.
Bende tamemen umudu kestim ondan ve bir daha hiç görüşmedim. Sonra şimdiki kocamla tanıştım ve kısa bir
süre sonra bende evlendim.
Kocam ve ben bir birimizi sevmemize rağmen, bazı sorunlar yaşıyorduk. Kocam çok iyi, sevgi dolu bir insan,
ama sinirlendiği zaman iyiliğinden sevgisinden zerre kalmaz, çok ciddi şiddet uygulamaları olur. Buna rağmen
asla kocamdan ayrılmak gibi bir düşüncem olmadı. Bir çocuğumuz olduktan sonra kocamın bana olan ilgisinin
azaldığını hissediyordum. Hem çocuğun sorumlulukları, hemde kocamın ilgisizliği beni bunalıma sürüklüyordu.
Bir gün telefonum çaldı, arayan kişi platonik aşkım Murattı, çok sevinmiştim. Evlendiğinden beri hiç
görüşmemiştim kendisiyle. Telefonda konuştuk dertleştik biraz. Ve o günden sonra hergün telefonda
konuşmaya başladık. Daha sonra MSN adresimi verdim ve daha da sık konuşmaya başladık, ama hiçbir
zaman birbirimize olan duygularımızı açıklamadık. Sadece birbirimize iltifatlar ediyorduk MSNden veya
telefondan.
Kocam nasıl olduysa benden şüphelenip MSNimi kayıt altına almış. Düşünüyorum da, iyi ki birbirimize
aşkımızı ilan etmemiştik, birbirimize sadece ‘Canım’ diye hitap ediyorduk. Kocam akşam gelip MSNimi açıp
bakmış, yanıma gelip “Bugün kimseyle görüştün mü?” dedi, bende “Hayır.” dedim. Elinde bir kağıt vardı,
iletileri yazıcıya dökmüş, bana bir tokat yapıştırdı, “Peki bu ne?” dedi. Aldım okudum, dona kaldım, ne
diyeceğimi şaşırdım. “Kim bu?” dedi. Bende “Eski bir arkadaşım, çoktan görüşmemiştim, aramızda bir şey
yok…” falan dedim, yeminler ettim. Ama eşim o olayı burnumdan getirdi, uzun bir süre bunun mücadelesini
verdim. O günden sonra Muratla görüşmelerimi tümden kestim taki 2 yıl sonra kocamın yurdışı seminerine
katılması gerektiği güne kadar.
Kocam 3 ay yurtdışında kalacaktı, gitmesine çok üzülmüştüm, ama kariyeri ve geleceğimiz için çok önemliydi
ve gitti. 3 hafta geçmişti, sürekli nette takılıp pornovideoları seyrederek kendimi rahatlatıyordum, ama
yetmiyordu. Aklıma Murat geldi, aradım konuştum, ama sadece güncel konulardan konuştuk. Aradığıma çok
sevinmişti. O günden sonra hergün konuştuk. Resmen kur yapıyordum, artık niyetimi bilmesini istiyordum. Ve
beklediğim teklif erken geldi, Murat resmen benimle birlikte olmak istediğini söyledi. Ben buna asla red cevabı
veremezdim, hemen kabul ettim, ertesi güne randevulaştık. Ama benim kız 4 yaşında ve bırakacak kimse
olmadığı için yanımda götürmek zorunda kalacaktım.
Ertesi gün Murat arabasıyla gelip beni aldı. Orman gibi bir yere gittik, arabayı sakin bir yere çekti. Arabada
yan yana oturup lafladık. Bacaklarımız birbirine yapışık oturmuştuk, ammım sırılsıklam oldu. Kalp çarpıntılarım
gittikçe hızlanıyordu. Onun da heyecanı yüzünden okunuyordu, ama çocuktan dolayı bir şey yapamıyorduk.
Murat “Bu böyle olmayacak…” dedi, arabadan indik, çocuğu biraz uzaklaştırıp “Sen burda oyna…” diyerek,
eline oyalayacak birşeyler verdi ve hızla geri geldi yanıma. Elimden tutup, beni yaslandığımız ağacın arkasına
götürüp, hemen dudağıma yapıştı. Benim heyecandan dizlerimin bağı çözülmüştü, nefesim kesiliyordu, kalp
atışlarım kudurmuş gibi hızla çarpıyordu. Murat boynumu, kulak memelerimi, yüzümü ve yanaklarımı hiç
durmadan öpüp emiyordu. Okadar kendimden geçmiştim ki, kulağına fısıldayarak “Beni eritiyorsun!”
diyebildim. O da “Sende beni eritiyorsun, öldürüyorsun! Seni sikmek istiyorum!” dedi. Kaç dakika öpüştük
bilmiyorum, ama kızımın uzaktan “Anneeeee.” diye seslenmesiyle irkildik. Hemen toparlanıp, kızımın bizi
görmesini engellemek için hızla yanına gittim. Daha fazla birşey yapamazdık, mecburen sadece oturup sohbet
ettik ve vakit geç olduğu için döndük.
Murat kızımla beni eve bırakıp gittikten sonra, her 10 dakikada bir arıyor, ‘beni nekadar çok arzuladığını,
aklından çıkaramadığını, bir an önce yalnız görüşmemiz gerektiğini, benimle sikişmek istediğini’ söylüyordu.
Bende tamam dedim ve estesi güne yine randevulaştık. En seksi kıyafetlerimi giydim, makyajımı yaptım, en
güzel kokumu sürdüm. Kızımı yan komşuma bıraktım, ‘doktora gitmem gerektiğini’ söyleyerek, bir kaç saat
bakması için rica ettim, hemen evden çıktım. Murat çoktan gelmişti. Arabasına atladım ve hızla şehirden
uzaklaştık. Yine çok tenha bir yere gittik. Arabayı durdurdu ve hemen dudaklarıma yapıştı. Resmen
birbirimizin dudadığını somuruyorduk. Arka koltuğa geçtik. Murat hemen pantolonunu çıkardı, bende hızla
üstümü çıkardım. Biran önce onun olmak istiyordum. Murat hemen memelerime yumuldu, deli gibi emiyordu
göğüslerimi. Bende saçlarından tutmuş, kafasını memelerime daha çok bastırıyordum.
Muratın yarrağı demir gibi sert olmuştu. Gerçi kocamınki kadar büyük değildi, ama olsun, o bile bana yeterdi.
Amım vıcık vıcık olmuştu, bir an önce sikilmek istiyordum. Yarağını önce ağzıma aldım, biraz emdim. Murat
kendinden geçmiş bir şekilde hırıltılar halinde tüm döllerini ağzımın içine fışkırttı. Kafamı sikine bastırıp,
döllerinin tümünü ağzıma boşalttı ve bana hepsini yutturdu. Ağzımı sildim ve yarağını yine emmeye başladım.
Çok geçmeden yarağı yine kazık gibi oldu. Artık yarağını içime istiyordum ve üstüne çıktım. Amım sırılsıklam
olduğundan, hiç ıslatmadan içime aldım. Yarağı köküne kadar amıma girince derin bir “Oohhhh…” çektim. 1
aya yakındır sikilmediğim için resmen yarağa hasret kalmıştım. Deli gibi üstünde zıplıyordum. 2 kere orgazma
ulaştım. Murat da daha fazla dayanamayıp, “Geliyorumm…” diyerek amımın içine fışkırdı. Muratın yarağı
amımda küçülünceye kadar üstünde kaldım.
10-15 dakika sohbetten sonra arbadan indik. Az ilerde bir kayalık vardı, oraya gittik. Çok tenha bir yer
olduğu için çok rahattık. Murat beni kayalıklara yaslayıp, boynumdan, kulağımdan ve dudağımdan öpüp, elini
amımın üzerinde gezdiriyordu. Bu arada benimde elim boş durmuyor, Muratın yarrağını pantolonu üzerinden
ovalayıp, yavaş yavaş sertleştiğini hissediyordum. Murat sürekli, “Yıllardır bu anı hayal ediyordum, seni doya
doya, inlete inlete sikmek istiyordum, hergece seni hayal edip boşalıyordum!” diyordu. Bu laflar beni yeniden
çok tahrik etmişti. Pantolonunu indirip, yarağını elime aldım. “Bende yıllardır bu yarrağın hayalini
kuruyordum!” dedim. Murat hızla çevirip beni domalttı ve arkadan hızla yarrağını amıma geçirdi. “Böyle mi
hayal ediyordun? Söylesene fahişem!” diye belimden tutup, hızla amıma pompalıyordu. Bende “Evet sevgilim,
böyle hayal ediyordum! Sik beni! Doyur beni yarrağına!” diye yalvarıyordum.
Ben iki kere daha orgazma ulaşmıştım, ama Murat bir türlü boşalmıyordu. Yarrağını amımdan çıkardı, elimden
tutarak beni arabanın yanına götürdü. Beni arabanın motorkaputuna çıkarıp, bacaklarımı açtı. Taş gibi
yarrağını amıma tekrar koydu, “Senin amını dağıtacam sevgilim, seni yarrağa, döle boğacam!” diyordu.
Amıma her koyduğunda, köklediğinde derin bir ‘Ooohhhhh!’ çekiyordum. “Sik beni aşkım! Bu am yarrağına
kurban olsun!” diye inliyerek bir kez daha boşaldım. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı, Murata boşalması
için yalvardım. Murat dahada hızlandı, deli gibi pompalıyordu amıma. Ve sonunda “Geliyoruumm Aşkımm…”
diye bağırarak, amımın içine tüm döllerini boşalttı.
O gün orada biraz daha oyalandıktan sonra beni eve bıraktı. Ama sonraki günlerde, kocam yurtdışından
gelinceye kadar, Muratla her fırsatta buluşup sikiştik. Şimdi kocam geldi, Muratla görüşmüyorum artık.
Sadece kocamla sikişiyorum. Kocamın hakkını yememek lazım, biraz odundur, ayıdır, magandadır, ama iyi
sikiyor. Ve büyük yarrağın yerini hiç birşey tutmuyor, kocamın yarrağı çok büyük ve ben büyük yarak yemeye
alışmışım. Muratın küçük yarağı beni kesmiyor artık…
Herkese bol sikişler, byeee!

(Müge 30 Y., İstanbul / Türkiye)

Merhaba arkadaşlar. Adım Sevim. 39 yaşındayım, 1.65 boy, 73 kilo, beyaz tenli, balık etli birisiyim. Evli ve
bir çocuk sahibiyim. İlköğretimde sınıf öğretmeniyim. Eşime bağlı, mutevazi hayatı olan birisiyim. Ama son
zamanlarda erkeklerin bakışları beni tahrik etmeye başlamıştı. Kocamın artık bana yetmediğini düşünüyordum.
Açıköğretim sınavı için görevli olduğum okula geldim. Gözetmenlik yapacağımı sınıfa girip, sınava girecek
öğrencileri bekliyordum. Tek tek gelmeye başlamışlardı, herkesin sırasını gösteriyordum. İçeriye birden
mükemmel seviyede çok yakışıklı birisi girmişti. Manken gibiydi. Kasli yapısı vardı. Gözlerimi üstünden
alamamıştım. Yerine oturdu. Sürekli bakışmaya başlamıştık. Kimliğini kontrol etmeye gittiğimde, bana yiyecek
gibi bakıyordu, içim titremişti. 26 yaşında, karizmatik bir gençti. Adı Engin idi. Kimliği verirken elim eline
değdi. Gülümsedi. Masaya oturduğumda aklım başımdan gitmişti. Tanrım, ne yapıyordum? Resmen canım
istiyordu onu. Kibarca, “Herkes sizin kadar güzel gözetmen olsa keşke!” dedi. Gülümseyerek teşekkür ettim.
Sınav bitene kadar sürekli bakışmıştık. Yürüdükçe arkamdan kalçama baktığına emindim. Sınıftaki camdan
yansımaya baktığımda gerçekten kalçama bakıyordu.
Sınav bitene kadar sürekli baktı. Sürenin sonuna kadar bekledi. Süre bitince de sınav kağıdını en son o getirdi
verdi. Gülümsemesi beni tahrik ediyordu. Sınav kağıdıyla birlikte, katlanmış bir de küçük not kağıdı bırakmıştı.
O gittikten sonra heycanla not kağıdını açıp baktım, “Çok hoş bir bayansın, seninle sadece bir çay içmek
istiyorum. Dışarıda bekliyor olacağım.” yazıyordu. Heyecandan titriyordum. Kabul etmemek için kendime söz
veriyordum. Ama içimden bir seste bu fırsatın kaçmayacağınısöylüyordu.
İsim bittikten sonra okulun dışına çıktım. Kenarda arabayla bekliyordu. Uzaktan görünce elini kaldırdı
‘Buradayım’ der gibi. Yanına gitme zorunluluğu hissettim birden. Arabaya bindim, “Merhaba!” dedim. O da,
“Ben Engin!” dedi. “Biliyorum, kimliğinde yazıyordu, ben de Sevim!” dedim. “Mado var şurda, çay icelim
mi?” dedi. Kabul ettim. Çaylarımızı içerken sohbet ediyorduk. Diksiyonu düzgündu. Etkiliyordu konuşmasıyla.
Kendisinin uzaktan kumandalı araçlara ilgisi olduğunu söyledi, “İstersen götüreyim, kullanırız!” dedi. Fazla geç
kalamayacağımı, eşimin bekleyeceğinisöyledim. “Fazla uzak değil, gider değişik bir gün geçiririz!” dedi. Kabul
ettim.
Gittiğimiz yer Gölbaşında ailesine ait Bağ eviydi. Yüksek duvarları olan, büyük bir bahçesi bardı. Bizden
başka kimse yoktu. Heyecan basmıştı beni. Uzaktan kumandalı arabasını bahçeye çıkardık. Oynamaya
çalışıyordum. Bana öğretmek için kumandayı elimden tutup, arkama yaslanıp gösteriyordu. Resmen aletini
kalçamda hissediyordum. Konuştukça sıcak nefesi boynuma, kulağıma geliyordu. Tahrik olmuştum. Kalçamı
iyice ona yaslamıştım. Biraz öyle durduktan sonra, kulağıma çok güzel olduğumu söyledi. Ben artık
dayanamadım ve birden dönüp dudağına yapıştım. Bahçede deli gibi öpüşüyorduk. Dilini ağzımın içinde
gezdiriyordu, çok güzeldi. Bir yandan da iri kalçalarımı okşuyordu. İçeri gitmek istediğimi söyledim. İki eliyle
popomdan kaldırdı, ben de bacaklarımı beline dolayıp, kucağında öpüşe öpüşe eve girdik…
Kendi odasına götürdü beni. O beni soyarken, ben de onu soymaya başladım. Çırılçıplak kalmıştık. Yarağı
kocaminkiyle aynı uzunlukta, fakat daha kalın ve daha düzgün şekilliydi. Tertemizdi, hiç kıl falan da yoktu.
Hemen eğilip emmeye başladım. Mis gibi kokuyordu. Taşaklarını emerken inlemeye başlamıştı. Sonra beni
üzerine ters alaraki o da benim amımı yalamaya başladı. Bir yandan da parmağını götüme sokuyordu.
Delirmek üzereydim, vıcı vıcık olmuş amımdan sular akıyordu, “Sik artık!” diye bağırıyordum. Fazla
yalvartmadı, beni sırtüstü yatırıp kasıklarımdan tutup yatağın kenarına çekti, bacaklarımı omzuna alıp, yarrağını
usulca kaydırdı amıma. Dibini bulduğunda, belimden tutarak deli gibi sikmeye başladı. Okadar hızlı girip
çıkıyordu ki amıma, kasıkları kasıklarıma çarptığında ‘Şap şap şap!’ sesler geliyordu. Okadar güzelsikiyordu
ki, sesim kısılacaktı inlemekten ve bağırmaktan…
Ben çoktan orgazm olmuştum, fakat o halen sikmeye devam ediyordu. Ben ikiniciye orgazm olurken, yarrağını
çıkarıp, göbeğime ve göğüslerime doğru boşaldı. Sıcacıktı dölleri. İkimiz de aynı anda boşalmıştık. Yanyana
uzandık ve dinlendik biraz. “Duşa girelim! dedi. “Tamam, ama saçımı ıslatmamam lazım, değilse kocam
şüphelenir!” dedim. Elleriyle sadece vücudumu yıkadı. Sonra yine odaya geçtik ve öpüşüp sevişmeye
başladık. Az sonra yarağı yeniden sertleşmişti. Bu sefer kendisi sırtüstü yattı ve beni ata biner gibi yarrağına
oturttu. Deli gibi zıplıyordum. Zıpladıkça da 95 beden göğüslerim hopluyordu. Göğüslerimi avuçluyorken
uçlarını ısırıyordu. Çığlıklarımı duydukça, “Gönlünce bağır aşkım!” diyordu. O henüz boşalmamıştı, ama ben
yine orgazm olup boşalmıştım. Yorulmuştum, indim üzerinden ve yatağa attım kendimi…
Beni yüzüstü çevirdi ve kaba etlerimi öpüp, ısırıp, emmeye başladı. Kocam hiç yapmıyordu bunu, işi bitti mi
arkasını döner uyurdu hemen. Engin bu arada götümün yanaklarını yoğuruyor, arasıra iyice ayırıp, göt deliğime
dilini değdiriyor, deliğin etrafını yalıyordu. Parmağını götüme sokup, “Seni burdan da sikmek istiyorum!” dedi.
“Tamam yap, fakat ilk kez olacak!” dedim. Biraz daha yaladı, parmağıyla genişletmeye çalıştı, sonra beni
domaltıp yarağını sokmaya çalıştı, çok zorladı fakat giremedi. Yarrağının başı giriyordu, gerisi girmiyordu
birtürlü. Aslında girerdi, ben eve geç kalırım telaşıyla kendimi çok kasıyordum. “Ordan başka bir zaman
yapalım canım!” dedim. Beni kırmadı. Ben de onun yarağını yalayarak boşalttım…
Toparlandık ve beni evimin yakınına bıraktı. Birbirimize telefon numaralarımızı vererek vedalaştık. Artık
Engin’le her fırsat bulduğumuzda sikişeceğim

Komşumun Oğluna Seks Öğretmenliği Yaptım!
Ben Nesrin. 36 yaşında oldukça güzel ve evli bir kadınım. Memelerim kalçalarım bir çok erkeği dönüp
baktıracak kadar güzeldir. Eşim 39 yaşında, iyi bir işi olan, oldukça yakışıklı, karizmatik bir erkek. Cinsel
yönden hiçbir sorunumuz yok, hemen her gece her türlü pozisyonda sevişiriz. Cinselliğimi doyasıya yaşatıyor
bana, o konuda eşime minnettarım.
Geçen gece yine sıkı bir geceydi, 3 kere göklere çıkardı beni. Ertesi sabah beni uyandırmadan gitmişti. Saat
10 gibi uyandım, yatakta çırılçıplaktım, daha memelerimden diş izleri geçmemişti. Harika bir geceydi
gerçekten, düşünüce içim ürperdi. Yatakta gerindim biraz, ellerim vücudumda dolaştı. Kalktım yataktan,
banyoya girdim, duşumu aldım. Yatak odasında aynanın karşısında vücudumu inceledim. Harika görünüyordu
vücudum. Ama ayva sarısı tüylerim azıcık uzamıştı, alınması gerekiyordu. Bu konuda eşim de, ben de çok
hassasız. Hiç tüy istemez vücudumda. Tekrar banyoya gittim, ağdamı hazırladım, vücüdumdaki tüylerin
temizliğini yaptım. Ağdam bitmişti. Pırıl pırıl olmuştum. Aklıma dün gece gelince yine ıslanmıştım. Aslında o
anda yine sevişmek istiyordum, hatta bir ara eşime telefon açıp gelmesini istemeyi bile düşündüm, ama işyeri
uzaktı, hevesimi akşama bıraktım. Ağda sonrası duşumu almadan önce bir sigara içmek istedim. Üzerime bir
şeyler giyip sigaramı yaktım, balkona çıktım. Temiz hava iyi gelmişti…
Sokağın köşesinden, 2 kat altımızda oturan ve Liseye giden komşumuzun oğlu Oğuz göründü. Beni balkonda
görünce, “Merhaba Nesrin teyze!” dedi. “Merhaba Oğuz!” dedim. Annesi de çalıştığı için öğleden sonra evde
yalnız olacaktı. Apartmana girdi. Biraz sonra kapım çalındı. Açtım gelen Oğuzdu. “Hayrola Oğuz?” dedim.
“Nesrin teyze biraz konuşabilirmiyiz?” dedi. Ben de, “Gel bakalım…” deyip içeri aldım. Üzerimde bir şort ve
dekolte kısmı oldukça açık bir tişört vardı, hemen hemen her yerim ortadaydı. “Yemek yedin mi?” dedim.
“Hayır.” dedi, “O halde birlikte yiyelim.” deyip yemek hazırlamaya başladım. Ben mutfakta yemek hazırlarken
Oğuzun gözlerinin üzerimde dolaştığını hissediyordum. Yemek yedik salona geçtik. “Evet anlat bakalım, ne
konuşmak istiyordun?” dedim. Yüzü kızarmıştı. “Nesrin teyze ama bu aramızda sır olarak kalacak, annemlere
söylemeyeceksin değil mi?” dedi. Güldüm, “Tamam senle sırrımız olsun!” dedim. Yanakları biraz daha
kızarmıştı. “Evet, anlat bakalım, sorun nedir? Yoksa derslerinde problem mi var?” dedim. “Yok, derslerim
çok iyi…” dedi. Daha çok merak etmiştim.
“Bir kız arkadaşım var.” dedi. “Ooo, bak sen, bizim Oğuz büyümüşte kız arkadaşı olmuş! Eee? Nasıl gidiyor?
Peki sorun ne?” dedim. Kızla buluşuyorlarmış, aynı sınıftalarmış. Kızı bir kere öpmüş, ama başka ne
yapacağını bilmiyormuş, ne yapması gerektiğini anlatırmıymışım. Demek kıza birşeler yapmak istiyordu.
Güldüm, “Ne yapmak istiyorsun peki?” dedim. Daha da kızardı ve “Sevişmek istiyorum, ama ne yapacağımı,
nasıl yapacağımı bilmiyorum!” dedi. “Peki kız arkadaşın ne diyor bu işe?” dedim, onun da istediğini söyledi.
“Peki hiç porno film izledin mi?” dedim, izlemediğini, birkaç kere porno resim gördüğünü söyledi. “O konuda
senin için ne yapabilirim, bilmiyorum ki?” dedim. “Ne yapmam gerektiğini bana anlatırmısın?” dedi. Güldüm,
resmen benden ona sikişmeyi öğretmemi istiyordu. Bir anda ıslandığımı hissettim. “Peki, gel benimle!” diyerek
onu yatak odasına götürdüm, yatağa yatmasını söyledim. DVD Playere bir pornofilm yerleştirdim, çalıştırdım.
“Bak bunu seyret, benim anlatmamdan daha iyidir!” dedim. Yatağa uzandı, başının altına bir yastık koydum.
Onu öylece bıraktım banyoya gittim, biraz önce yarım bıraktığım duşumu almaya.
Sıcak su bedenime değince yeniden amım alevlendi. Amımı avuçladım, ıslak ıslak yanıyordu. Amımla oynadım,
biraz parmakladım, nerdeyse boşalacaktım. Memelerim şişmiş, uçları çivi gibi sertti. Yarım saat kadar suyun
altında kaldım ve 2 kez boşaldım. Bornozumu giyip banyodan çıktım. Bakalım bizim haylaz ne yapıyor diye
yatak odasına girdim. Ben girince birden örtüyü üzerine çekti hemen. “Ne yapıyorsun Oğuz?” dedim. “Hiiiç…”
dedi. Kıpkırmızıydı. Filmdeki adam önündeki kızı domaltmış pompalıyordu. Yaklaştım örtüyü çektim ve şok
oldum. Bizim haylaz pantolonunu çıkarmış, dimdik siki elindeydi, tam 31 çekerken yakalamıştım. Aman tanrım
bu neydi böyle? Bu yaşta ne biçim bir yarak vardı, 18 cm den büyüktü, kalın, damarlı, muhteşem birşeydi.
Doğrusu içim gitmişti. Yatağın kenarına oturdum. Bornozum açılmış memelerim görünüyordu. Yaklaştım
yarağını elime aldım, harikaydı. Daha okşamadan kıpkırmızı oldu ve titremeye başladı, kasıldı. Boşalacaktı.
Koca yarağı göbeğine doğru yatırdım ve fışkırmaya başladı. Yüzüne kadar gidiyordu fışkırmaları, vücudunun
üst kısmıspermle kaplanmıştı. Sarsıla sarsıla boşaldıktan sonra titremesi geçmiş, sakinlemişti…
“Kalk hemen! Kalk doğru banyoya!” dedim. Utanmıştı, kalktı banyonun yolunu tuttu. Ben yatağa uzandım.
Daha yataktan eşimin sperm kokusu gitmemişti, şimdi gencecik bir sikin kokusu vardı yatakta. Ne yapacağımı
şaşırmıştım. Ne yapıyordum ben, hiç doğru değildi bu yaptığım. Ama bir erkeğin ilk siktiği kadın olmak
duygusuydu beni allak bullak eden. Düşünün, hangi erkek ilk siktiği kadını ömür boyu unutur? Ama
yapmamalıydım. Bornozumun önünü kapattım. Banyodan çıkınca giyinip gitmesini isteyecektim. Yatak odasına
geldiğinde vücudunda su damlaları pırıl pırıl parlıyordu. Ben daha birşey demeden, “Nesrin teyze, kadınların
orası çok küçük, o kacaman şeyler nasıl giriyor ki? Hem ben hemen boşaldım, filmdeki o adam kızı yarım saat
sikti ve boşalmadı, kesin bende bir sorun var, öyle değil mi?” dedi. Buyur burdan yak, ben çocuğu evden
göndermeyi düşünürken, sorduğu sorulara bak! “Yok, sende sorun yoktur, düzelir her şey, merak etme…”
dedim. “Peki, o daracık yere sokunca acımıyor mu?” dedi. Daracık derken acaba amdan mı bahsediyordu,
götten mi? “Nereye sokunca?” diye sordum…
Yaklaştı bornozumun önünü açtı, bacaklarımı araladı, amımı işaret ederek, “Buraya sokunca!” dedi. Kaymak
gibi amım önündeydi, şimdi yakından incelemek istiyordu sanırım. Gözlerime yalvaran gözlerle baktı ve
“Dokunabilirmiyim?” dedi. Islanmıştım, içerden sularım pınar gibi geliyordu. Cevabımı beklemeden amımı
avuçlayınca irkildim. Fakat terslemedim, bakalım ne yapacaktı. Amımı okşamaya başladığında çıldırtıyordu
beni. Amımın dudaklarını araladı, amım iyice açılmıştı, akan sıvıları gördü, parmağını ıslaklığıma değdirdi.
Parmağıyla amımın orasıyla burasıyla oynamaya başladı. Parmağı klitorisime değdikçe irkiliyordum ve
klitorisim şişiyordu. İlgisini çekti herhalde, klitorisimle oynamaya başladı. Çıldırıyordum sanki, kalçalarımı
kaldırıp yatağa vuruyordum…
Dayanamıyordum artık, saçlarından tuttuğum gibi başını amıma dayadım. Ne yapacağını şaşırdı. “Hadi em!”
dedim. Amımı emmeye başladığında kudurmuştum iyice. Amımı ağzına doldurup tamamını içine çekmeye
başladı. Offf be, harika yapıyordu. Kocam da harika emerdi, ama bu başkaydı. Amımı emerken de
memelerimi avuçlayıp sıkıyordu. Birden dilini amımın derinliklerine soktu, diliyle sikiyordu beni sanki. Yan
döndüm, kalın yarağını elime aldım, damarları şişmişti iyicene. Dilimisikinin başına değdirdimde kasıldı. “Rahat
bırak kendini, sen amımı emmeye dillemeye devam et!” dedim. Dili amıma daha hızlı girip çıkmaya başladı.
Sikinin başını dudaklarımın arasına aldım. Nefisti. Emmeye başladım. Nabız gibi atıyordu ağzımda. Tamamını
alamıyordum ağzıma, yarısına kadar ağzıma sokup çıkıyordum. Yarağının başı pırıl pırıl parlıyordu. Artık
çıldırmıştım, doğruldum, onu sırt üstü yatırdım, üzerine çıktım. Siki amıma değmişti artık, sikini amımın
dudakları arasında oynatıyordum. Sularım akıyordu. Bir yandan da nasıl girecek bu içime diye
düşünüyordum…
Eğildim biraz, memelerim ağzındaydı şimdi, hoyratça emiyordu. Bir anda bıraktım kendimi yarağın üzerine.
Amımı kılıç gibi yara yara girdi köküne kadar. Nefesim kesilmişti. Biraz durdum nefeslendim, içime alışmasını
sağladım. Sonra kalçalarımı kıvırmaya başladım. Yağ gibi girip çıkıyordu içime. Ben yukarı yükselirken o da
kalçalarını kaldırıyor, içimden çıkmak istemiyordu. Hızlanmıştım, gittikçe daha da hızlanıyordum. Memelerimi
dişlerken kasılmaya başladım. O da titriyordu… Birden içime fışkırtmaya başladığında çıldırmıştım. Ben de
geliyordum. Sarsıla sarsıla amımın derinlilerine fışkırtıyordu. Bitirmişti beni. Yığılıp kaldım üzerine. İkimiz de
nefes nefeseydik. Sarıldı bana, “Nesrin teyze, ben seni siktim mi şimdi?” dedi. Güldüm, “Evet siktin, hem de
çok güzelsiktin!” dedim ve dudaklarına bir öpücük kondurdum. “Hadi bakalım banyoya!” dedim.
Birlikte kaltık, onu banyoda bir güzel sabunladım. Sabunlarken siki yine kalkmıştı, ama yeterdi bu kadar.
Sadece yıkandık çıktık. “Hadi bakalım şimdi giyin ve doğru derslerinin başına! Bu günkü yaşadıklarımızı
kimseye söylemek yok, bu bizim sırrımız!” dedim. “Tamam!” dedi, giyindi, dudağıma bir öpücük kondurdu ve
“Nesrin teyze, birgün kızarkadaşımla birlikte sana gelebilirmiyiz?” diye sordu. “Düşünürüz! Sen şimdi doğru
evine!” dedim. Sevinçten ağzı kulaklarında çıkıp gitti.
Ben de çırılçıplak birşekilde yatağa uzandım. Kocam için kaymak gibi yaptığım tertemiz amım, tazecik bir
yarak tarafından sikilmişti. Saat 18’e geliyordu, gözlerimi kapayıp bu yaşadıklarımı düşünürken öylece
uyumuşum. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama, vücudumda gezinen nefesle uyandım. Eşimdi, beni öyle
görünce soyunmuş ve dudakları vücudumda gezintiye çıkmıştı bile. Döndüm sarıldım. Bir anda parmaklarını
amıma gömdü. Amım halen sırılsıklam ve fırın gibiydi. “Hayrola, bu gün birşey mi oldu?” dedi. Güldüm, “Yok,
biraz önce ağda yaparken seni düşündüm azdım!” dedim. “Gel o zaman!” dedi ve uçurmaya başladı beni…
[Nesrin]

KADINLAR NEDEN SERSERİ ERKEKLERDEN HOŞLANIR? VE NEDEN ALDATILIR?

Cevap: Testosteron yüzünden!

Testosteron: Erkeklik ve iktidar hormonu!

Efendim şimdi kısaca anlatayım; bu testosteron denen meret kadınlarda ve erkeklerde libidoyu (cinsel dürtü) belirliyor. Bu da aslında genlerimizin bir maşası. Yani kadın genleri, çocuğunu doğurabilecek, güçlü kuvvetli, kadınını ve yuvasını koruyabilecek erkekleri arayıp duruyor ve bu özellikleri barındıran testosteronu yüksek erkekleri beğeniyorlar.

Testostoronu yüksek erkekler ise aynı şekilde soylarının devamı için tüm güçlerini dünyayı döllemeye harcadıklarından bağımsız tipler oluyorlar..! Veee kadınlara “Ben niye bu adama çattım şimdi? O kadar efendi adam varken gittim bunu buldum” diye hayıflanıp durmak kalıyor.

Yani kızlar, efendi adamları sevmiyorsanız bu genlerinizin suçu! Genleriniz erkek gibi erkek (!) arıyor. Erkek gibi erkekler -yani testosteronu yüksek olanlar- ise bağlasan durmuyor.
Bu durumda sonuç: “Kadınlar aldatan erkek seviyor”!!! ( Bu, içimizdeki gizli maço sevdasını da açıklıyor sanırım.)

Bu testosteron yüzünden daima, Adnan Beyleri bir kenara bırakıp, Behlüllere koşacağız…

O halde sonsuza kadar ağlayıp duracağız, ama kendi düşen ağlamaz öyle değil mi?

Peki, bu testosteronu yüksek adamlar nasıl oluyor?

Yüksek testosteronlu erkeklerin ortak özellikleri fethetmek, sahiplenmek, yönetmek ve hükmetmek. Onlar, iktidar sahibi olma ve iktidarı ellerinde tutma eğilimindeler. Uzlaşmacı değiller. Değişimden yanalar, hareketliler. Bağımsızlar. Topluluklarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar. Neşeli olmaya açıklar. Onlar, kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Başkalarının verdiği rollerden hoşlanmıyorlar. Figüran olmak istemiyorlar. Vazgeçmiyorlar, pes etmiyorlar…

Yüksek testosteron seviyelerine sahip olan erkekler bağlanmakta zorlanırlar!

Çünkü testosteron, bağlanmaya teşvik eden vasopressin ve oksitosin adı verilen kimyasalların salgılanmasını baskılar.
İşte bir erkeğin yüksek dozda testosterona sahip olduğunu gösteren işaretler:

• Güçlü kaşlar
• Kemikli elmacık kemikleri
• İnce dudaklar
• Belirgin çene hatları
• Geniş omuzlar
• Kaslı vücut
• İşaret parmağından daha uzun yüzük parmağı
• Büyük cinsel organ

Yüzük parmağı uzun erkekler daha saldırgan oluyor! >>>>>>

Yüzük parmağı uzun erkek, otomobili daha tehlikeli sürüyor; daha saldırgan oluyor.

Yüzük parmağı uzunluğuyla ilgili yapılan yeni bir araştırma, bu parmağı uzun olan erkeklerin çok hızlı ve tehlikeli araç kullandıklarını ve yasak yerlere park ettiklerini ortaya koydu.
Yüzük parmağı işaret parmağından uzun olan erkeklerin tehlikeli araç kullandıkları ve daha saldırgan oldukları belirlendi.

Almanyanın Mainz Üniversitesi tarafından ortalama 78 yaşındaki 77 erkek sürücü üzerinde yapılan araştırmada, deneklerin sol ellerinde yüzük ile işaret parmaklarının uzunlukları arasındaki fark ölçüldü ve son 5 yıldaki trafik kayıtları incelendi. Deneklerin üçte birinin aşırı hız ve alkollü araç kullanmaktan ceza aldıklarını belirleyen araştırmacılar, tehlikeli araç kullanımının doğumdan itibaren programlanmış olabileceğini, çünkü parmak uzunluğunun ana rahminde erkeklik hormonu testosteron etkisinde kalmayla doğrudan bağlantılı olduğunu belirttiler.

Yüzük parmağının uzunluğuyla ilgili daha önce yapılan araştırmalar da, bu parmağın işaret parmağından uzun olmasının erkeklerde sağlıktan davranışa dek birçok etkisinin olabileceğini göstermişti.

Bilim insanları, ana rahminde yüksek düzeyde testosterona maruz kalmanın yaşamın safhalarında beynin çalışmasını bir şekilde etkileyebileceğini düşünüyor. Bu durumun kemiklerdeki testosteron reseptörlerini uyararak, yüzük parmağının büyümesini sağlayabileceği de tahmin ediliyor. Yüzük parmağı uzun erkeklerin daha saldırgan olabileceğini ortaya koyan son araştırma, Accident Analysis and Prevention Dergisinde yayımlandı.